Her yıl 29 Eylül’de kutlanan Dünya Kalp Günü’nün bu yılki teması “Hiçbir Anı Kaçırma!” olarak belirlendi. Bu kapsamda kalp ve damar hastalıklarının göz ardı edilen belirtileri ile korunmaya yönelik doğru alışkanlıklar gündeme taşınıyor.
KALP KRİZİNİN EN ÖNEMLİ HABERCİSİ GÖĞÜS AĞRISI
Prof. Dr. Serkan Gökaslan, kalp krizinin en önemli habercisinin göğüste hissedilen baskı, sıkışma veya yanma tarzındaki ağrı olduğunu belirtti. Bu ağrının kollara ve çeneye yayılabileceğini ifade eden Gökaslan, soğuk terleme, nefes darlığı, bulantı, kusma ve çarpıntının da eşlik edebileceğini söyledi.
Bu şikayetlerin beş dakikadan uzun sürmesi ve istirahate rağmen hafiflememesi halinde vakit kaybetmeden 112’nin aranması gerektiğini belirten Gökaslan, özellikle diyabet hastaları ve yaşlılarda belirtilerin farklı şekilde ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.
Bu kişilerde göğüs ağrısı hiç hissedilmeyebilirken nefes darlığı, halsizlik veya mide bulantısı gibi belirtiler görülebiliyor. Bu nedenle söz konusu şikayetlerde en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
GENÇLERDE VE SPORCULARDAKİ RİSKLERE DİKKAT
Genç yaş gruplarında ve sporcularda ortaya çıkan ani kalp rahatsızlıklarının arkasında genetik yapısal kalp bozuklukları, kronik stres, bilinçsiz takviyeler ve yasaklı madde kullanımı gibi etkenlerin bulunabildiğini belirten Gökaslan, bu gruptaki ani ölümlerde hipertrofik kardiyomiyopatinin önemli nedenlerden biri olduğunu ifade etti.
Genetik bozukluklara bağlı olarak kalp kası duvarının normalden fazla kalınlaşmasıyla ortaya çıkan bu hastalık, ağır egzersiz ve yüksek adrenalinle birleştiğinde ölümcül ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor.
Kalbin elektrik sistemindeki gizli bozuklukların da gençlerde uykuda veya spor sırasında ani kalp durmasına yol açabileceğini belirten Gökaslan, kontrolsüz kullanılan steroidler ve takviye edici gıdalar ile aşırı enerji içeceği ve yoğun kafein tüketiminin de kalbin elektriksel dengesini bozabileceğini söyledi.
Gökaslan, özellikle profesyonel veya yoğun düzeyde spora başlayacak gençlerin elektrokardiyografi, ekokardiyografi ve efor testi gibi tanı testlerini de içeren kapsamlı bir kardiyolojik muayeneden geçmesini, ailede erken yaşta ani ölüm öyküsü bulunması halinde ise bu taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.
KALBİ KORUMANIN ÜÇ TEMEL ADIMI
Kalp sağlığını korumak için günlük yaşamda üç temel alışkanlığa dikkat çeken Gökaslan, spor yapmak, sağlıklı beslenmek ve uyku düzenine sadık kalarak stresten uzak durmanın önemini vurguladı.
Haftada en az 3-4 kez 30-45 dakika tempolu yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi hafif-orta yoğunluktaki egzersizlerin kan basıncını düşürmeye ve iyi kolesterolü artırmaya yardımcı olduğunu belirtti.
Kalp dostu beslenmede işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerektiğini ifade eden Gökaslan; taze sebze, meyve, tam tahıllar ve nohut, mercimek gibi kuru baklagillerin tüketilmesini, margarin ve katı yağlardan kaçınılmasını, zeytinyağı kullanımının artırılmasını önerdi.
Gökaslan ayrıca günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5 gram olan bir çay kaşığının altında tutulması ve haftada en az iki gün Omega-3 yönünden zengin balık tüketilmesi gerektiğini belirtti.
UYKU DÜZENİ DE KALP SAĞLIĞININ PARÇASI
Kronik stres ve uykusuzluğun vücutta stres hormonlarının sürekli yüksek kalmasına neden olarak kalp krizi riskini artırabileceğini belirten Gökaslan, her gece ortalama 8 saat kaliteli uyku uyunmasını önerdi.
Kaliteli uyku için yatmadan en az bir saat önce telefon, bilgisayar ve televizyon gibi mavi ışık kaynaklarından uzak durulmasının önemine dikkat çekti.
KALP KONTROLLERİ HANGİ YAŞTA BAŞLAMALI?
Hiçbir şikayeti bulunmayan sağlıklı bireylerde kalp kontrollerinin yaşa ve risk durumuna göre planlanması gerektiğini belirten Gökaslan, 20-40 yaş arasında rutin sağlık taramalarının yeterli olabileceğini ifade etti.
Bu yaş grubunda kan basıncı ve kolesterol profilini de içeren genel değerlendirmelerin 3-5 yılda bir yapılabileceğini belirten Gökaslan, 40-50 yaş arasında ise kalp hastalığı riskinin artması nedeniyle herhangi bir şikayet olmasa bile 1-2 yılda bir elektrokardiyogram, kan şekeri ve detaylı kan lipid profilini içeren kontrollerin yapılmasını önerdi.
50 yaşından sonra ise kalp sağlığı kontrollerinin her yıl düzenli olarak tekrarlanmasının güvenli bir yaklaşım olduğunu belirtti.
Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunması veya yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi risklerin ortaya çıkması halinde ise ilk kontrol yaşının daha erkene çekilmesi ve kontrollerin yıllık olarak yapılması gerektiğini ifade etti.
