Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Yavaşoğlu ön beyin lobunu anlattı

Yavaşoğlu ön beyin lobunu anlattı
Özel Fuar Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu, ön-beyin lobu hakkında önemli bilgiler verdi. Özel Fuar Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu, yaptığı açıklamada,  “11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerifi karşıladık, idrak etmeye çalışıyoruz derken rahmet, mağfiret günlerini geçirip son on gününe, ateşten kurtuluş /arınma günlerine kavuştuk bile. Neredeyse elveda diyeceğiz, hüzünlüyüz çünkü o kadar hızlı geçiyor ki, başlamasıyla gidişi arasında sanki günler değil de saatler var gibi hele bizim gibi altmışına merdiven dayamış olanlarımızda. Umarım belki de son Ramazanımız olabilecek bu kutlu ve çok değerli zaman dilimini hakkıyla değerlendirebilenlerden olmuşuzdur, çünkü mükâfatını Rabbimizin bizzat vereceği bu değerli zaman diliminin bize ahirette ne gibi sürprizler getireceğini hiç bir zaman kestiremeyiz. Dünyanın gözlerinin önünde acımasızca ve hunharca tüm insanlık değerlerini hiçe sayarcasına yapılan bir soykırım ve katliamın yapıldığı acının, hüznün tarif edilemediği Gazze’de bile Ramazan ne kadar büyük bir sevinçle mutlulukla karşılandı, o acılı güzel insanlar Ramazan’ın kıymetinin farkındalar” ifadelerine yer verdi.  Yavaşoğlu,  “Peki Ramazan’ın Frontal lobumuz(ön beynimiz) ile ne alakası var diyebilirsiniz şimdi sadede gelelim yavaş yavaş. Bilindiği gibi insan beyninin büyük bir kısmı(yüzde 70) otomat beyin fonksiyonlarıyla vücudumuzu kontrol ediyor, bu Limbik Sistem(otomat bilinçaltımız) olarak biliniyor. Yaşamımızı sağlayan temel kalp, solunum ve yutma, barsak fonksiyonları, hormonal salınım ve kontrol, otomatik düşünce, duygu ve davranış kalıpları vb. farkında olmadan kendiliğinden devam edegelen fonksiyonlar hep Limbik Sistemin(bilinçaltı sistem) kontrolündedir. Oysa beyinde bir de %30 oranında Frontal (ön beyin)lob fonksiyonlarımız daha vardır ki bu faaliyetler kendi irademizle/bilinçli kontrolümüz altındadır ve daima bilinçaltı limbik sistemin çalışmasına karşı sorgulayıcı ve özellikle de yüksek beyin fonksiyonları (kognitif/bilişsel) olması hasebiyle her zaman aktif olan bir sistem değildir. Öncelikle Frontal lob(ön-beyin) fonksiyonlarımızın ne olduğunu anlamaya çalışalım. Spontalık, insiyatif kullanma, planlama, organizasyon yeteneği, hazzı/tatmini erteleme, yanlış davranışları durdurma, çeldirici düşünce, görüntü, ses, davranış ve duygulara direnç gösterip  dikkat alanı dışında tutabilme, kendini sorgulama, özeleştiri, önsezi, tefekkür etme, tezekkür, tasarım, farklı sanatsal yaratıcı üretim, dikkati tek odağa veya birden fazla odağa yönlendirebilmek, sosyal uygunluğu gözetebilmek, meraklılık, problem çözme, zihinsel esneklik(bir cevap kalıbına takılmadan başka bir cevap kalıbına yönelmek),cevapları içsel olarak programlayıp  sıralayıp ardarda dizebilme, riskleri ayırt edici bir şekilde değerlendirip buna dayalı stratejik kararlar verebilme, karmaşık bir durumun can alıcı ana özünü kavrayabilme, bir noktaya takılıp kalmadan meselenin bütününü göz önünde tutabilme, davranış çıktısını tekrarlamalara düşmeden sürdürebilme” ifadelerini kullandı.  