Yargıtay, bir kişiyi hedef alarak ısrarlı ve kasıtlı bir şekilde korna çalmanın sadece bir trafik kuralı ihlali değil, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç sayılabileceğine hükmetti. Artık direksiyon başındaki öfkenin sonu, ağır para cezaları ve hapis istemli davalarla bitebilir.
İşte milyonlarca sürücüyü ilgilendiren kararın ayrıntıları…
KORNA ARTIK “HAKARET” VE “HUZURU BOZMA” SAYILABİLECEK
Yargıtay’ın güncel değerlendirmesine göre, kornanın yalnızca bir uyarı aracı olmaktan çıkarılıp; bir kişiyi rahatsız etmek, küçük düşürmek veya sindirmek amacıyla kullanılması “Kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu kapsamına alınıyor. Eğer bu eylem karşı tarafı rencide edici bir boyuta ulaşırsa, doğrudan “Hakaret” suçu olarak da cezalandırılabilecek.

“KORNA BİR SİLAH DEĞİLDİR”
Kararı değerlendiren hukukçular, trafikteki agresif davranışların artık “ifade özgürlüğü” ya da “anlık tepki” denilerek geçiştirilemeyeceğini vurguluyor. Uzmanlar şu uyarılarda bulunuyor:
-
Kasıt ve Süreklilik: Bir anlık refleksle yapılan kısa uyarı masumdur ancak bir aracı takip ederek veya önünü keserek sürekli kornaya basmak suçtur.
-
Rencide Edici Nitelik: Hedef gözetilerek yapılan korna sesi, karşı tarafın onurunu zedeleyici bir eylem olarak kabul ediliyor.
-
Tazminat Riski: Bu davranışlar sadece ceza davalarına değil, aynı zamanda mağdurun açabileceği “manevi tazminat” davalarına da kapı aralıyor.

ÖFKE KONTROLÜ ARTIK HUKUKİ BİR ZORUNLULUK
Avukatlar, trafikte yaşanan her tartışmanın ilerleyen süreçte bir mahkeme dosyasına dönüşebileceği konusunda sürücüleri uyarıyor. Yargıtay’ın bu kararıyla birlikte, direksiyon başında yapılan her hareketin hukukun denetiminde olduğu ve trafikte öfkeyle yapılan bir davranışın kişiyi “sanık” sıfatıyla hakim karşısına çıkarabileceği hatırlatılıyor.
