Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ABD’den Uluslararası Ceza Mahkemesine yaptırım kararı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) eski yargıçlarından Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay’ın “2026 Nobel Barış Ödülü”nü kazanmasının ardından UCM’ye yaptırım kararı aldıklarını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) eski

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, sosyal medya hesabından yaptığı video paylaşımında, UCM’ye yönelik bugün aldıkları yaptırım kararını duyurdu.

Rubio, “Başkan Trump, Uluslararası Ceza Mahkemesinin Amerikalıları yargılamasına asla izin vermeyecektir. İşte bu nedenle bugün ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesine yaptırım uyguluyor.” ifadelerini kullandı.

Mahkemenin üyesi olmadıklarını ve bu mahkemenin Amerikan vatandaşları üzerinde herhangi bir yetkisinin olduğunu kabul etmediklerini vurgulayan Rubio, UCM’nin herhangi bir noktada bu tür bir adım atmasını engellemek için yaptırım kararı aldıklarını belirtti.

Rubio, “Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM’yi ortadan kaldıracağız.” ifadesine yer verdi.

ABD’li Bakan, “Bunu yapmazlarsa ABD, Amerikalılar artık tehdit altında kalmayana kadar UCM’yi adım adım yıkmaya devam edecektir.” ifadesini kullandı.

ABD’nin söz konusu yaptırım kararını, mahkemenin eski yargıçlarından ve kısa süre önce, “İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği” sonucuna varan bir Birleşmiş Milletler (BM) raporunun hazırlanmasını yöneten Pillay’ın Nobel Barış Ödülü’nü kazanmasından birkaç saat sonra açıklaması dikkati çekti.

Mahkeme, Kasım 2024’te Gazze’deki soykırımı nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmış, ABD ise söz konusu karara şiddetle itiraz etmiş ve kararı tanımadığını dile getirmişti.

UCM, yaptırımlara karşı görevini sürdüreceğini açıklayarak taraf devletleri harekete geçmeye çağırdı

UCM’den yapılan yazılı açıklamada, ABD’nin bugün mahkemeye kurum olarak yaptırım uyguladığı belirtildi.

Bu “eşi görülmemiş” adımın, mahkemede görev yapan 13 bağımsız yargıç ve savcıya yönelik yaptırım kararlarının ardından geldiği hatırlatılan açıklamada, söz konusu yaptırımların, 125 taraf devletin soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçunu soruşturma yetkisi verdiği ve antlaşmayla kurulmuş bağımsız bir yargı kurumunu hedef aldığı kaydedildi.

Açıklamada, yaptırım kararının “adaletin işleyişini engelleme ve mahkemenin kuruluş amacını yerine getirmesini önleme girişimi” olduğu ifade edilerek, bunun “hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığı” ilkesine darbe vurduğu belirtildi.

“Mahkeme yılmayacak”

Ayrıca açıklamada, yaptırımların, mahkemenin faaliyetlerini aksatmayı, mahkeme çalışanları ve mahkemeyle işbirliği yapanları yıldırmayı hedeflediği kaydedildi.

Mahkemenin tek başına ayakta duramayacağı, geleceğinin artık onu kuran devletlerin de elinde olduğu belirtilen açıklamada, devletler somut adım atmaya çağrıldı.

Açıklamada, meselenin yalnızca tek bir kurumu savunmak olmadığı, hukukun üstünlüğüne dayalı uluslararası düzeni korumak olduğu vurgulandı.

“Kimse adalete hizmet ettiği için cezalandırılmamalı” denilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“Tarih bu anı yargılayacak. Gelecek nesiller ve her şeyden önce toplu vahşetlerin mağdurları, onları korumak için kurulan bir kurum saldırıya uğradığında nasıl karşılık verdiğimizi soracak. Mahkemenin dimdik durup durmadığını, uluslararası toplumun ilan ettiği ilkeleri savunup savunmadığını ya da baskı karşısında bu ilkelerin terk edilmesine göz yumup yummadığını soracaklar.”

UCM Başkanı Tomoko Akane, açıklamada yer alan değerlendirmesinde, “Mahkeme, en ağır suçların sayısız mağduru adına, bağımsızlık ve tarafsızlık içinde, yalnızca hukuk ve delillere dayanarak görevini eksiksiz yerine getirmeye devam edecektir.” ifadesini kullandı.

BM Genel Sekreteri Guterres, yaptırım kararını kınadı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında açıklama yaptı.

Dujarric, ABD’nin UCM’ye yönelik yaptırım kararına değinerek, “Genel Sekreter, ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesine bir kurum olarak yaptırım uygulama kararını kınamaktadır.” ifadesini kullandı.

