Yıllar önce bir öğretmenin anlatımına dayanan iddialara göre, Trabzon’dan köye gelen gizemli bir yabancı, yerel halka bölgedeki mağarayı sorarak kendisini oraya götürmelerini ister. Köylüler, “Burası topu topu 30 metrelik bir mağara, sonu duvar; orada ne yapacaksın?” diye sorsalar da yabancı kararlıdır. Kendisine eşlik edecek yedi cesur genç bulmalarını ister.
Sabaha karşı gençleri yanına alan bu gizemli adam, mağaranın girişinde tılsımlı sözler okumaya başlar. Duvarın yarılmasıyla birlikte grup içeri girer ve gözden kaybolur. Dışarıda bekleyenlerin merakla içeri bakmasına rağmen arkalarında hiçbir iz kalmamıştır. Girişteki duvarın ardında; yılanlarla kaplı geçitler ve alevlerle dolu odalardan geçerek sonunda altınla bezeli muazzam bir odaya ulaşırlar.

Burada karşılarına büyüleyici güzellikte bir kadın çıkar. Trabzonlu rehber, gençleri “Sakın bu kadına meyil etmeyin, dönüp bakmayın!” diyerek kesin bir dille uyarır. Ancak gençlerden biri kadının güzelliğine dayanamayıp iç geçirince adeta kıyamet kopar.
Tılsımın bozulmasıyla etrafa savrulan ve ancak yedi gün sonra bir araya gelebilen gençlerin ifadesine göre, her biri gözlerini mağaradan yüzlerce kilometre uzakta açmıştır. İçlerinden en yakına düşeninin bile 200 kilometre ötede, çırılçıplak bir hâlde bulunduğu efsaneleşen iddialar arasında yer alıyor. Trabzonlu adam ise hala kayıp. >>>Şerafettin KAZAK


