<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cinsiyet kimliği &#8211; Gazete3 | Afyon Haberleri</title>
	<atom:link href="https://www.gazete3.com.tr/tag/cinsiyet-kimligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gazete3.com.tr</link>
	<description>Gazete 3 - Afyon Haberleri - Afyon Son Dakika Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Sep 2026 10:36:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://www.gazete3.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/cropped-Adsiz-512-x-512-piksel-1-32x32.png</url>
	<title>cinsiyet kimliği &#8211; Gazete3 | Afyon Haberleri</title>
	<link>https://www.gazete3.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>LGBT ve cinsiyetsizlik söylemlerine ilişkin bilinçlenme uyarısı</title>
		<link>https://www.gazete3.com.tr/lgbt-ve-cinsiyetsizlik-soylemlerine-iliskin-bilinclenme-uyarisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=lgbt-ve-cinsiyetsizlik-soylemlerine-iliskin-bilinclenme-uyarisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre TAŞPUNAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 10:36:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[insan bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[LGBT]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Dağ]]></category>
		<category><![CDATA[queer]]></category>
		<category><![CDATA[transhümanizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gazete3.com.tr/?p=737233</guid>

					<description><![CDATA[Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Dağ, LGBT ve cinsiyetsizlik söylemlerine karşı bilinçlenme çağrısı yaptı.
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Transhümanizm: İnsanın ve Dünyanın Dönüşümü&#8221;, &#8220;İnsansız Dünya Transhümanizm&#8221; kitaplarının da yazarı olan Dağ, AA muhabirine, LGBT, cinsiyetsizlik ve &#8220;queer&#8221; (geleneksel cinsiyet ve kimlik anlayışını sorgulayan) akımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>İnsan bedeninin biyolojik gerçekliğinden koparılarak keyfi şekilde biçimlendirilmek istendiğini belirten Dağ, bedeni &#8220;manipüle edilebilir ham madde&#8221; olarak gören tekno-kültürel bir akılla karşı karşıya olunduğunu söyledi.</p>
<p>Dağ, insanın bedensel ve biyolojik gerçekliğinin görmezden gelinerek özgürlükçülük adına sınırların ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, &#8220;Kim olduğunu keşfeden, özneden çok sermayenin ve enformasyonun güdülediği, kim olacağını sürekli üreten özne sorunuyla karşı karşıyayız. Sabit bir aidiyet olan bedenin yerini, tercih edilerek değiştirilebilen bedene sahip özneler, matah gibi gösterilmek isteniyor. Bedene dair sınırsızlık-hadsizlik, özgürleşme olarak sunuluyor.&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Kapitalizmin insanı yeniden tanımlayarak üzerinde yeni bir tahakküm biçimi kurduğunu belirten Dağ, &#8220;İnsan bedeninin sınırlarının muğlaklaştırılması, LGBT ve cinsiyetsizlik sorununu doğurdu. İnsanın aidiyetini bozarak insanın bedenini oyun hamuruna dönüştürme arzusu, ciddi toplumsal bir sorundur. Toplumsalı bozacak olan bu tür oluşumlara karşı tedbirli ve temkinli olunması gerekmektedir.&#8221; diye konuştu.</p>
<h2>&#8220;Beden yeniden tasarlanmak isteniyor&#8221;</h2>
<p>Dağ, LGBT ile transgenderizm (cinsiyet kimliğinin biyolojik cinsiyetten farklı olabileceğini savunan yaklaşım) ve transhümanizm (teknolojiyle insanın biyolojik sınırlarını aşmayı amaçlayan yaklaşım) arasındaki ilişkiye değinerek, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Beden, biyolojik sınırlar ve cinsiyet ontolojisi üzerinden yeniden tasarlanmak isteniyor. Bu üçünde de biyolojik beden, sınırları aşındırılarak değiştirilebilir. Transgenderizm, cinsiyet ve kimlik üzerinde dönüşüm sağlamaya çalışırken transhümanizm, yaşlanma, hastalık, ölümlülük ve bedensel yetersizlikleri aşmak ister. Transgenderizm, biyolojik cinsiyetin sınırlarını sosyo-kültürel ve medikal müdahalelerle dönüştürmeye, transhümanizm, bu dönüşümü teknoloji aracılığıyla insan bedeninin ve türünün bütün biyolojik sınırlarına yaymaya çalışır. Transgenderizm, biyolojik sınırları biyolojik çalışmalar ve sosyo-kültürel söylemlerle transhümanizm ise teknolojiyle aşılmasını hedefler. Transgenderizmde, zihin ve iradeyle bedensel gerçekliğin önüne geçerek bedenin yeniden biçimlendirilebilir nesne olduğu tezi var. Biyoteknoloji, hormon tedavileri, cerrahi müdahaleler, genetik mühendisliği ve nöroteknolojiler, bedenin dönüştürülmesi için imkan olarak görülüyor. Bu teknolojiler, kadın-erkek düalitesini aşan akışkan ve cinsiyet-sonrası kimlik tasarımlarını gündeme getiren post-cinsiyetçi yaklaşımlar için bir imkan.&#8221;</p>