Guterres’in yaptırımların UCM çalışmalarını olumsuz etkilemesi ve UCM çalışanlarının görevlerini yerine getirmesini zorlaştırmasından “derin endişe” duyduğunu aktaran Dujarric, Guterres’e atfen, “Bugünkü karar, UCM’nin kilit bir rol oynadığı uluslararası ceza adaletine yönelik ortak çabalara ciddi bir darbe vurmaktadır. Uluslararası suçlardan hesap sorulması ve mağdurlara adalet sağlanması, barış, güvenlik, insan hakları ve temel özgürlüklere yönelik küresel taahhüdümüzün merkezindedir.” diye konuştu.

Dujarric, Genel Sekreter’in UCM ve yetkililerinin bağımsızlığına olan sarsılmaz desteğini yineleyerek, “Genel Sekreter, tüm devletleri uluslararası hukuk kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmeye ve uluslararası toplumu ilgilendiren en ciddi suçlardan hesap sorulmasını sağlamaya yönelik çabaları desteklemeye çağırmaktadır.” dedi.

BM Yüksek Komiseri Türk: ABD’nin UCM’ye yönelik yeni yaptırımları kabul edilemez

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, UCM’yi ve onunla işbirliği yapan grup ve bireyleri korumak amacıyla derhal tedbirler alınması çağrısında bulundu.

Türk, “En ağır insan hakları ihlallerine karşı hesap verebilirliği sağlama yönünde her gün yürüttükleri çalışmalar nedeniyle UCM’ye ve personeline karşı atılan bir dizi misilleme adımının sonuncusu olan bu yaptırımlar kabul edilemez. Bu yaptırımların, adalet arayışında UCM bünyesinde veya UCM ile birlikte çalışanlar üzerinde caydırıcı bir etki oluşturmasına izin verilmemeli.” ifadelerini kullandı.

Özellikle uluslararası toplumun tam üçte ikisini oluşturan ve UCM Roma Statüsü’ne taraf olan 125 devlete Mahkemenin hayati önem taşıyan çalışmalarını savunmak ve işlevini sürdürebilmesini güvence altına almak için acil adımlar atma çağrısında bulunan Türk, bu ülkelerin, bizzat oluşturdukları kurumu koruma konusunda özel bir yükümlülükleri bulunduğunun da altını çizdi.

Türk, “ABD’nin bu son duyurusu, Şubat 2025’ten bu yana UCM’nin 18 yargıcının yarısına, eski başsavcısına, her iki başsavcı yardımcısına ve üst düzey bir personeline yönelik uygulanan bir dizi yaptırımın ardından geldi.” ifadesine yer verdi.

UCM’ye ve personeline yönelik tüm yaptırımların geri çekilmesi çağrısı yapan Türk, dünyayı sarsan tüm çatışma ve krizlerde, cezasızlığın şiddeti ve acıyı körüklediğinin son derece açık olduğunu vurguladı.

Türk, “Ciddi ihlalleri belgeleyen, soruşturan ve yargılayanları cezalandırmak yerine adaletin ve hesap verebilirliğin sağlanmasına daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği, ABD’nin kararından “derin üzüntü” duyduğunu bildirdi

Avrupa Birliği (AB) Komisyonundan yapılan yazılı açıklamada, Birliğin UCM’yi sürekli desteklediği vurgulanarak, Mahkemenin etkin şekilde faaliyet göstermeyi sürdürmesi için yakın işbirliği yapılacağı belirtildi.

Avrupa Birliği’nin ABD’nin UCM’ye yaptırım uygulama niyetini açıklamasından “derin üzüntü” duyduğu aktarılan açıklamada, UCM’nin bağımsızlığının korunması ve buna saygı gösterilmesi amacıyla Roma Statüsü’ne taraf 125 devletin tamamıyla çalışma kararlılığı ifade edildi.

Açıklamada, tedbirlerin uygulanmasına kadar 6 aylık süre bulunduğuna işaret edilerek, bu sürenin diyaloğa imkan tanıdığı kaydedildi.

AB’nin, Mahkemenin savaş suçları ve insanlığa karşı suçları soruşturma ve kovuşturma çalışmalarını sürdürebilmesi için gerekli önlemleri almaya hazır olduğu belirtilen açıklamada, AB tek pazarında faaliyet gösteren işletmelerin çıkarlarının da korunacağının altı çizildi.

AB Yüksek Temsilcisi Kallas, UCM’nin çalışmalarını sürdürebilmesi için Birliğin “seçenekleri” olduğunu belirtti

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, UCM’nin uluslararası ceza adalet sisteminin temel taşı olduğunu ve uluslararası hukuka göre en ağır suçlardan sorumlu kişileri kovuşturduğunu belirtti.

