Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Kazakistan İş Konseyi Başkanı Selçuk Yüce, Türkiye ile Kazakistan arasındaki 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin çalışmalara yön verdiğini belirterek, “Hedefe ulaşmak için ticarete konu olan ürünleri çeşitlendirmemiz, karşılıklı pazar erişimini kolaylaştırmamız ve daha fazla firmayı ikili ticarete dahil etmemiz gerekiyor.” dedi.
Yüce, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile Kazakistan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin, güçlü dostluk bağlarının ve stratejik ortaklığın desteğiyle gelişmeye devam ettiğini söyledi.
13-14 Mayıs’ta Astana’da düzenlenen Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) 6. Toplantısı’nın ilişkilerin ulaştığı seviyeyi ortaya çıkardığını belirten Yüce, atılan adımların ekonomik ve ticari ilişkilerin Kazakistan’ın bağımsızlığından bu yana en güçlü dönemlerinden birinde olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Yüce, sektörel açıdan imalat sanayisi, madencilik, tarım ve gıda işleme alanlarının öne çıktığını kaydederek, “Kazakistan’ın tarımsal kapasitesinin modern üretim, işleme ve depolama teknolojileriyle desteklenmesi, Türk firmalarının deneyimlerini değerlendirebileceği önemli fırsatlar sunuyor.” dedi.
Ham maddelerin yerinde işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin de her iki ülkeye kazanım sağlayabilecek önemli bir işbirliği modeli olduğuna dikkati çeken Yüce, şunları kaydetti:
“Sağlık, kimya, ilaç ve tıbbi ekipman üretimini de öncelikli alanlar arasında görüyorum. Türkiye’nin bu alanlardaki bilgi birikimini Kazakistan’ın ihtiyaçlarıyla buluşturabiliriz. Enerji, lojistik ve dijital teknolojiler ise ekonomik ortaklığımızı daha geniş bir zemine taşıyabilecek diğer sektörler. Özellikle yapay zeka ve dijitalleşme alanlarında karşılıklı deneyim paylaşımının ve ortak girişimlerin bölgesel ölçekte önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum.”
“Türkiye’nin Kazakistan pazarındaki payını artırırken iki yönlü ticaretin dengeli gelişmesini önemsiyoruz”
DEİK Türkiye-Kazakistan İş Konseyi Başkanı Yüce, Türkiye ile Kazakistan arasındaki ticaret hacminin ulaştığı seviyeyi önemli bulduklarını dile getirerek, ikili ticaret hacminin 2025 yılı verilerine göre yaklaşık 10 milyar dolara ulaştığını, önceliğin bu büyümeyi istikrarlı ve sürdürülebilir hale getirmek olduğunu söyledi.
Yüce, Türkiye ile Kazakistan arasındaki 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin çalışmalara yön verdiğini kaydederek, “Bu hedefe ulaşmak için ticarete konu olan ürünleri çeşitlendirmemiz, karşılıklı pazar erişimini kolaylaştırmamız ve daha fazla firmayı ikili ticarete dahil etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin Kazakistan pazarındaki payını artırırken iki yönlü ticaretin dengeli biçimde gelişmesini de önemsiyoruz.” diye konuştu.
Gelecek dönemde temasların ticari anlaşmalara dönüşmesini desteklemeye ve daha fazla firmanın fırsatlardan yararlanmasına odaklanacaklarını belirten Yüce, “Bu doğrultuda, sektör ve ürün bazında fırsatların belirlenmesini, ihracatçılarımızın potansiyel alıcılarla buluşturulmasını ve pazar koşulları hakkında düzenli olarak bilgilendirilmesini öncelikli görüyoruz.” ifadesini kullandı.
Yüce, lojistik maliyetlerinin azaltılması, teslimat sürelerinin kısaltılması ve gümrük işlemlerinin kolaylaştırılmasının ticaretin gelişmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, “Bu alanlarda sağlanacak ilerleme, firmalarımızın rekabet gücünü artıracak ve yeni iş bağlantılarının düzenli ticari ilişkilere dönüşmesini kolaylaştıracak. Hedefimiz, daha fazla şirketin aktif olarak yer aldığı, ürün çeşitliliği yüksek ve sürdürülebilir bir ticari yapı oluşturarak 15 milyar dolarlık hedefe sağlam adımlarla ilerlemek.” açıklamasını yaptı.
“Türk yatırımcıların ilgisini somut projeler üzerinden görmek mümkün”
Selçuk Yüce, Kazakistan’ın yatırım ortamını geliştirmeye yönelik adımlarının Türk şirketlerinin yatırım süreçlerini kolaylaştırdığını belirterek, yatırımcı işlemlerinin tek noktadan yürütülmesini amaçlayan dijital platform, idari sorunların çözümüne yönelik mekanizmalar ve yatırımcı haklarının korunmasına verilen önemin bu açıdan dikkat çektiğini vurguladı.
