
Sevgili Okurlarım;
2026 ya merhaba derken ajandamın ilk sayfalarını hak ve erişilebilirlik bilinciyle dolduruyorum.2026 yılının, dijitalden, fiziksel alanlara kadar her noktada tam erişilebilirliğin sağlandığı, fırsat eşitliğinin önündeki tüm bariyerlerin kalktığı bir dönüm noktası olmasını temenni ediyorum. Bu yıl ki ilk yazımda aydınlık bir geleceğe hep birlikte bakıyoruz.
Bu yazımda “Görme Engelli Bireyler” için ocak ayındaki iki önemli günü “Farkındalık” oluşturmak için kaleme aldım.
Ocak ayının ilk yarısı, görme engelli bireyler için yılın ilk günleri olmasından çok daha fazlasını ifade eder. 4 Ocak’ta parmak uçlarımızla dünyayı keşfetmemizi sağlayan “Dünya Braille Günü’nü”, hemen ardından 7-14 Ocak’ta ise özgürlüğümüzün ve güvenliğimizin simgesi olan “Beyaz Baston ve Görme Engelliler Haftası’na” dikkat çekiyoruz. Bu iki tarih, görme engellilerin toplumsal hayattaki iki temel direğini temsil eder: Bilgiye erişim ve hareket özgürlüğü.
Şimdi bu özel günlere ve görme engelliler için önemine bakalım.
4 Ocak: Karanlığı Aydınlatan Altı Nokta
Gözlerinizi kapatıp yazının ve bilginin olmadığı bir dünya hayal edin… 1800’lerin başında görme engelliler için bu bir gerçekti. Ancak 4 Ocak 1809’da doğan Louis Braille, henüz 15 yaşındayken geliştirdiği altı noktalı kabartma sistemle bu karanlığı dağıttı. Bugün “4 Ocak Dünya Braille Günü”, sadece bir alfabeyi kutlama günü değildir; bilginin engellenemez olduğunun, bir görme engellinin dünyayı okuyarak, yazarak ve öğrenerek değiştirebileceğinin kanıtıdır.
Braille, parmak uçlarımıza birer göz armağan etmiştir. Ancak bugün dijitalleşen dünyada Braille’in yanına ekran okuyucuları ve dijital becerileri de ekleyerek, bu ışığı daha da büyütmek zorundayız.
7-14 Ocak ise Bağımsızlığın Beyaz Simgesidir.

Bilgiyle donanan bireyin bir sonraki adımı, sokağa çıkmak ve hayata karışmaktır. İşte burada devreye 1921’de James Biggs’in fark edilmek için bastonunu beyaza boyamasıyla başlayan Beyaz Baston girer. Beyaz baston bir “kusur” göstergesi değil, bir “bağımsızlık” beyanıdır. Bir görme engelli beyaz bastonunu eline aldığında dünyaya şunu söyler: “Kendi yolumu kendim çizebilirim, yeter ki önümdeki yapay engelleri kaldırın.”
Braille Alfabesi ve Beyaz Baston Neden Önemli? ve Neler Yapmalıyız?
Toplum olarak sormamız gereken soru şudur: Bir görme engelli Braille alfabesiyle eğitim alabiliyor mu? Beyaz bastonuyla sokakta güvenle yürüyebiliyor mu?
Bunlara kısa konu başlıkları ile göz atacak olursak;
* Erişilebilir Şehirler: Sarı çizgiler süs değildir; onlar bizim navigasyonumuzdur. Bu çizgilerin üzerine araç park etmek veya eşya koymak, bir insanın özgürlüğüne kilit vurmaktır.
* Dijital Okuryazarlık: 21. yüzyılda Braille alfabesinin yanına dijital yetkinlikleri de koymalıyız. Görme engelliler teknoloji sayesinde artık her zamankinden daha güçlü.
* İstihdam ve Üretim: Görme engelli bireyler, uygun koşullar sağlandığında sadece tüketen değil, dijital dünyada ve iş hayatında değer üreten profesyonellerdir. İş koçluğu ve mesleki eğitimlerle bu potansiyeli açığa çıkarmalıyız.
Topluma Genel Anlamda Mesajımız Şu Olmaktadır: “Engel Olma, Fark Et!”
