Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“28 Şubat darbesi modern bir darbeydi”

Afyonkarahisar Alperen Ocakları İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 28 Şubat ve Muhsin Yazıcıoğlu temalı programda konuşan AKÜ Öğretim Görevlisi Hüseyin Tutumlu, “28 Şubat darbesi post-modern değil, modern bir darbeydi. Çünkü birilerinin kafasındaki Türkiye fikrini bu ülkede yaşayan herkese zorla kabul ettirmek istiyorlardı ve bunu da belirli ölçülerde başardılar” dedi.

Afyonkarahisar Alperen Ocakları İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 28 Şubat ve

Afyonkarahisar Alperen Ocakları İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 28 Şubat ve Muhsin Yazıcıoğlu temalı programda konuşan AKÜ Öğretim Görevlisi Hüseyin Tutumlu, “28 Şubat darbesi post-modern değil, modern bir darbeydi. Çünkü birilerinin kafasındaki Türkiye fikrini bu ülkede yaşayan herkese zorla kabul ettirmek istiyorlardı ve bunu da belirli ölçülerde başardılar” dedi.

Afyonkarahisar Alperen Ocakları İl Başkanlığı tarafından 28 Şubat ve Muhsin Yazıcıoğlu temalı program düzenlendi. Programa Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı, BBP İl Başkanı Süleyman Çağlar, Yeniden Refah Partisi İl Başkan Yardımcısı Zeki Çetinkaya, Eğitim Bir-Sen İl Başkanı Mustafa Arslan, Birikim Okulları Yönetim Kurulu üyesi Ali Yavuz ve Alperenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.  Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program Alperen Ocakları tarafından hazırlanan sinevizyon gösterisiyle devam etti.

“DEMOKRASİNİN KARŞISINA KİM ÇIKARSA ALPERENLER OLARAK DİMDİK DURACAĞIMIZA SÖZ VERİYORUZ!”

Programın açılış konuşmasını yapan Alperen Ocakları İl Başkanı Abdülkadir Gündoğan şunları söyledi: “Türkiye tarihi, tarihi boyunca 3 kez darbe görmüş. Dördüncüsünü de bundan 8 sene önce görmüş ve her defasında bir can kaybına, mal kaybına ve kan kaybına uğramıştır. 1960’da daha yeni geçilen çoklu sistemde ilk kez bir darbe olunmuş, halkın güveni sarsılmış ve demokrasi katledilmiştir. 1980’de gençliğin büyük bir kısmı hapishanelerde, belli işkencelerle yok edilmiş ve Türkiye’nin aydınlık istikbali olan gençler oracıkta kaybolmuştur. Tarihler 28 Şubat’ı gösterdiğinde ise Müslümanların iktidarına engel olmak için cuntalar çıkarılmış ve irtica adıyla Müslümanlar karalanarak yok sayılmıştır. Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun tabiriyle ‘Ordumuz gözbebeğimizdir, fakat halka namlusunu çevirmiş tanka selam durmam’ ifadesinden her daim Alperenler olarak Muhsin başkanımızın izinden gideceğimize ve halkın aynı Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir konuşmasında ifade ettiği ‘Millet nerede ise biz oradayız, bir nerede isek millet orada, biz nerede ise halk orada’ ifadesiyle yürüyeceğiz ve demokrasinin karşısına kim karşısına çıkarsa Alperenler olarak dimdik duracağımıza söz veriyoruz.”

“MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN GERİDE BIRAKTIĞI EMANETİNİN BEKÇİLERİYİZ”

28 Şubat ve Muhsin Yazıcıoğlu’yla ilgili düşüncelerini paylaşan BBP İl Başkanı Süleyman Çağlar; “Bizler o dönemi bizzat yaşadık. Ben o dönemde İmam Hatip Lisesi’nde eğitim görüyordum. Başörtülü bacılarımıza yapılan zulmü, adaletsizliği, insanlık dışı muameleyi bizzat gördüm ve şahit oldum. Gücümüz yettiği kadar o zulme engel olmaya çalıştık. Kendimizde katsayı adaletsizliği nedeniyle bu zulme maruz kaldık. O dönemdeki cemiyetçilik hayatımız vesilesiyle de nezarette kaldık. Muhsin Yazıcıoğlu’na o dönemde 8 milletvekilliyle çok baskı yapılıyordu. Erbakan hocaya destek verme, hükümet kurulamasın, kendilerine göre bir hükümet kurulsun istiyorlar ve çok baskı yapıyorlardı.”