ABD’nin UCM’ye yönelik yaptırımları uygulama niyetini açıklamasının ardından Mahkeme Başkanı Tomoko Akane ile görüştüğünü aktaran Kallas, yaptırımların yürürlüğe girmesinden önceki 6 aylık sürenin diyalog için fırsat sunduğunu ifade etti.

Kallas, AB’nin UCM’yi her zaman desteklediğini vurgulayarak “AB, Mahkemenin hayati çalışmalarını sürdürebilmesini sağlamak için çeşitli seçeneklere sahip. UCM’yi korumak AB’nin önceliği olmaya devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Hollanda, UCM’nin çalışmalarını sürdürebilmesi için gerekirse ortaklarıyla önlem almaya hazır

Hollanda Başbakanı Rob Jetten ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Hollanda’da düzenledikleri ortak basın toplantısında, ABD’nin UCM’ye yönelik yaptırımlarına ilişkin soruları yanıtladı.

UCM’ye ev sahipliği yapan Hollanda’nın yaptırımlara nasıl karşılık vereceği ve gerilimin daha fazla tırmanmasının önlenip önlenemeyeceğine ilişkin soruya Jetten, Mahkemenin uluslararası hukuk düzeninin önemli bir parçası olduğunu vurgulayarak yanıt verdi.

Jetten, yaptırımların hemen yürürlüğe girmeyecek olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirerek, bunun ABD ve ilgili diğer taraflarla çözüm arayışlarını sürdürmek için zaman sağlayacağını belirtti.

Önlerindeki 6 aylık süreçte ABD ve diğer taraflarla birlikte çalışabileceklerini ifade eden Jetten, bu dönemde UCM’nin işleyişinin modernize edilmesi ve iyileştirilmesine yönelik imkanların değerlendirilebileceğini söyledi.

Jetten, “Ancak 6 ayın sonunda gerekli olması halinde, bu hakimlerin önemli çalışmalarını sürdürebilmelerini sağlamak için ortaklarımızla birlikte gerekli önlemleri almaya da hazırız.” dedi.

Costa: Uluslararası adalet, intikamın tek alternatifidir

AB Konseyi Başkanı Costa da uluslararası adaletin uluslararası hukukun korunması açısından vazgeçilmez olduğunu belirterek, “Uluslararası adalet, intikamın tek alternatifidir. Hesap verebilirlik olmadan kalıcı barış olmaz.” ifadesini kullandı.

AB liderlerinin mart ve haziran aylarında düzenlenen AB zirvelerinde uluslararası hukuku koruyan kurumlara ve UCM’ye desteklerini vurguladıklarını hatırlatan Costa, ABD’nin yaptırım kararından derin üzüntü duyduklarını dile getirdi.

Costa, ABD’ye gelecek 6 aylık süreçte sorunun aşılması için diyaloğa girme çağrısında bulunarak, AB’nin UCM’ye desteğinin süreceğinin altını çizdi.

Başkan Costa, “UCM’yi destekleme ve desteklemeyi sürdürme, uluslararası adaletin bağımsızlığını koruma, Mahkeme üyelerini ve çalışanlarını güvence altına alma konusunda tam kararlılığa sahibiz.” diye konuştu.

8 ülke, ABD’nin kararına tepki gösterdi

İngiltere, Almanya ve Fransa’nın da aralarında yer aldığı 8 ülkenin dışişleri bakanları, ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yaptırım uygulama kararına güçlü şekilde karşı çıktıklarını bildirdi.

UCM’nin kurucu sözleşmesi Roma Statüsü’ne taraf olan İngiltere, Kanada, Danimarka, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Hollanda dışişleri bakanları, ABD’nin UCM’ye yaptırım uygulama kararına ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, söz konusu ülkelerin, UCM’nin bağımsızlığına, tarafsızlığına ve bütünlüğüne yönelik süregelen ve sarsılmaz desteği yeniden teyit ettiğinin altı çizilerek, şunlar kaydedildi:

“UCM’nin kararlı destekçileri olarak, ABD tarafından mahkemeye uygulanacağı açıklanan yaptırımlardan üzüntü duyuyor ve bunlara güçlü şekilde karşı çıkıyoruz. Mahkemenin, Roma Statüsü kapsamındaki görevini yerine getirmeye devam edebilmesi için bu tür tedbirlere karşı hazırlık amacıyla yürüttüğü çalışmaları takdirle not ediyor ve mahkemenin bunu yapabilmesini sağlama konusundaki sarsılmaz desteğimizin altını çiziyoruz.”

