
Sevgili Okurlarım;
Bugün size taş binalardan, asfalt yollardan ya da klasik belediyecilik hizmetlerinden bahsetmeyeceğim. Bugün size, Sandıklı Belediyesi’nin imzasını taşıyan, ruhu olan bir mekândan; Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’nden bahsedeceğim.
Burası, Sandıklı’nın sadece termal sularıyla değil, “merhametiyle” de dünyaya şifa dağıttığının en somut kanıtı.
Toplumun vicdanı, en zayıf halkasına verdiği değerle ölçülür. Bugün rotamı, termal sularıyla toprağa şifa veren Sandıklı’mızın başka bir şifa kaynağına; Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’ne çevirdim. Binaların soğuk betonlarından değil, o betonların içinde filizlenen umuttan ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunun somutlaşmış halinden bahsetmek istiyorum size.
2019’dan Bugüne: Sevginin Kurumsallaşmış Hali
“Bu Kapı Umutsuzluğa Kapalı, Mucizeye Açık , Bir Gönül Durağı”
Bu “Durak”, sadece bir adres değil; yorgun gönüllerin dinlendiği ,umutsuzluğun kapı dışarı edildiği bir sevgi menzilidir.
Gelin, bu durakta duralım ve mucizelere birlikte şahitlik edelim.
Bazen bir şehirde binlerce kapı vardır ama bir tanesi sizi bambaşka bir dünyaya götürür. Her sabah bu kapı, sadece Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’nin kapısı değil; bu kapı, hayata küsmüş ruhların yeniden nefes aldığı, “bitti” denilen yerden yeniden başlanan bir mucizenin eşiği.
Bugün size bir yazar olarak değil, her gün o koridorlarda 80 farklı hayatın yükünü sırtlayan, onlarla gülen, onlarla ağlayan gönül ekibinin sesi olmak istedim.
***
Sandıklı Belediyesi’nin girişimleriyle 2019 yılında kapılarını açan bu merkez, sadece ilçemize değil, bölgeye örnek bir sosyal sorumluluk modeli sunuyor. 100 yatak kapasitesiyle, 19 yaş üstü bedensel engelli bireylerimize kucak açan bu yuva, belediyeciliğin sadece yol yapmaktan ibaret olmadığını, asıl meselenin “gönül yapmak” olduğunu bizlere her gün hatırlatıyor.
Sandıklı Belediyesi, bu merkezle aslında devasa bir toplumsal yarayı sarıyor. Sakinlerine 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti, kişiye özel rehabilitasyon programları ve en önemlisi de engelli bireylerimizin topluma entegre edilmesi için düzenlenen sosyal etkinlikler… Hüdai Kaplıcaları’ndaki o meşhur geziler, birlikte yenilen yemekler; hepsi bu canlarımıza “siz bu toplumun en kıymetli parçasısınız” demenin bir yolu.
Toprakla Barışan Eller, Hayata Tutunan Düşler
Sabahları 5 bin metrekarelik o devasa bahçeye çıkınca bir manzara karşılar ; Hobi bahçesinde toprağı eşeleyen, ektiği fidenin büyümesini heyecanla bekleyen engelli kardeşlerimizi görürüz… O an anlamlanır, toprak sadece bitkiyi değil, insanın ruhunu da besliyor. O eller toprağa değdiğinde, engel dediğimiz o duvarlar birer birer yıkılıyor. Orada sadece domates, biber yetiştirilmiyor; orada “başarabilirim” duygusu ve yaşama sevinci filizleniyor.
Bazen en güçlü ilaç, uzman bir dokunuşla birleşen içten bir tebessümdür. İşte bu, felçli bir kadının imkansızı, sevgiyle nasıl yürüdüğünün hikayesi…
“Yürüyemez” Denilen Bir Kadının Zaferi
Bu kitaplarda yazan hikayelerden değil; Bizzat Bakım Merkezinde yaşanan bir kahramanlık hikayesi…
Bu kadın kuruma ilk geldiğinde yatağa bağımlı bir engelli . Bilinci kapalı, dünyadan kopmuş, bir başkasının yardımı olmadan kıpırdaması imkansız bir “yabancı” gibi.