“BENİM ADIM MUHSİN YAZICIOĞLU, BİZ ADAMI 2 KM. İLERİDEN DEĞİL, 1 METREDEN ALNININ ORTADAN VURURUZ”

O dönemde Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşadığı bir olayı da anlatan Çağlar sözlerini şöyle sürdürdü: “O dönemde Muhsin Yazıcıoğlu Meclis odasında arkadaşlarıyla birlikte bulunduğu bir ortamda sivil kıyafetli bir rütbeli giriyor. ‘Sayın Başkan siz bu hükümete destek vermeyin, güven oyu vermeyin, eğer bu hükümete güven oyu verirseniz, farklı sebeplerden dolayı sonuçları çok olumsuz olur. Siz yeni bir siyasetçisiniz, genç bir siyasetçisiniz. Türkiye’de öyle silahlar üretildi ki insanı 2 km. ileriden sırtından vurabiliyor’ diyor. Muhsin Yazıcıoğlu bu söz üzerine şiddetleniyor ve ‘Seni bana dolaylı yollardan gönderenlere söyle. Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu, biz adamı 2 km. ileriden değil, 1 metreden alnının ortadan vururuz’ diyor. Bu baskılara prim vermeyen ve o dönemde Refahyol hükümetine destek veren ve o hükümetin kurulmasına vesile olan bir Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının geride bıraktığı emanetinin bekçileri olarak bizler bu programı tertip ettik.” ifadelerini kullandı.

“BÜTÜN DARBELER GAYRİ MEŞRUDUR, HUKUK DIŞIDIR”

Daha sonra merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’yla yol arkadaşlığı yapan ve 28 Şubat darbe sürecini yakınen yaşayan Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Öğretim Görevlisi Hüseyin Tutumlu 28 Şubat ve Muhsin Yazıcıoğlu’yla ilgili konferans verdi. “Bütün darbeler gayri meşrudur, hukuk dışıdır” diyen Tutumlu şunları söyledi: “Devlet milletlerin teşkilatmış biçimidir. Bu anlamda toplumsal bir yapıdır. Biz yapı dediğimiz zaman ondan ayrılamayacak bazı unsurlar sayarız. Devletten ayrılamayacak unsurlar ne olabilir? 1- Güvenlik. Devletten ayırt edemezsiniz. Devletten ayırt ettiğiniz zaman ne olacağını Suriye’ye, Irak’a, Ukrayna’ya bakarak görebilirsiniz. Başka? Eğitim, Başka? Sağlık, hukuk. Onların insan onuruna yakışır bir şekilde yaşayabilmelerini temin edecek hukuk. Başka? Sosyal olmak. Yani toplumu dezavantajlı kesimlerini gözetmek. Bu unsurların içerisinde güvenlik unsuru, silahlı kuvvetler ve emniyet personeline verilmiştir. Ama silahlı kuvvetler tarih boyunca elinde silah olan bir unsur olduğu için hukukun kendisine verdiği aşarak, halkın seçtiği hükümetlere darbede bulunabilir. Bu anlamda bütün darbeler gayri meşrudur, hukuk dışıdır. İktidar dediğimiz zaman biz yapabilme kapasitesini kastederiz. Otorite dediğimiz zaman da yapabilme yetkisi. Hükümet bir otoritedir yetkisini halktan alır. İşte Profesör çalıştığı alanda bir otoritedir yetkisini akademiden alır. Bürokraside bir otoritedir, yetkisini hukuktan alır. Hukuku kim tanımlar yasama tanımlar. Yasama yasa yapma hakkını kimden alır, milletten alır. Dolayısıyla bürokrasi, devlet içerisindeki kurumlar yasamanın kendisine çizdiği sınırlar içerisinde hizmetle mükelleftir, bunun dışına çıkamazlar.”

