PCUSA’nın Milwaukee’de toplanan 227. Genel Kurulunda, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşını soykırım olarak tanımlayacak, ABD Kongresine İsrail’e karşı silah ambargosu uygulanması için baskı yapacak ve üyelerini savaşa katkıda bulunan İsrail ürünlerini boykot etmeye teşvik edecek bir karar için oy kullanıldı.
Söz konusu karar, yapılan oylama sonucu 15 hayır oyuna karşılık 454 evet oyuyla kabul edildi.
Filistinli Amerikalı ve Presbiteryen Kilisesi’nin eski moderatörü Rahip Dr. Fahed Abu Akel konuyla ilgili açıklamasında, “Okulların, üniversitelerin, hastanelerin, camilerin ve kiliselerin çoğunun kendi Amerikan yapımı silahlarımız ve dolarlarımızla yıkılmasını izledik.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in yıktığı kiliseler arasında, Ortodox, Baptist, Katolik kilisesi gibi her türden ibadethane olduğunu vurgulayan Abu Akel, bu konuda daha fazla “sessiz kalamayacaklarını” belirtti.
Kilisenin komisyon üyeleri, Filistin’deki Hristiyan topluluğunun Kasım 2025’te yayımladığı ve İsrail’e karşı uluslararası boykot, yatırımların geri çekilmesi ve yaptırım çabalarının yoğunlaştırılması çağrısında bulunan bildiriyi de 21 hayır oyuna karşılık 447 evet oyuyla onayladı.
Söz konusu oylamalar, Presbiteryan Kilisesi’nin pazar günü oybirliğiyle İsrail ordusuna teknolojik destek sağlayan Palantir şirketi ve yine İsrail ordusunda kullanılan uçak ve helikopterler için motor üreten GE Aerospace’ten yatırımlarını çekme kararı almasının ardından geldi.
PCUSA Filistin Adalet Ağı’nın eş moderatörü Marietta Macy, dini yayın kuruluşu Baptist News’e yaptığı açıklamada, “Hem Hristiyan hem de Müslüman topluluklardaki Filistinli ortaklarımız, 2005’ten beri bizden, insan haklarının tamamına kavuşmalarına yardımcı olmak için boykot, yatırımlardan çekilme ve yaptırımlar uygulamamızı istiyorlardı.” ifadelerine yer verdi.
Öte yandan Kilise yönetimi, Palantir’in ülke çapında göçmenlere yönelik baskılar sırasında insanları sınır dışı etme konusunda ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı (ICE) ile olan ortaklığına ve İsrail ordusuna Gazze’de kimin öldürüleceğine karar vermede yardımcı olduğu iddiasına da dikkati çekti.
PCUSA, 2004’ten beri Filistin’deki İsrail eylemlerini protesto ediyor. Bu protestolar arasında ülkede faaliyet gösteren şirketlerden yatırımlarını çekme, işgal altındaki topraklarda üretilen İsrail ürünlerine yönelik boykot çağrıları ve dini kuruluşların Filistinli işletmeleri desteklemesi yönündeki çağrılar yer alıyor.
Filistin Kilise İşleri Komitesi ABD Presbiteryan Kilisesi’nin İsrail kararını memnuniyetle karşıladı
Filistin Devlet Başkanlığı Kilise İşleri Yüksek Komitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kararın adalet ve hesap verebilirlik ilkelerinin güçlendirilmesi yönünde atılmış ileri bir adım olduğu vurgulandı.
Açıklamada, ABD Presbiteryen Kilisesi’nin 227. Genel Kurulu’nda yapılan oylamada kararın, 15 “hayır” oyuna karşı 454 “evet” oyu gibi büyük bir çoğunlukla kabul edildiği bilgisine yer verildi.
Filistinli din adamlarının ve kutsal topraklardaki Presbiteryen Kilisesi’nin, Filistin anlatısını uluslararası kilise platformlarına aktarmadaki rolüne dikkat çekilen açıklamada, bu çabaların söz konusu tarihi kararın şekillenmesine önemli katkı sağladığı ifade edildi.
Komite, kilisenin İsrail işgaliyle bağlantılı ürün ve şirketleri boykot etme kararını da takdirle karşıladı.
Açıklamada, kilisenin, İsrail’in askeri operasyonlarına destek verdikleri gerekçesiyle “Palantir Technologies” ve “GE Aerospace” şirketlerindeki yatırımlarını geri çekme kararının, “sorumlu yatırım” ilkesine yönelik ahlaki bir bağlılığı yansıttığı belirtildi.
Özgürlük, adalet ve işgalin sona erdirilmesi çağrısında bulunan “Kairos Filistin” belgesinin kilise tarafından kabul edilmesinden duyulan memnuniyetin dile getirildiği açıklamada, bu belgenin uluslararası hukuka ve insan haklarına dayanan Filistinli Hristiyan vizyonunu temsil ettiği kaydedildi.
Filistin Devlet Başkanlığı Kilise İşleri Yüksek Komitesi, dünya genelindeki tüm kilise ve dini kurumlara benzer adımlar atma çağrısında bulundu.
Açıklamada, uluslararası hesap verebilirliğin desteklenmesi, İsrail’e silah ihracatının durdurulması ve işgale destek veren şirketlerin sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek, bu adımların işgalin sona ermesine ve Filistin halkının meşru haklarına kavuşmasına katkı sağlayacağı vurgulandı.