Şimdi mi?
Şimdi ise onun koridorlarda adımlarının sesi duyuluyor. Kendi başına geziyor, eğleniyor, yetmiyor kendinden daha zor durumdaki arkadaşlarına su taşıyor. Moral veriyor.
Fizyoterapistin azmi, ekibin uykusuz geceleri ve Allah’ın “Yürü kulum” demesiyle bir mucize yaşanarak gerçeğe dönüşüyor . Kurum çalışanları her gün bu ablanın yürüdüğünü gördüklerinde, yaptıkları işin kutsallığını bir kez daha iliklerine kadar hissediyorlar.
***
45 Yürek, Tek Bir Amaç İçin Çalışıyor;
Bakın, burada 45 kişilik koca bir ekip var. Bu ekip , şefkatle çalışan. 28 bakım personeli bir anne titizliğiyle, sağlık ekibi bir cerrah dikkatiyle, diyetisyeni ise bir eczacı hassasiyetiyle çalışıyor. Şeker hastası bir amcanın tabağındaki yemeği kontrol ederken ya da bir genci sinemaya, kaplıcaya götürürken tek bir gayeleri var: Onlara “Siz bu toplumun en değerli parçasısınız” diyebilmek.
Sandıklı’nın Vicdanı Hepimize Emanet.
Sandıklı sadece termaliyle, lezzetiyle değil; bu vicdanıyla da anılmalı.
2019 yılında Belediye Başkanlığının desteğiyle dikilen bu fidan, bugün dev bir çınar oldu. Ayda en az sekiz kez dışarı çıkıyor, geziyor, eğleniyorlar. Çünkü dört duvar arasındaki bakım, sadece bedeni besler; Oysa ekibin esas derdi ruhları da doyurmak.
Eğer sizin de çevrenizde ağır engelli raporu(bakıma muhtaç) olan, çaresizlik içinde bir çıkış yolu arayan yakınınız, komşunuz varsa; susmayın. Onları bu sıcak yuvayla tanıştırın.
Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüklerine sunulacak bir dilekçe, bir hayatı karanlıktan aydınlığa çıkarabilir.
Unutmayın dostlarım; Bu kıymetli kurumda sadece engellilere bakılmıyor, burada insanlığa imza atılıyor.
Bizim pencerelerimiz her zaman umuda, kapılarımız ise her zaman sevgiye sonuna kadar açık kalmalı.
Peki Biz Ne Yapabiliriz? Diyorsanız.
Bu merkez, Sandıklı Belediyesi’nin bizlere emaneti. Ancak bu emanete sahip çıkmak sadece kurumların değil, hepimizin boynunun borcu. Oradaki her bir birey, aslında bizim bir aynamız. Yarın hangimizin o aynaya bakmak zorunda kalacağını bilemeyiz.
Sandıklı gibi kadim bir ilçenin, belediyesi eliyle böyle bir “şefkat limanı” inşa etmiş olması, bu toprakların ne kadar bereketli bir vicdana sahip olduğunu gösteriyor. Emek verenlerden, o kapıdan içeri sevgiyle giren her bir personele minnettarız.
Son sözüm: Eğer bir gün yolunuz Sandıklı ilçemize düşerse, sadece kaplıca ziyareti değil. Bu şefkat yuvasının önünden geçerken bir durun ve oradaki sessiz kahramanları selamlayın. Çünkü dünya, sadece sevgi ve merhamet üzerine kurulduğunda gerçekten dönmeye devam edecek.
Bizim zihnimizde; “Engel yok, sadece aşılması gereken basamaklar vardır.”
Sağlıcakla Kalın.
Hayatı Engelsiz Sayın…
