Türk tarihinin en kritik zaferlerinden biri olan Büyük Taarruz’un 103. yıl dönümünde, Tarihçi Yazar Sinan Meydan ile Büyükçekmece’de, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin birebir inşa edildiği anlamlı bir mekânda özel bir röportaj gerçekleştirdik. Gazi Meclis’in ruhunu taşıyan bu özel yerde, Meydan, Türk milletinin Anadolu’daki varoluş mücadelesini ve Büyük Taarruz’un tarihsel önemini çarpıcı detaylarla anlattı.
TÜRKLERİN ANADOLU SERÜVENİ VE BÜYÜK TAARRUZ’UN ÖNEMİ
Sinan Meydan, Türklerin Anadolu’daki tarihinin 1071 Malazgirt Zaferi ile başladığını, ancak Büyük Taarruz’un (26-30 Ağustos 1922) bu serüvenin en büyük kırılma noktalarından biri olduğunu vurguladı. “Eğer Büyük Taarruz kaybedilseydi, Türk milletinin Anadolu’daki varlığı sona erebilirdi” diyen Meydan, Sevr Antlaşması’nın Türkleri Balkanlar’dan, Trakya’dan ve İstanbul’dan atarak Anadolu’nun ortasında imha etmeyi hedeflediğini belirtti. Büyük Taarruz, bu emperyalist planı bozarak Türk milletinin bağımsızlığını korudu. Meydan, “Büyük Taarruz, sadece bir askeri zafer değil, aynı zamanda ulusal egemenliğin temellerinin atıldığı bir dönüm noktasıdır” diyerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde başlayan taarruzun, 9 Eylül’de İzmir’in kurtuluşu ve 18 Eylül’de Batı Anadolu’nun düşmandan temizlenmesiyle sonuçlandığını ifade etti. Bu zafer, Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolu açtı.
KURTULUŞ SAVAŞI’NIN İKİ AŞAMALI MÜCADELESİ
Röportajda, Kurtuluş Savaşı’nın yalnızca emperyalist işgalcilere karşı değil, aynı zamanda içteki iş birlikçilere ve sarayın otoritesine karşı da verilen bir mücadele olduğu vurgulandı. Meydan, 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ulusal egemenliğin sembolü olduğunu belirtti. Mustafa Kemal Paşa’nın, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini benimseyerek sarayın otoritesini reddettiğini ve milletin kendi kaderini tayin etme hakkını savunduğunu anlattı. Ancak bu süreçte zorluklar yaşandığını ifade eden Meydan, saray destekli isyanlara ve Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’ın Kuvayı Milliye’yi hedef alan fetvalarına dikkat çekti. Padişah Vahdettin’in kurduğu Halife Ordusu’nun, İngilizlerle iş birliği yaparak milli mücadelecilere karşı kullanıldığını belirtti. Buna rağmen, Mustafa Kemal’in liderliği ve halkın kararlılığı, bu engelleri aştı.
MUSTAFA KEMAL’İN STRATEJİK DEHASI
Sinan Meydan, Büyük Taarruz’un başarısının Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri ve siyasi dehasına dayandığını vurguladı. Yoksul ve savaş yorgunu bir halkla, sınırlı kaynaklarla, İngiltere, Fransa ve Yunan orduları gibi güçlü düşmanlara karşı mücadele edildiğini belirten Meydan, Atatürk’ün düşman cephesini bölmek için diplomatik hamleler yaptığını anlattı. Fransa ile imzalanan Ankara Anlaşması’nın İngiltere’yi yalnızlaştırdığını, Sovyet Rusya’dan alınan destek ve İslam dünyasındaki anti-emperyalist hareketlerle kurulan iş birliğinin zaferi kolaylaştırdığını ifade etti. Meydan, Tekalif-i Milliye Emirleri ile halktan zorunlu bağış toplandığını, ancak bu bağışların karşılıksız olmadığını vurguladı. Her katkı kaydedildi ve genç Cumhuriyet, 1923-1929 yılları arasında halka yaklaşık 17 milyon lira geri ödeme yaptı. Ayrıca, Atatürk’ün düşmanı yanıltmak için geliştirdiği stratejilere örnek olarak, 28 Temmuz 1922’de Akşehir’de ordu takımları arasında düzenlenen futbol maçını ve 21 Ağustos 1922’de Ankara’da duyurulan çay ziyafetini gösterdi. Bu hamleler, taarruz hazırlıklarını gizleyerek düşmanı aldattı.
BÜYÜK TAARRUZ’UN PLANI VE ZAFERİ
Büyük Taarruz’un, Afyon’un güneyinde, 40 kilometrelik dar bir alanda yoğunlaşan riskli ama etkili bir planla gerçekleştiğini anlatan Meydan, Mustafa Kemal’in düşmanın beklemediği bir bölgeden, 100 bin askerle ani bir saldırı başlattığını belirtti. Gece karanlığında, düşman uçaklarından gizlenerek yapılan lojistik hamlelerin, zaferin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. 26 Ağustos sabahı topçu ateşiyle başlayan taarruz, 30 Ağustos’ta düşmanın büyük ölçüde imha edilmesiyle sonuçlandı. Fahrettin Altay Paşa’nın süvari alayı, düşmanı kovalayarak İzmir’e kadar ilerledi. Meydan, Türk ordusunun yalnızca 2 bin 500 şehit ve 9 bin yaralı verdiğini, buna karşın düşmanın 130 binden fazla kayıp yaşadığını belirtti. “Bu, tarihte eşine az rastlanır bir başarıdır” diyen Meydan, zaferin büyüklüğünün az kayıpla elde edilmesinden geldiğini ifade etti.
“BÜYÜK ZAFER, DÜŞÜNÜLMÜŞ VE YÖNETİLMİŞ BİR HAREKETTİR”
Mustafa Kemal Atatürk’ün, Nutuk’ta Büyük Taarruz’u “Her evresiyle düşünülmüş, hazırlanmış ve yönetilmiş bir hareket” olarak tanımladığını hatırlatan Meydan, 27 Ekim 1922’de Bursa’da öğretmenlere hitaben söylenen, “Orduların sevk ve idaresinde ilim ve fen ilkelerini rehber kabul ettik” sözünü aktardı. Akıl, bilim ve stratejiye dayalı bu zaferin, Türk milletinin azmiyle birleştiğinde imkânsızı mümkün kıldığını vurguladı.
103. YILINDA BÜYÜK ZAFER
Büyük Taarruz’un 103. yıl dönümünde, Tarihçi Yazar Sinan Meydan, Türk milletinin bu destansı zaferini bir kez daha gururla andı. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının liderliğinde, yoksulluk ve zorluklara rağmen kazanılan bu zaferin, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturduğunu belirtti. Büyükçekmece’deki Gazi Meclis’te gerçekleştirilen bu özel röportaj, Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik tutkusunu bir kez daha hatırlattı. 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun. >>>Berna Uğur TÜRKSOY