<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>öfke &#8211; Gazete3 | Afyon Haberleri</title>
	<atom:link href="https://www.gazete3.com.tr/tag/ofke/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gazete3.com.tr</link>
	<description>Gazete 3 - Afyon Haberleri - Afyon Son Dakika Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jan 2025 11:34:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.gazete3.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/cropped-Adsiz-512-x-512-piksel-1-32x32.png</url>
	<title>öfke &#8211; Gazete3 | Afyon Haberleri</title>
	<link>https://www.gazete3.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Hiçbir öğrenme metodu şiddetten geçmemeli”</title>
		<link>https://www.gazete3.com.tr/hicbir-ogrenme-metodu-siddetten-gecmemeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2025 11:34:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Afyonkarahisar]]></category>
		<category><![CDATA[Afyonkarahisar Pedagoji Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[agresyon]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[okul korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[parmak emme]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gazete3.com.tr/?p=491030</guid>

					<description><![CDATA[Afyonkarahisar Pedagoji Merkezi’nden Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanı Tuba Çavaş, “Öğretmenlerimiz ve Eğitim Metodları” konusunda açıklamalarda bulundu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Afyonkarahisar Pedagoji Merkezi’nden Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanı Tuba Çavaş, “Öğretmenlerimiz ve Eğitim Metodları” konusunda açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Eğitimin önemine değinen Aile Danışmanı Tuba Çavaş, “Eğitim her yaşta ve her alanda karşımıza çıkan bir olgudur. Çocukluk yaşantılarımızdan yaşlılığımıza kadar yaşantılarımızla beraber birçok farklı şey öğreniriz. Hayatımızın büyük bir kısmını da öğrenilen günlük bilgilerin dışında akademik bilgilerimiz kaplar. Bizler akademik yaşantımıza ilkokul ile birlikte başlarız. Tam olarak bu başlangıç, bu süreçler bizim yaşam boyu devam edecek öğrenmelerimizi etkiler” dedi.</p>
<p><strong>“ÇOCUKLARIMIZIN PSİKOLOJİK VE FİZİKSEL SAĞLIĞI TEHLİKEYE ATILMAMALI”</strong></p>
<p>Afyonkarahisar’da 1. sınıf kademesinde yaşanılan yanlış yaklaşımlar ve bunun bir çocuk yaşamında doğurabileceği psikolojik ve ruhsal yansımaları anlatan Tuba Çavaş, “Sevgili öğretmenlerimiz çok kutsal ve her zaman saygı duyulası işler yapıyorlar. Fakat bazı istisnalar yaşanıyor ki çocuklarımız okula ilk adım attıkları kademede öğretmen zorbalığına, sözel ve fiziksel şiddetine maruz kalıyorlar. Bizler ruh sağlığı uzmanları olarak şiddetin her türlüsüne karşıyız. Hiçbir öğrenme metodu şiddetten geçmemeli. Özellikle okula yeni başlayan 1. sınıf çocuklarımızın karşılaştığı şiddetler okul korkusu, kaygı, tırnak yeme, parmak emme, alt ıslatma, öfke, agresyon gibi davranış problemlerine sebep olmaktadır. Bu durumların yaşanması sonrasında ise yapılan eleştiriler, şikayetler gerekli kurumlarca titizlikle ve ivedilikle irdelenmeli çocuklarımızın psikolojik ve fiziksel sağlığı tehlikeye atılmamalıdır. Fakat görüyoruz ki yaşanılan olumsuz durumlar karşısında yapılan şikayetlere haftalar sonra dönüş yapılmaktadır. Şiddet uygulayan bir öğretmenin sınıfta ‘Sizin yüzünüzden soruşturma geçiriyorum, sakın burada olanları ailenize söylemeyin, ben sizi her yerde duyar ve görürüm’ gibi söylemlere ve fiziksel şiddetine devam etmesine rağmen. Sevgili öğretmenlerimiz, eğitim modellerini demokratik ve modern temelli modele çevirmeli gerektiği durumlarda ise konsültasyon desteği almaktan da çekinmemelidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“BİRLİKTE DAHA İYİ BİR EĞİTİM VE GELECEK OLUŞTURABİLİRİZ”</strong></p>