Özel ekonomik bölgelerde gerekli koşulları sağlayan projelere sunulan vergi ve gümrük avantajlarının üretim yatırımlarını desteklediğini kaydeden Yüce, “Bu imkanlar, Türk şirketlerinin Kazakistan’da tesis kurarak hem yerel talebi karşılamasına hem de bölge pazarlarına yönelik üretim yapmasına katkı sağlıyor. Yatırımın sektörüne, yerine ve ölçeğine uygun desteklerin doğru değerlendirilmesi burada önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yüce, Türk yatırımcıların ilgisini somut projeler üzerinden görmenin mümkün olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“Önümüzdeki dönemde tarımsal ürünlerin ileri düzeyde işlenmesi, sağlık, imalat ve ambalaj sanayisi, inşaat malzemeleri, madencilik, ilaç ve gıda takviyesi üretimi ile lojistik merkezleri alanlarında yatırımların artmasını bekliyorum. Açıklanan projeler ve Kazakistan’ın yerel üretimi geliştirme yönündeki öncelikleri, bu beklentiyi destekliyor. Türk şirketleri açısından temel fırsat, ülkenin ihtiyaçlarına uygun yatırımlar geliştirerek üretim tecrübelerini ve teknolojilerini bu pazara taşımak.”
“Orta Koridor, ticaret yollarının çeşitlendirilmesine katkı sağlıyor”
Selçuk Yüce, Kazakistan’ın Orta Asya’daki konumu ile Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz pazarlarına erişiminin iki ülkeye geniş bir coğrafyada birlikte hareket etme imkanı sunduğunu söyledi.
Orta Koridor’un stratejik önem taşıdığını bildiren Yüce, şu ifadeleri kullandı:
“Çin’den başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi ve Güney Kafkasya üzerinden Türkiye’ye uzanan bu güzergah, ticaret yollarının çeşitlendirilmesine katkı sağlıyor. Ancak bir koridorun tercih edilmesi için coğrafi avantaj tek başına yeterli değil. Düzenli seferler, öngörülebilir teslimat süreleri ve rekabetçi taşıma maliyetleri de gerekiyor. Bu nedenle liman, demir yolu ve lojistik merkez yatırımlarının, gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesiyle birlikte ilerlemesi önemli. Nitekim iki ülke arasındaki görüşmelerde elektronik geçiş belgeleri ve dijital yük yönetimi gibi uygulamalar da gündeme geliyor. Enerji ve sanayi projeleri, bu bağlantıların üretim boyutunu güçlendiriyor. Güvenilir enerji arzı, sanayi tesislerinin kesintisiz ve verimli çalışması için temel bir ihtiyaç. Türk şirketlerinin enerji üretimi, yapı malzemeleri ve kimya gibi alanlardaki yatırımları, Kazakistan’ın üretim kapasitesine katkıda bulunuyor. Aynı zamanda ekipman, teknoloji ve mühendislik hizmetleri bakımından iki ülke arasında yeni iş imkanları oluşturuyor.”
Yüce, uzun vadede beklentilerinin Türkiye ile Kazakistan’ın ortak üretim ve üçüncü ülke pazarlarına erişim konusunda daha yakın çalışması olduğunu belirterek, “Bu yaklaşımın, ikili ticaretimizi dış koşullardaki değişimlere karşı daha dayanıklı hale getireceğine inanıyorum.” diye konuştu.
“Üye ülkelerin doğal kaynakları, üretim kabiliyetleri ve farklı pazarlara erişim imkanları birbirini tamamlıyor”
Türk Devletleri Teşkilatını, ortak tarih ve kültür bağlarının ekonomik ve ticari işbirliğine dönüştürebileceği önemli bir platform olarak gördüğünü dile getiren Selçuk Yüce, “Üye ülkelerin doğal kaynakları, üretim kabiliyetleri ve farklı pazarlara erişim imkanları birbirini tamamlıyor.” açıklamasını yaptı.
Yüce, Kazakistan’ın enerji ve maden kaynakları, tarımsal kapasitesi ve Avrasya’daki ulaşım bağlantılarıyla Türk Devletleri Teşkilatının en önemli ekonomik aktörlerinden biri olduğuna işaret ederek, “Ülkenin teşkilata katkısını ham madde tedarikinin ötesinde değerlendiriyorum. Kazakistan’ın ortak sanayi yatırımları, gıda üretimi ve bölgesel dağıtım ağlarında üstleneceği rol, üye ülkeler arasındaki ekonomik bağları güçlendirebilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin diğer üye ülkelerdeki alıcılara, yatırım fırsatlarına ve güvenilir iş ortaklarına erişimini kolaylaştıracak mekanizmalara ihtiyaç duyduklarını ifade eden Yüce, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Karşılıklı yatırımların geliştirilmesi için ortak finansman imkanlarının artırılmasını ve somut projeler etrafında ortaklıklar kurulmasını önemsiyorum. Bir ülkenin ham maddesini diğerinin teknolojisi ve üretim tecrübesiyle buluşturan projeler, teşkilat içindeki ekonomik bütünleşmeye doğrudan katkı sağlayacaktır. Yatırım koşullarının açık ve öngörülebilir olması, ticari uyuşmazlıkların etkin biçimde çözülebilmesi de bu sürecin temel şartları arasında yer alıyor.”>>>AA