“28 ŞUBAT HİÇ DE POST-MODERN BİR DARBE DEĞİLDİ”

“28 Şubat post-modern değil, modern bir darbeydi” diyen Tutumlu sözlerinin devamında şunları söyledi: “28 Şubat darbesinde o günlerde Post-modern olarak nitelendirilmesini ben bunu biraz yumuşatma biraz cici hale getirmek olarak görüyorum. Hiç de post-modern değildi. Çünkü, Post-modern durum çoğulcudur. Modernizm tekçidir, gerçekliği teke indirger ve herkesin böyle olmasını ister. Pozitivist bilim anlayışının bir ürünüdür. Post-modernizm çoğulculuğu esas alır. 28 Şubat post-modern değil, modern bir darbeydi. Çünkü birilerinin kafasındaki Türkiye fikrini bu ülkede yaşayan herkese zorla kabul ettirmek istiyordu ve bunu da belirli ölçülerde başardı.”

“MUHSİN BAŞKANIN ADİL OLMAYAN HİÇBİR EMRİ VEYA HÜKMÜNÜ GÖRMEDİM”

Merhum Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’yla ilgili de bilgiler veren Tutumlu şunları söyledi: “Muhsin Başkana dair birkaç şey söyleyeyim. Muhsin Başkan bir hayat tertemiz nasıl yaşanır onun güçlü bir örneğidir. Çünkü ben Başkanın adil olmayan hiçbir emri veya hükmünü görmedim. Her zaman milletin menfaatine olacak kararlar almaya çalıştı. Güçlü olduğu zaman o gücünü başkalarına karşı hiç kullanmak istemedi. Ama birilerine, milleti ezmeye kalkarsa da elindeki güç neyse onunla ona mukavemet etmeye çalıştı. Başkan hep kararlıydı. 12 Eylül’den önce de bir çok Türkiye’de toplumsal olayları yatıştırıcı rol oynamıştır. Mesela 1993 Sivas Madımak olaylarında bizim İl Başkanlığı ile Madımak oteli yan yanaydı. Arada küçük bir boşluk vardı. Utanmadan Büyük Birlik Partisi vs. karıştırmaya çalıştılar. Arif Sağ’ın hala arşivlerde vardır. Hem yazılı, hem de sözlü. O zaman Nevzat Yanmaz İl Başkanı, daha sonra Sivas Milletvekilliği yaptı. O Genel Merkezi aradı, Başkan hemen ne yapabiliyorsanız yapın kurtarabildiğinizi kurtarın dedi, onları ara boşluktan partiye aldılar. Dışarıdakilerin de haberdar olmamasını temin etmeye çalıştılar. Orada çok ciddi sayıda insanı kurtardılar. Çünkü toplumsal olaylarda, toplumu bölebilecek olaylarda kesin net tavrı vardı. Kim olursa olsun.”

“BİZ ADALET TALEP ETTİK”

“Onun için bugüne dair bununla ilgili söyleyebileceğim bence şu olmalıydı.” diyen Tutumlu sözlerini şu sözlerle noktaladı: “O gün çok mutluyduk biz. O günlere dair, kendime ve aileme dair yaşamış olduğum konuşmaktan hicap duyarım. Hiçbirinden en küçük pişmanlık duymadım. Çünkü biz adalet talep ettik. Bir zalimler vardı, biz adalet talep ediyorduk. Bugünde arkadaşlar kendimizi terazide tartmamız gerekiyor. Hala adil miyiz, adalet mi talep ediyoruz? Yoksa zulmedenlerden mi olduk. Bu toplumda dini, dili, ırkı, etnik mensubiyeti, mezhebi düşüncesi ne olursa olsun, eğer bir takım hizmetleri alamıyorsa, bir takım imkanlara erişmelerine mani olunursa Allah muhafaza bizim de zalimlerden olma ihtimalimiz çok yükselir. Yeniden 28 Şubat süreçlerini yaşamak istemiyorsak Türkiye’nin 30 yılda bir girdiği rövanşist kısır döngüden kurtulmak istiyorsak adaleti herkes için temin etmek mecburindeyiz.” ifadelerini kullandı. >>>Şerafettin KAZAK