Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Demir atlarla tarihe yolculuk

Her yılın Ağustos ayında, Afyonkarahisar’ın Kocatepe tepesinde tuhaf ama bir o kadar da anlamlı bir sahne yaşanır: yüzlerce motosiklet, tarihin en kritik anlarından birinin yaşandığı topraklarda, 104 yıl önce at sırtında ilerleyen bir süvari kolordusunun izini sürmek için sıraya girer. Yedi yıl önce birkaç arkadaşın “bu rotayı bir de biz sürelim” demesiyle başlayan bu küçük fikir, bugün 1000 motosikletlinin katıldığı iki günlük bir saygı sürüşüne dönüşmüş durumda. Peki bu tür bir etkinlik, sadece bir grup motosiklet tutkununun duygusal buluşmasından ibaret mi, yoksa Afyonkarahisar için çok daha büyük bir potansiyelin küçük bir başlangıcı mı?

Her yılın Ağustos ayında, Afyonkarahisar'ın Kocatepe tepesinde tuhaf ama bir

Bir Rotanın Hikâyesi

“Süvarinin İzinden” güzergâhı tesadüfen çizilmiş bir parkur değil. Kocatepe Anıtı’ndan başlayıp Tınaztepe, Çiğiltepe, geçilmez denilen ama bir gecede aşılan Ahırdağı’ndan Sinanpaşa Ovası’na inen, ikinci günde ise süvari şehitliklerini tek tek dolaşarak Dumlupınar’a ulaşan bu yol, 5. Süvari Kolordusu’nun Büyük Taarruz sırasında fiilen kat ettiği güzergâhın neredeyse birebir izdüşümü. Katılımcıların motosikletle geçtiği her tepe, her vadi, gerçekte bir asır önce insan ve at gücüyle, açlık, susuzluk ve düşman ateşi altında aşılmış.

Bu, sıradan bir “doğa sürüşü” değil; sürüşün her durağı bir anlam taşıyor. Ve tam da bu nokta, olayı bir tarih turizmi rotasına dönüştürecek asıl hammadde.

Demir atlarla tarihe yolculuk

Gelibolu Neden Bir Örnek?

Çanakkale ve Gelibolu Yarımadası, dünyanın pek çok ülkesinden -özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda’dan- her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan bir anma turizmi merkezine dönüşeli çok oldu. Anzak Koyu, Conkbayırı, şehitlikler… Bu bölgeler artık yalnızca tarih meraklılarının değil, aile geleneği hâline gelmiş nesillerin de uğrak noktası. Bunun arkasında elbette güçlü bir tarihsel anlatı var, ama bir o kadar da o anlatının etrafında sabırla kurulmuş bir altyapı: işaretlenmiş güzergâhlar, bilgilendirme panoları, ziyaretçi merkezleri, konaklama seçenekleri, yerel esnafın bu akışa entegre olması.

Demir atlarla tarihe yolculuk

Afyonkarahisar’ın elinde de buna çok benzer bir hikâye var: Büyük Taarruz’un başlangıç noktası Kocatepe, süvari şehitlikleri, Ahırdağı gibi coğrafi olarak da etkileyici bir güzergâh, ve şimdiden yıllardır kendiliğinden büyüyen bir gönüllü hareketi. Eksik olan, belki de sadece bu potansiyeli görünür kılacak, mevsimlik bir motosiklet etkinliğinin ötesine taşıyacak bir vizyon.

Demir atlarla tarihe yolculuk

Motosikletliler Zaten Yolu Gösteriyor

Aslında “Süvarinin İzinden” grubu, bir rota fizibilitesi yapmış durumda. Yıllardır aynı güzergâhı test ediyor, hangi noktalarda mola verileceğini, hangi köyün konaklamaya uygun olduğunu, hangi tepenin manzara ve anlam açısından öne çıktığını pratikte deneyimliyorlar. Tokuşlar köyündeki toplanma alanı, Çiğiltepe’deki anma töreni, Allıören’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi alanı – bunların hepsi, bir turizm rotası tasarımcısının kâğıt üzerinde aylarca uğraşacağı bir “durak haritası”nı fiilen ortaya koyuyor.

Demir atlarla tarihe yolculuk

Bu rotanın yıl boyunca -sadece anma günlerinde değil- yürüyüş, bisiklet, motosiklet ya da klasik araç turlarıyla ziyaret edilebilir hâle gelmesi; güzergâh üzerindeki köylerin (Tokuşlar, Yörükmezarı, Allıören gibi) küçük ölçekli konaklama, kahvaltı ve yöresel ürün satış noktalarıyla bu akışa dahil olması, bölgeye hem kültürel hem ekonomik olarak nefes aldırabilir. Afyonkarahisar zaten mutfağı, termal turizmi ve mermer işçiliğiyle tanınan bir şehir; buna bir de “zaferin izini sürme” deneyimi eklenmesi, şehri ziyaret eden kişiye bir sebep daha, bir gün daha kalma isteği daha katabilir.

Demir atlarla tarihe yolculuk

Küçük Bir Adım, Büyük Bir Olasılık

Bugün itibarıyla “Süvarinin İzinden” hâlâ gönüllülük esasına dayanan, kulaktan kulağa büyüyen bir etkinlik. Bu doğallık, etkinliğin ruhunu koruyan en değerli yanı; kimse bunun bir anda kurumsal bir turizm ürününe dönüşmesini istemez. Ama tıpkı Gelibolu’da olduğu gibi, samimi bir anma kültürünün üzerine nazikçe kurulacak bir altyapı – işaretlenmiş bir “Süvari Rotası”, bilgilendirme panoları, güzergâh üzerindeki köylerin küçük ölçekli katılımı – hem bu anlamlı mirası daha çok kişiyle buluşturabilir hem de Afyonkarahisar’a yıl boyu süren, saygılı ve sürdürülebilir bir tarih turizmi kazandırabilir.

Yedi yıl önce birkaç arkadaşın motosikletiyle başlayan bu yolculuk, belki de bir gün şehrin turizm haritasında kalıcı bir yer edinecek. Şimdilik yapılması gereken, bu kıymetli başlangıcı büyütürken onun samimiyetini kaybetmemek. >>>Haber Merkezi

Demir atlarla tarihe yolculuk Demir atlarla tarihe yolculuk