Yavaşoğlu,  “Görüldüğü gibi irademizle yüksek beyin fonksiyonlarımızın ana kaynağı ve tüm beynimizin  yüzde 30 alanını işgal eden frontal lobumuzun kullanımı, gerçek Hz. İnsan olarak kalabilmek ve otomat insan(organizma gibi)kalıbından kurtulabilmek için ne kadar da gereklidir değil mi? İki milyonu aşkın canlı türünden sadece insana bahşedilen bu yüksek kortikal fonksiyonlar Yaradanın yarattığı biz insana verdiği çok yüksek bir değeri göstermiyor mu? Mutluluk kılavuzumuz Kur’an’ı Kerim’de (Nahl-70) “Ben insanı şereflilerin şereflisi/mükerrem kıldım” buyrularak bu hakikat dile getirilmekte, ayrıca Fatır-1. Ayeti kerimede “biz insanın kapasitesini sınırsız yaratık…” diye müjdelenmekte ve insanın sonsuzluğa aday olarak yeryüzünde Allah’ın halifesi/vekili olduğu da başka bir ayette vurgulanmaktadır. İşte Ramazan ayında insan tüm bu gerçeklerle yüzleşebilecek bir saf,  duru bir gönle sahip olabileceğinden gerçekte pek kullanmadığı iradi ve bilinçli bu ön beyin fonksiyonlarını pekala geliştirebilir.Çünkü oruçlu olan insanın yeme,içme, şehevi duygular vb. birçok bedensel hazlardan uzaklaşması, meşru  helal daireden geçici olarak da olsa uzaklaşması (yani otomat beyin fonksiyonlarından azade olmasıyla) önbeyin fonksiyonlarını daha aktif hale getirip güçlenmesine fırsat sağlayabilir(Kesafet X Letafet sırrınca, kesafeti azalan insanın letafeti artar, letafeti azaln insanın kesafeti artar). Özellikle bereketli sahur ve seher vakitlerinde yapılan ibadetler(sahur yapmak, anlayarak Kur’an okumak, teheccüd namazları kılmak, zikr çekmek, hatalarımıza tövbe istiğfar etmek, salavatlar getirmek)ve kılınan Teravih ve vakit namazları ruhumuzu giderek daha inceltir, letafetimi artırır ve yaratılmışlara çok daha merhametle bakmamızı, empati yapmamızı, diğergam olmamızı, daha cömert olmamızı, bencilliğimizden kurtulmamızı, sosyal ve ekonomik açıdan durumu bizden daha aşağıda olan insanlarla iftar sevinci paylaşmamızı, infakın ve zekatın manevi lezzetini tatmamızı ve algılamamızı temin eder” dedi. “İNSANA AİT AHLAKİ VE ZİHİNSEL DUYGUSAL DAVRANIŞLARA YÖNELİR BUNLARIN HAZZINI YAŞAR” “İnsana ait ahlaki ve zihinsel duygusal davranışlara yönelir bunların hazzını yaşar, dolayısıyla ön beyin fonksiyonlarını Ramazan boyunca farkında olmadan veya olarak geliştirir” diyen Yavaşoğlu, “İşte asıl mesele Ramazan sonrasında bu davranışları devam istikrarla ettirebilmektir(gerçek marifet budur).Zaten amaç da budur, on bir ay dünyevi meşgalelerimiz için koşturmaca içinde bencil nefsimizle kendimize ve sadece ailemize dönük yaşarken gelen rahmet ayıyla Allah’ın diğer kullarına da yöneliriz ve aslında zayıf olan ön beyin fonksiyonlarımızda iyice geliştirmek için bir nevi bir ay boyunca bunların egsersizini yaparız. Ramazan sonrasında belki de frontal lob fonksiyonlarımız iyice gelişince plastisite(nöronlar/beyin hücreleri arası irtibatlar arttıkça)yeteneğimiz güçlenir ve yüzde 30 iken frontal fonksiyonlarımız belki yüzde 40-yüzde 50 ye çıkar ki o zaman yüzde 70 olan otomat limbik fonksiyonlarmız daha zayıflayarak yüzde 60’a yüzde 50’ye düşerek en azından davranışlarımız yarı yarıya düzelmeye başlar(beynin yüzde 50 si otomat, yüzde 50’si ön beyin fonksiyonlarını kontrol eder hale gelir),yani ön beyin ve limbik sistem(irade/bilinçli  ve bilinç dışı/ iradedışı )eşit değerlere yaklaşmış olur. Böylece hem bedenen(gelişen ve plastisite yeteneği artan beynimizle) hem ruhen yani çift kanatla yaradanımıza kanatlanırız” diye konuştu.>>>Kadir Kaplan