İsrail, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasını ihlale devam ediyor. Yerel kaynaklar, İsrail ordusunun Gazze kentinin doğu bölgelerini topçu atışlarıyla hedef aldığını aktardı. Ayrıca bir İsrail savaş uçağının Gazze’nin kuzeyine hava saldırısı düzenlediği, bir helikopterden ise Cibaliya beldesinin doğusuna rastgele ateş açıldığı belirtildi. Güneyde İsrail savaş uçaklarının Refah kentine hava saldırısı düzenlediği, askeri araçların da kentin kuzeyine ateş açtığı belirtildi. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail’in yüzlerce ihlal gerçekleştirdiği, 11 Ekim’den bu yana 439 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 1223 kişinin yaralandığı aktarıldı. İsrail’in 8 Ekim 2023’te başlattığı ve iki yıl süren saldırılarda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 71 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 171 bin kişi yaralandı. Saldırılar nedeniyle Gazze’deki sivil altyapının yaklaşık yüzde 90’ı tahrip oldu.
FİLİSTİN TOPRAKLARINI GASBEDEN İSRAİLLİLER, FİLİSTİNLİLERİN 200 KOYUN VE BİR ARACINI ÇALDI
Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, işgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bir beldeye düzenledikleri saldırıda 200 koyun ile bir aracı çaldığı belirtildi. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, Ramallah’ın kuzeybatısındaki Kubar beldesine baskın düzenleyen İsrailli gaspçılar, Filistinli Sair en-Nebali’ye ait çiftliğe saldırdı. Saldırganlar, çiftliğin bekçisini darbederek ellerini bağladı ve alıkoydu. Kaynaklar, İsrailli gaspçıların, çiftlikten yaklaşık 200 koyun ile park halindeki bir aracı çalarak bölgeden ayrıldığını aktardı. Filistinliler, bu saldırılara karşı kendilerine koruma sağlanmaması ve faillerin cezasız kalmasından şikayet ediyor. Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyine göre gaspçı İsrailliler, 2025 yılı boyunca işgal altındaki Batı Şeria’da 4 bin 723 saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılarda 14 Filistinli hayatını kaybetti, 1090 kişiden oluşan 13 Bedevi topluluğu yerinden edildi.
GAZZE’DE ETKİLİ OLAN FIRTINA YERİNDEN EDİLMİŞ İNSANLARIN BİNLERCE ÇADIRININ UÇMASINA NEDEN OLDU
Gazze’deki Sivil Savunma Müdürlüğü, bölgedeki mevcut hava koşullarının yerinden edilmiş insanların binlerce çadırının uçmasına ve hasar görmesine neden olduğunu belirterek, bu krizin İsrail’in inşaat malzemelerinin girişini engellemesinin ve yeniden inşayı aksatmasının doğrudan bir sonucu olduğunu vurguladı. Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal, yaptığı yazılı açıklamada, mevcut alçak basınç sisteminin, geçici barınaklara önemli ölçüde zarar verdiğini; binlerce çadırın tamamen yıkıldığını ve şiddetli rüzgarların özellikle sahildeki çadırların büyük bir kısmını uçurduğunu belirtti. Basal, olayın bir hava krizi olmadığını, aksine inşaat malzemelerinin girişinin engellenmesi ve yeniden inşanın aksatılmasının doğrudan bir sonucu olduğunu, insanların derme çatma çadırlarda ve yıkılmaya yüz tutmuş evlerde güvensiz ve onursuz bir şekilde yaşadığını dile getirdi. İsrail ablukası altında bölgeyi etkisi altına alan her yeni alçak basınç sisteminin gerçek bir insani felakete dönüştüğünü kaydeden Basal, devam eden istikrarsız hava koşulları ve herhangi bir koruma önleminin olmaması nedeniyle binlerce çadırın uçup gidebileceği uyarısında bulundu. Sözcü Basal, Filistinlilerin, İsrail’in şehirleri büyük ölçüde tahrip etmesi sonucu şehir içinde yer kalmaması nedeniyle çadırlarını sahile kurmak zorunda kaldıklarına işaret etti. Basal, İsrail’in saldırıları sonucu hasar görmüş ve yıkılmaya yüz tutmuş binlerce evin bulunduğunu, özellikle yağmur ve rüzgarla artan çatlaklar ve kısmi çökmelerin sakinlerin hayatı için tehlike oluşturduğunu belirtti. Gazzelilerin en ufak bir güvenlik veya insanlık onurundan yoksun bir şekilde yırtık çadırlarda ve çürük evlerde felaket koşullarında yaşadığını aktaran Basal, Gazze Şeridi’nde bugün yaşananların asgari insani standartları karşılamadığını ve insani ilkelerin ve uluslararası insani hukukun açık bir ihlalini teşkil ettiğini vurguladı.