<p>“İnsan olarak pek çok farklı alanda ve pek çok farklı kimliklerle bulunuyoruz” diyen Çavaş, “Bu kimlikleri yaşarken de her zaman işler yolunda gitmeyebiliyor. Zaman zaman ruhsal buhranlara kapılabiliyoruz. Özellikle böyle dönemlerde üzerlerinde büyük sorumluluklar bulunan öğretmenlerimiz de fark etmeden de olsa bu olumsuzlukları çocukların üzerine yansıtabiliyorlar. Yine şunu ifade etmeliyim ki böyle durumlarda uzman kişilerden destek almayı ihmal etmeyiniz. Ben bir ruh sağlığı uzmanı olarak desteğe ihtiyacı olan her öğretmenimiz için psikolojik destek vermeye hazırım. Birlikte daha iyi bir eğitim ve gelecek oluşturabiliriz” dedi. <strong>&gt;&gt;&gt;Kadir KAPLAN </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sosyal medya toplumdaki öfke sorunlarını artırdı”</title>
		<link>https://www.gazete3.com.tr/sosyal-medya-toplumdaki-ofke-sorunlarini-artirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2024 08:43:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[dilara dalyan]]></category>
		<category><![CDATA[gazete3]]></category>
		<category><![CDATA[kanal3]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[sondakika]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gazete3.com.tr/?p=471839</guid>

					<description><![CDATA[ Son yıllarda öfke sorunlarının toplumda artış gösterdiğine dikkat çeken Psikolog Dilara Dalyan, “Bu artışın nedenleri arasında sosyal medya kullanımının yaygınlaşması, toplumsal belirsizlikler ve ekonomik sıkıntılar öne çıkıyor. Sosyal medya, bireylerin anlık duygularını ifade etmesine olanak tanırken, aynı zamanda olumsuz etkileşimlere de zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca, pandemi süreci gibi büyük krizler, insanların stres seviyelerini artırarak öfke duygusunu daha yoğun hale getirebiliyor. Tüm bu etkenler, bireylerin öfke yönetiminde zorlandıkları durumları artırmaktadır” dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi&#8217;nden Psikolog Dilara Dalyan, öfke kontrolü hakkında açıklamalarda bulundu. Öfke kontrolünün tanımını yapan Psk. Dalyan, “Öfke kontrolü, bireylerin öfke duygularını tanıma, anlama ve bu duyguları uygun bir şekilde ifade etme yeteneğidir. Psikolojide öfke, duygusal bir tepkidir ve genellikle tehdit, hayal kırıklığı veya kayıplara karşı ortaya çıkar. Ancak bu duygunun sağlıklı bir şekilde yönetilememesi, bireyin hem kendisine hem de çevresindekilere zarar vermesine yol açabilir. Dolayısıyla, öfke kontrolü, kişisel sağlığı ve sosyal ilişkileri olumlu yönde etkileyen önemli bir beceridir. Öfke kontrolü, yalnızca öfke anında sergilenen davranışlarla sınırlı değildir; aynı zamanda bireyin bu duygunun kaynağını anlama, tetikleyicilerini tanıma ve bu duygularla başa çıkma stratejileri geliştirme sürecini de içerir. Bu noktada, öfke yönetimi, bireyin duygusal ve sosyal becerilerini geliştirmesine yardımcı olabilir” diye konuştu.</p>
<p>“Şehir yaşamının hızlı temposu, öfke patlamalarını tetikliyor”<br />
Öfke kontrolünün toplumda oldukça yaygın bir mesele olarak karşımıza çıktığını belirten Psk. Dalyan, “Günlük yaşamda karşılaşılan stres faktörleri, iş hayatındaki baskılar ve sosyal etkileşimler, bireylerin öfke seviyelerini artırabilir. Ayrıca, özellikle şehir yaşamının getirdiği hızlı tempolar ve belirsizlikler, öfke patlamalarını tetikleyen önemli unsurlardır. Sonuç olarak, toplumun genelinde öfke kontrol sorunları daha sık görülmeye başlanmıştır” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Kalp atışları hızlanır, terleme ve titreme görülebilir”<br />
Öfke sorununun, fiziksel, duygusal ve davranışsal belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Psk. Dalyan, “Fiziksel belirtiler arasında kalp atışlarının hızlanması, terleme ve titreme gibi tepkiler yer alır. Duygusal olarak ise, birey huzursuzluk, çaresizlik veya sinirlilik hissedebilir. Davranışsal olarak ise, bağırma, agresif tutumlar sergileme ve çatışmalara girme gibi durumlar gözlemlenir. Bu belirtiler, öfkenin kontrol altına alınmadığı durumlarda daha da yoğunlaşabilir” dedi.</p>