Görme engellilik, dört duvar arasına hapsolmak demek değildir. Bizler; okullarda, ofislerde, sanat galerilerinde ve caddelerdeyiz. 4 Ocak Louis Braille’in mirası olan “bilgi” ve 7-14 Ocak’ta beyaz bastonun mirası olan “hareket” gücüyle buradayız.
Sizden acıma duygusu değil, hak temelli bir yaklaşım ve duyarlılık bekliyoruz. Bizim için en büyük engel, aşamadığımız basamaklar değil, aşılamayan önyargılardır. Gelin, bu Ocak ayında bir söz verelim:
Şehirlerimizi parmak uçlarıyla okunacak kadar şeffaf, beyaz bastonla gezilecek kadar güvenli hale getirelim.
Hemen hemen tüm yazılarımda vurguladığım gibi; Bir toplumu uygar kılan şey, en dezavantajlı halkasına sunduğu imkanlardır.
***
Peki, bu özel ve bir o kadar da önemli günleri sadece bir hafta boyunca kutlamak ve farkında olmak yeterli mi? “Elbette hayır.” Gerçek duyarlılık, bu farkındalığı bir yaşam biçimi haline getirmekten geçer. Bir görme engellinin dünyasına dokunmak ve hayatını kolaylaştırmak aslında sandığınızdan çok daha basit adımlarla mümkün hale gelecektir.
Bildiğimiz ama görme engelliler için olmazsa olmazımız uygulamalar.
– Fiziksel Engelleri Birlikte Kaldıralım:
Sarı kılavuz çizgiler birer dekorasyon değildir; onlar birer “yol”dur. Bu yolların üzerine araç park etmek, dükkan tezgahı koymak veya çöp bırakmak, o yolu kullanan bir bireyin özgürlüğünü elinden almaktır. Unutmayın, sizin için küçük bir dikkatsizlik, bizim için aşılması imkansız bir uçurum olabilir.
– Dijital Dünyada Bize Yer Açın:
Günümüzde bilgiye erişim artık ekranlarda. Web sitelerinizi, mobil uygulamalarınızı ve sosyal medya paylaşımlarınızı ekran okuyucu programlara uyumlu (erişilebilir) hale getirmek, toplu taşıma araçları ve asansörlerin, Akıllı Işıklar,Akıllı Duraklar, Banka vb yerlerde sesli yönlendirme olması Louis Braille’in başlattığı o ışığı dijital çağa taşımaktır. Görsellerinize ekleyeceğiniz basit bir “alt metin” (sesli betimleme), bir görme engellinin o görseli zihninde canlandırmasını sağlar.
-“Acımak” Yerine “Eşitlik” Sağlayalım
Toplumdaki en büyük engel, maalesef engellilere duyulan “yardıma muhtaç birey” algısıdır. Bizler acınmak değil, eşit fırsatlara sahip olmak istiyoruz. Eğitimde fırsat eşitliği, işe alımlarda yetenek bazlı değerlendirme ve sosyal hayatta tam katılım hakkı… Görme engelli bir bireyin mühendis, avukat, yazılımcı,gazeteci veya sanatçı olabileceği bir dünya, hepimizin ortak başarısı olacaktır.
–Engellilerle Doğru İletişim Kurun
Bir görme engelliye yardım etmek istediğinizde; önce ona sorun, cevabını bekleyin ve nasıl yardım edebileceğinizi öğrenin. Kolundan tutup sürüklemek yerine, kolunuzu teklif edin. Bizler için en büyük destek, bağımsızlığımıza duyulan saygıdır.
-En Önemlisi de Engellilere Kalbin Gözüyle Bakabilmek.
Beyaz bastonun tıktık sesleri sokaklarda yankılanırken, bu sesin bir “bağımsızlık senfonisi” olduğunu fark edin. 4 Ocak’ın o gizemli altı noktasıyla örülen bilgi köprüsünden hep birlikte geçelim.
Toplumsal duyarlılık; sadece eksiklikleri görmek değil, o eksiklikleri tamamlama iradesini göstermektir. Gelin, bu haftayı bir dönüm noktası yapalım. Şehirlerimizi sadece gözle görülen değil, gönülle hissedilen ve herkes için adil olan birer yaşam alanına dönüştürelim.
Çünkü bizler; görmediğimiz için değil, engellendiğimiz için kısıtlanıyoruz. Engelleri kaldırın, gerisini bize bırakın.
Unutmayın ki; Engel Yoktur! Engellenen Vardır.
Hayatı Engelsiz Sayın…

YORUMLAR