HAMAS: FİLİSTİN GÜVENLİK GÜÇLERİNİN BATI ŞERİA’DAKİ TUTUKLAMALARI İŞGALİN HEDEFLERİNE HİZMET EDİYOR
Hamas, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin yürüttüğü siyasi tutuklama kampanyalarının giderek arttığını belirterek, bu uygulamaların halkın iradesi ve fedakarlıklarıyla bağdaşmadığını bildirdi. Hamas tarafından yapılan yazılı açıklamada, Batı Şeria’da Filistin yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin yürüttüğü tutuklama kampanyalarının siyasi liderleri, aktivistleri, üniversite öğrencilerini ve toplumun farklı kesimlerini hedef aldığı, bunun ise son derece tehlikeli bir baskı ortamı yarattığı vurgulandı. Açıklamada, söz konusu uygulamaların ulusal dava açısından en kritik süreçlerden birinde iç gerilimi artırdığına dikkat çekildi. Söz konusu tutuklamaların işgalin, direnişçileri, aydınları ve özgür sesleri susturma hedeflerine doğrudan hizmet ettiğine kaydedilen açıklamada, Batı Şeria’nın yoğun saldırılar, işgal faaliyetleri, Yahudileştirme girişimleri ile ilhak ve zorla yerinden etme planlarına maruz kaldığı bir dönemde bu politikanın kabul edilemez olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Filistin yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin bu “baskıcı ve ulusal olmayan” yaklaşımı sürdürmesinin ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunularak, cezaevlerinde tutulan kişilerin maruz kaldığı işkence ve kötü muameleye de dikkat çekildi. Filistin halkının susturma, takip ve aşağılamaya dayalı politikalara boyun eğmeyeceği vurgulanan açıklamada, tüm siyasi tutuklamalara derhal son verilmesi, ulusal duruş ve aidiyetleri nedeniyle gözaltına alınan herkesin serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Açıklamada, akıl ve ulusal sorumluluk temelinde hareket edilmesi, çabaların Filistin halkını hedef alan saldırı ve ihlallere karşı yöneltilmesi gerektiği belirtilerek, halkın enerjisinin tüketilmemesi ve onurunu savunan kesimlerin hedef alınmaması gerektiği kaydedildi.
İSRAİL, BASIN MENSUPLARININ GAZZE’YE BAĞIMSIZ ERİŞİMİNİ İKİ YILDAN UZUN SÜREDİR ENGELLİYOR
İsrail, insanlığa karşı suçlar ve soykırımla suçlandığı Gazze Şeridi’ne iki yıldan uzun süredir basın mensuplarının bağımsız erişimine engel oluyor. İsrail makamları, ordunun işgal ettiği bölgelere kısıtlı ve kendi gözetimi altında “medya turları” düzenliyor ve bu şekilde basın mensuplarının Gazze’ye eriştiğini savunuyor. Gazze’deki Filistinli basın mensupları, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde de hem soykırımı dünyaya duyurmaya çalışıyor hem soykırımın kurbanı oluyor. Filistinli gazeteciler, soydaşlarının bombardımanla, silahlarla öldürüldüğü, alıkonulduğu, zorla yerlerinden edildiği, evsiz kaldığı, açlıkla mücadele ettiği soykırımın en yakın tanıkları. Bu savaş suçlarına kendileri de maruz kalan gazeteciler, savaş koşullarında dışarıdan destek ekipleri olmadan görevlerini yerine getirmeye çalışıyor. Gazze’nin sesini dünyaya duyuran çok sayıda gazeteci, dünyanın gözü önünde doğrudan saldırılarla can verdi ya da sevdiklerinin cenazesinde gözyaşı döktü. >>>AA