“Kurallara dayalı uluslararası sistemi savunmak için birlikte çalışacağız”

Açıklamada, bu yaptırımların yürürlüğe konulması halinde, mahkemenin çalışmaları, kendini işine adamış personeli ve onların aileleri üzerinde önemli etki yaratacağına işaret edildi.

Açıklamada, bu kişilerin, en ciddi uluslararası suçlarla itham edilenleri adalet önüne çıkarmak ve mağdurları desteklemek için her gün çalıştığı ifade edildi.

Söz konusu ülkelerin, UCM’ye destek konusunda birlik içinde olmayı ve Aralık 2026’da Taraf Devletler Meclisi’ne hazırlanırken taraf olmayan devletlerle yapıcı ve kapsayıcı diyaloğa bağlı kalmayı sürdürdüğü kaydedilen açıklamada, “Mahkemenin hayati çalışmalarını desteklemek, kurallara dayalı uluslararası sistemi savunmak ve hesap verebilirliği ilerletmek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” denildi.

Uluslararası Af Örgütü, ABD’nin yaptırımlarla “UCM’yi yok etmeyi amaçladığını” belirtti

Uluslararası Af Örgütünden yapılan yazılı açıklamada, ABD yönetiminin, UCM’ye bir kurum olarak uyguladığı yaptırımlarla Mahkemeyi yok etmeyi ve uluslararası hukuk kapsamındaki ağır suçların failleri için adalet ihtimalini ortadan kaldırmayı amaçladığı ifade edildi.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Uluslararası Af Örgütü Küresel Araştırma, Savunuculuk ve Politika Direktörü Erika Guevara-Rosas da ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptırımlarının, Mahkemeyi izole etmek ve nihayetinde yok etmek üzerine tasarlandığı yorumunda bulundu.

Guevara-Rosas, bu varoluşsal saldırının başarısız olmasının önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Devletler, bu tedbirlerin uygulanmasına direnmek ve Mahkemeyi aktif şekilde korumak için somut adımlar atmalıdır. Devletlerin çekingenliği, yatıştırma politikası ve uluslararası adalete yönelik saldırılarla yüzleşme konusundaki isteksizliği, onu zayıflatmaya çalışanları cesaretlendirdi. Bu dönüm noktası, cesaret, dayanışma ve eylem gerektiriyor. UCM için verilen mücadele, hukukun güce boyun eğmesi gerektiğinde ve savaş suçluları ile soykırım failleri için cezasızlığın garanti altına alınmasında ısrar edenlerle, hesap verebilirliği, hukuk önünde eşitliği ve mağdurlar için adaleti korumak için mücadele edenler arasındaki temel çatışma alanlarından biridir. UCM’nin ve bizzat uluslararası adaletin geleceği, hükümetlerin ve halkların onu savunmaya istekli olup olmamasına bağlı olacaktır.”

Guevara-Rosas, Mahkemenin, savaş sonrası uluslararası düzenin en önemli kazanımlarından birini temsil ettiğini vurgulayarak “Basit ama hayati bir vaadi somutlaştırmaktadır: Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından sorumlu olanların, güçleri, konumları ya da milliyetleri ne olursa olsun hesap verebilir hale getirilebilmesi.” ifadesini kullandı.

UCM’nin mükemmel olmadığını ancak hakikatin, adaletin ve tazminatın sağlanması yolunda büyük ve kimi zaman tek yolu olduğunun altını çizen Guevara-Rosas, UCM’ye üye 125 devletin Mahkemeyi savunmak için somut adımlar atması gerekliliğini yineledi.

Guevara-Rosas, “Buna siyasi ve mali destek sağlanması, UCM’nin temel hizmetlere ve sistemlere erişmeye devam edebilmesini güvence altına almak için ulusal ve bölgesel ‘engelleme yasalarının’ çıkarılması, çalışmalarını engellemeye yönelik girişimlere direnilmesi ve soruşturmaları ile yakalama kararlarıyla tam işbirliği yapılması dahildir.” değerlendirmesinde bulundu.

Son kırmızı çizginin de aşıldığını ifade eden Guevara-Rosas, şunları kaydetti:

“Bu, ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, en ağır suçlardan sorumlu olanların uluslararası hukuk kapsamında hesap verebilir kılınabilmesi ihtimaline yönelik saldırıdır. Tehlikede olan yalnızca mahkemenin geleceği değil, bizzat uluslararası adaletin geleceğidir. Bu çizgi artık insan haklarına, uluslararası hukuka ve herkes için eşit adalete inananlar tarafından yeniden çizilmeli ve savunulmalıdır. İnsanlık kazanmalıdır.” >>>AA