2002’nin gölgesinde yarım kalan hayal…
2002… Türk futbolunun hafızasına altın harflerle kazınmış bir yıldı bizim için… Japonya ve Güney Kore’de oynanan Dünya Kupası’nda ay-yıldızlı formamız, sadece bir milli takım forması değildi; 85 milyonun umuduydu. Brezilya’ya kafa tutan, Güney Kore’yi devirip dünya üçüncüsü olan o kadro, hepimize “Biz de yapabiliriz” duygusunu miras bıraktı.
Aradan yıllar geçti.
Her Dünya Kupası geldiğinde, içimizde aynı heyecan yeniden filizlendi. Belki bu kez… Belki yeniden…
++++
“ACABA 2002 RUHU GERİ DÖNER Mİ?”
2026 Dünya Kupası da işte o umutlardan biriydi. Uzun yılların ardından yeniden Dünya Kupası sahnesinde olmak bile başlı başına büyük bir mutluluktu. Tribünlerde kırmızı-beyaz denizi, ekran başında milyonlar, sosyal medyada tek yürek olan bir ülke… Herkesin aklında aynı soru vardı: “Acaba 2002 ruhu geri döner mi?”
Ne yazık ki dönmedi.
Sahaya çıkan futbolcularımız mücadele etti, ter döktü, ancak futbol bazen sadece istemekle olmuyor. Eksiklerimiz, hatalarımız ve kırılma anlarında yaptığımız yanlış tercihler bizi turnuvaya erken veda etmek zorunda bıraktı.
Belki de en çok can yakan, elenmekten ziyade kurulan hayallerin yarım kalmasıydı.
Çünkü bu millet, Dünya Kupası’nı sadece izlemek istemiyor. Bu millet yeniden dünyanın en büyük futbol sahnesinde söz sahibi olmak, yeniden çeyrek finalleri, yarı finalleri konuşmak, yeniden İstiklal Marşı’nı milyonlara dinletmek istiyor.
2002’nin çocukları bugün yetişkin oldu. O gün televizyon başında gözleri dolan nesil, şimdi kendi çocuklarına İlhan Mansız’ı anlatıyor. O başarı, nesiller arasında aktarılan bir futbol masalına dönüştü.
Belki de sorun tam burada…
Biz hâlâ 2002’yi özlüyoruz ama yeni bir 2002’yi inşa etmek için uzun vadeli planlara, altyapıya ve istikrara aynı kararlılıkla sarılamıyoruz. Dünya futbolu değişiyor, gelişiyor; biz ise zaman zaman geçmişin güzel anılarıyla avunuyoruz.
Yine de umudu kaybetmemek gerekiyor.
Çünkü bu forma, bu arma ve bu ülke daha büyük başarıları hak ediyor. Belki bugün olmadı. Belki 2026’da hayallerimiz erken sona erdi. Ama Türk futbolu, 2002’de gösterdiği gibi yeniden ayağa kalkabilecek potansiyele sahip.
O kupaya uzanmayı gerçekten çok istemiştik.
Bu kez olmadı…
Ama bir gün, yine aynı heyecanla, aynı inançla “Biz neden şampiyon olmayalım?” diyebileceğimiz günlerin geleceğine inanmak istiyoruz.
Çünkü bazı hayaller ertelenir, vazgeçilmez.
Sevgiyle kalın… Umutla kalın…