<p>“Toplumda bir öfke artışı söz konusu”<br />
Son yıllarda, öfke sorunlarının toplumda artış gösterdiğine dikkat çeken Psk. Dalyan “Bu artışın nedenleri arasında sosyal medya kullanımının yaygınlaşması, toplumsal belirsizlikler ve ekonomik sıkıntılar öne çıkıyor. Sosyal medya, bireylerin anlık duygularını ifade etmesine olanak tanırken, aynı zamanda olumsuz etkileşimlere de zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca, pandemi süreci gibi büyük krizler, insanların stres seviyelerini artırarak öfke duygusunu daha yoğun hale getirebiliyor. Tüm bu etkenler bireylerin öfke yönetiminde zorlandıkları durumları artırmaktadır” dedi.</p>
<p>“Öfke kontrolünü yönetmek için öneriler”<br />
Öfke kontrolünü yönetmek için birkaç temel stratejinin uygulanabileceğine değinen Psk. Dalyan, şu bilgileri paylaştı:<br />
“İlk olarak, bireylerin kendi öfke tetikleyicilerini tanımaları gerekir. Kişinin hangi durumlarda daha fazla öfke hissettiğini bilmesi, bu duyguyla başa çıkma konusunda önemli bir adımdır. Düzenli egzersiz yapmak, nefes teknikleri ve meditasyon gibi rahatlama yöntemleri, öfke kontrolü üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir. Bu tür yöntemler, stresin azaltılmasına yardımcı olarak, öfkenin daha sağlıklı bir şekilde yönetilmesine olanak tanır. Öfke kontrolü sağlamak için, bireylerin etkili başa çıkma stratejileri geliştirmeleri gerekmektedir. Problem çözme becerilerini artırmak, empati kurma yeteneğini geliştirmek ve olumlu iletişim yöntemleri kullanmak, öfkenin yönetilmesinde kritik öneme sahiptir. Öfke duygusu ortaya çıktığında, bireylerin kendilerine bir süre ayırarak düşünmeleri ve duygularını gözlemlemeleri faydalı olabilir. Bu, anlık tepkilerden kaçınmalarına yardımcı olur.”</p>
<p>“Ruh sağlığını olumsuz etkiler”<br />
Öfke kontrolsüzlüğünün, birçok psikolojik rahatsızlığın belirtisi olabileceğini dile getiren Psk. Dalyan, “Örneğin, depresyon, anksiyete bozuklukları ve sınırda kişilik bozukluğu gibi durumlar, bireylerin öfke duygularını yönetmelerini zorlaştırabilir. Bu tür rahatsızlıklar, kişinin ruh sağlığını olumsuz etkileyerek öfke patlamalarını artırabilir. Bu nedenle, öfke sorunları ciddiye alınmalı ve gerekli profesyonel yardım alınmalıdır” dedi.</p>
<p>“Öfke kontrolü tedavisi”<br />
Öfke kontrolü tedavisinin bireyin ihtiyaçlarına göre şekilleneceğini kaydeden Psk. Dalyan, “Bireysel terapiler, grup terapileri ve davranışsal terapiler, öfke kontrolü konusunda etkili yöntemler arasında yer alır. Terapistler, bireylerin öfke ile başa çıkma stratejilerini geliştirmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda duygusal zekâlarını artırmalarına da katkı sağlarlar. Profesyonel destek almak, bireylerin daha sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine ve öfke sorunlarını yönetmelerine yardımcı olur” açıklamasında bulundu.</p>
<p>“Stres bozukluklarının habercisi olabilir”<br />
Sık öfke patlamalarının sadece tek bir sorunla sınırlı olmayıp, birçok psikolojik hastalığın habercisi olabileceğini hatırlatan Psk. Dalyan, “Depresyon, stres bozuklukları, bipolar bozukluk ve anti-sosyal kişilik bozukluğu gibi çeşitli rahatsızlıklar, öfke patlamalarını tetikleyebilir. Bu yüzden bu tür belirtiler gözlemlendiğinde, bireylerin profesyonel bir uzmandan yardım almaları son derece önemlidir. Sonuç olarak, öfke kontrolü hem bireysel ruh sağlığı hem de sosyal ilişkiler açısından kritik bir konudur. Toplumda bu konuda farkındalığın artırılması ve profesyonel destek alınmasının teşvik edilmesi, hem bireylerin hem de toplumun genel sağlığı için hayati öneme sahiptir. Öfke, doğru yönetildiğinde güçlendirici bir duygu haline gelebilir; aksi takdirde ise yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden öfke yönetimi üzerine eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları, modern yaşamın bir parçası olarak ele alınmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
