Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Berna Uğur TÜRKSOY
Berna Uğur TÜRKSOY

Göç politikasında yeni bir eşik

 

Türkiye’nin göç politikalarında önemli bir dönemeç daha geride kaldı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin açıkladığı yeni düzenlemeyle, geçici koruma statüsündeki Suriyeliler için çalışma izni alma zorunluluğu kaldırılıyor. İlk bakışta teknik bir bürokratik değişiklik gibi görünen bu karar, aslında Türkiye’nin göç, ekonomi ve toplumsal uyum politikalarında yeni bir dönemin habercisi niteliğinde.

Yaklaşık 2,2 milyon Suriyelinin yaşamını sürdürdüğü Türkiye’de artık mesele yalnızca “misafirlik” tartışmasının çok ötesine geçmiş durumda. Bakan Çiftçi’nin de dikkat çektiği gibi, bu nüfusun yaklaşık üçte biri Türkiye’de doğdu. Bu tablo, göç olgusunun artık geçici bir kriz değil; ekonomik, sosyal ve demografik boyutları olan kalıcı bir gerçeklik haline geldiğini gösteriyor.

Aslında yıllardır uygulanan çalışma izni sistemi kâğıt üzerinde kayıtlı istihdamı teşvik etmeyi amaçlıyordu. Ancak ağır bürokrasi, işverenlerin ek yükümlülükleri ve uzun başvuru süreçleri nedeniyle uygulama beklenen sonucu vermedi. Resmi verilere göre çalışma izni bulunan Suriyeli sayısı 117 bin civarında kaldı. Buna karşılık yüz binlerce Suriyeli kayıt dışı, düşük ücretlerle ve çoğu zaman sosyal güvenceden yoksun şekilde çalışmaya devam etti.

Yeni düzenlemenin temel hedefi tam da bu tabloyu değiştirmek. Çalışma hayatına girişteki bürokratik engeller kaldırılarak kayıt dışılığın azaltılması ve hem çalışanların hem de işverenlerin yasal zeminde buluşturulması amaçlanıyor. Eğer uygulama başarılı olursa devlet vergi ve prim gelirlerini artırabilir, çalışanlar ise sosyal güvenlik sistemine daha fazla dahil olabilir.

Ancak bu kararın yalnızca ekonomik yönü bulunmuyor.

Göç politikaları söz konusu olduğunda her düzenleme beraberinde yeni tartışmaları da getiriyor. Bu adım, yıllardır fiilen çalışan insanların hukuki zemine kavuşması ve toplumsal uyumun güçlenmesi açısından oldukça önemli. Özellikle göç uzmanları, çalışma hakkının önündeki engellerin kaldırılmasının entegrasyon sürecini hızlandıracağını savunuyor.

Türkiye son on beş yılda göç konusunda dünyanın en ağır yüklerinden birini üstlendi. Bugün gelinen noktada ise alınan her karar, yalnızca Suriyelileri değil, iş piyasasını, kamu maliyesini, sosyal dengeleri ve dış politikayı da doğrudan etkiliyor.

Belki de asıl soru artık şudur: Türkiye, geçici koruma yaklaşımından daha kalıcı bir göç yönetimi modeline mi geçiyor?

Çünkü sağlık hizmetlerinden çalışma hayatına kadar peş peşe gelen düzenlemeler, devletin göç politikasını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Bundan sonraki süreçte başarıyı belirleyecek unsur ise yalnızca alınan kararlar değil; bu kararların şeffaf, hukuki zemini güçlü ve toplumun tüm kesimlerinin kaygılarını dikkate alan bir anlayışla uygulanması olacak.

Göç, sadece sınırların değil, ekonominin, hukukun ve toplumun da meselesidir. Dolayısıyla bu yeni adımın gerçek etkisini çok yakında görmeye başlayacağız…

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER