Afyonkarahisarlı 16 yaşındaki Tuğçe Su Babacan, genç yaşına rağmen yazdığı üç kitapla edebiyat dünyasında kendine yer edinmeye çalışıyor. Afyon Lisesi 11. sınıf öğrencisi olan Babacan, yazarlık serüvenine altıncı sınıfta başladı. Genç yazarın bugüne kadar kaleme aldığı eserler arasında “Emma White Kötülüğe Karşı”, “Sessiz Protokol” ve bu ay yayımlanan “Gökyüzü Hapishanesi” bulunuyor.
KONULARINI DOĞAÇLAMA GELİŞTİRİYOR
Kitaplarını genellikle sessiz bir ortamda ve müzik dinleyerek yazdığını belirten Babacan, eserlerini önceden belirlediği katı bir plana göre oluşturmadığını söyledi. Yazma sürecini anlatan Babacan, “Genel olarak bir konu üzerine şöyle yazayım, böyle yazayım şeklinde değil; hepsi çok doğaçlama gerçekleşen şeyler” dedi.
İlk kitabı “Emma White Kötülüğe Karşı”nda perilerin bulunduğu fantastik bir dünyayı anlatan genç yazar, geçen yıl kaleme aldığı “Sessiz Protokol” adlı eserinde ise yapay zekânın insan kontrolünden çıkması ihtimalini ele aldı. Distopik ve kıyamet sonrası bir dünyada geçen kitap, yapay zekânın kontrolden çıkmasıyla ortaya çıkan tehlikeleri konu alıyor.

GÖKYÜZÜNÜ HAPİSHANEYE DÖNÜŞTÜRDÜ
Bu ay yayımlanan üçüncü kitabı “Gökyüzü Hapishanesi”nde mitolojiden esinlenen Babacan, özgürlük kavramını farklı bir bakış açısıyla ele aldı. Kitabında özgürlük tanrıçası Eleutheria’nın insanlara özgürlük bahşetmesinin ardından ortaya çıkan kötülükleri konu edinen genç yazar, suç işleyen insanların cezalandırılması için gökyüzünü bir hapishaneye dönüştürdü.
Kitabının ortaya çıkışını anlatan Babacan, “Özgürlük tanrısı Eleutheria insanlara özgürlük bahşettikten sonra insanların kötülük yapmaya, sürekli birbirlerini öldürmeye ve yalan söylemeye başladığını görüyor. Bu kötülüklerin önüne geçmek için gökyüzünü bir hapishane olarak yaratıyor ve kötülük işleyen insanları yıldız formunda gökyüzüne yerleştiriyor” ifadelerini kullandı.
“ÖNCE OKUMAK GEREKİYOR”
Kitap yazmak isteyen yaşıtlarına da tavsiyelerde bulunan Babacan, yazarlığın temelinde düzenli kitap okumanın bulunduğunu vurguladı. Okumanın bir alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini belirten genç yazar, “Kitap yazmak isteyenlere önerim, ilk başta sürekli kitap okumayı bir alışkanlık ve hobi haline getirmek. Çünkü okumadan yazılabilecek bir yetenek veya iş değil bu. Önce dolmanız lazım belli bir yere kadar, sonrasında taşarak zaten bir eser oluşuyor” dedi.
Yazarlığın kendisine önemli kazanımlar sağladığını belirten Babacan, özellikle insanları ve çevresini gözlemleme becerisinin geliştiğini dile getirdi. Okul hayatıyla yazarlığı birlikte yürütmenin zaman zaman zorlayıcı olduğunu da ifade eden Babacan, iki alan arasında denge kurmaya çalıştığını söyledi. >>>Mustafa BAYER