<p>Dağ, üremenin teknolojikleştirilmesiyle beden ve üreme arasındaki geleneksel bağların çözüldüğüne dikkati çekerek, &#8220;Bedenin sınırlarının genişletilebileceği fikri, tekno-kültürel dönüşümle birleşiyor. Cinsellik, sanal gerçeklik, sextech, dijital kimlikler ve yapay zeka destekli ilişkiler bağlamında dönüştürülmek isteniyor. Cinsellik, biyolojik bedenden koparılarak insan ilişkileri de ayrıştırılıyor.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>&#8220;Ananevi terbiye geleneğimizi yaşatmalıyız&#8221;</h2>
<p>Cinsel kimlik karmaşasının insanın kaldıramayacağı en büyük yüklerden biri olduğunu vurgulayan Dağ, bu yükün altına girmemek için toplumun güçlü felsefi ve ahlaki bir zemine sahip olması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Dağ, özellikle gençlerin eleştirel medya okuryazarlığı kazanmaları ve LGBT, cinsiyetsizlik ve &#8220;queer&#8221; akımlarına ilişkin propagandaların farkına varmaları gerektiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Güçlü psikososyal destek mekanizmalarına ihtiyacımız olduğu gibi ananevi terbiye geleneğimizi yaşatmalıyız. Öncelikle ontolojik ve ahlaki temelimiz, fıtrat bilinci kazandırmak olmalı. Bireyin yaratılışı ve biyolojik hakikati unutturulmamalı. Geçici duygular, psikolojik dalgalanmalar veya hevesler, biyolojik hakikatin önüne geçirilmemeli. Akıl ve irade terbiyesiyle nefsi sapkın yönelimleri, tasfiye edilebilir. Sapkın dijital platformlar, ahlaki veya hukuki tavırla etkisiz hale getirilmeli. İnsanın bedeni konusunda gelgit yaşamaması için irade ve manevi bilinci güçlendirilmelidir. Çocuklar, biyolojik cinsiyetine uymayan rol ve davranışlara maruz bırakılmamalı. Başta mahremiyet eğitimi olmak üzere, sağlıklı şahsiyet gelişimi sağlanmalı. Kadın-erkek gerçekliğinin varlık sürdüğü hayat, merkezde olmalı. Medya ve piyasanın işbirliğiyle dejenere ettiği kimlik modellerini, şüpheyle karşılamak gerekir.&#8221;</p>
<h2>&#8220;Bedene ve cinsiyete ilişkin sürekli arayışlar, beyhudedir&#8221;</h2>
<p>Prof. Dr. Dağ, İslamiyet&#8217;in konuyla ilgili bakış açısı hakkında bilgi vererek, &#8220;İslam düşüncesi doğayı, insanı ve hayatı rastlantısal ve kaotik algılamaz, ölçü ve denge üzerine kurulu bir nizamı esas alır. İnsan, ruh ve bedenin bileşimi olan tesadüfi bir varlık değildir. Varoluşsal gayesi ve ahlakiliği olan insan, fıtrat üzerine yaşar. Yer ve gök ne kadar gerçeklik ise kadın-erkek cinsiyeti o kadar hakikattir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Dağ, insanın kendi bedeninin mutlak sahibi olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Bedenini korumak ve yaratılış gayesine uygun biçimde emanet olduğunun bilinciyle hareket etmesi gereken insan, beden aidiyetini tehdit eden saldırılara karşı önlem almalı ve biyolojiyi muğlaklaştırarak anlamsızlaştırmak isteyen kötü niyetlerin farkında olmalı. Bedensel gerçekliği inkar etmeden kadın-erkek düalitesine sadık kalarak fıtratıyla cebelleşmemeli. İnsan, sınırlarını bilen ve kendi gerçekliğiyle ilişki kuran bir varlıktır. Özgürlüğün insan bedeninin sınırlarını genişleterek bir ham maddeye yani oyun hamuruna dönüştürmesi olduğu söylemi, insan için hiç de hayırlı değil.&#8221;</p>
<p>İnsanın biyolojik gerçekliğine ve fıtratına sadık kalarak hayatta anlamlı bir varoluş oluşturabilmesi gerektiğinin altını çizen Dağ, &#8220;Bedene ve cinsiyete ilişkin sürekli arayışlar, beyhudedir. İnsanı gerçekten özgürleştirecek olan, biyolojisinin ve fıtratının gerçekliğine sadık kalmaktır. İnsanı sınırsızca yeniden üretilebilir bir projeye indirgeyen tekno-kültürel nihilizmin insana vereceği bir şey yok. Asıl imkan, insanın kendi bedenine sadık kalarak doğadaki gerçekliğine sahip çıkmasıdır.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Dağ, cinsel kimlik karmaşası girdabından çıkabilmenin yollarına değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8220;Hisleri karmaşıklaşmış kişilerin eylemleri de ölçüsüzleşir. Cinsel kimlik bocalamalarının nedeni, iradenin zayıflaması ve aklın nefsi dürtülere mağlup olmasıdır. Göz ve zihin, temiz şeylerle meşgul edilerek manevi ve güçlü bilinç tahkim edilmeli. Kimlik karmaşası derinleşirse cerrahi operasyonlar veya ömür boyu süren hormon tedavilere maruz kalınabilir. Geri dönüşü olmayan aceleci müdahaleler, bedensel bütünlükle kişiliği de yıkar. Zihinsel sükuneti ve ruh sağlığını muhkem kılacak ortamlar tercih edilmeli. Çocuklar, biyolojik fıtratlarına uymayan rol modellere maruz kalmamalı. Çocukların mahremiyet sınırlarına ihtimam gösterilmeli. Dijital mecraların, marjinal kültürel ve siyasi akımların özendirici ve meşrulaştırıcı söylemlerine, zihinsel mesafe konulmalı. Kişiler, kendilerini bu yönelimlere iten çevrelerden uzak durmalı. Güçlü aile desteği ve yapıcı sosyal bağlarımızı tahkim etmeliyiz. Bu eğilimdeki bireyleri yalnızlaştırarak depresyona ve tecride mahkum etmeyip bu girdaptan selametle çıkması sağlanmalı.&#8221;&gt;&gt;&gt;AA</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LGBT kavramlarına maruz kalan çocuklar cinsiyet kimliği kriziyle karşı karşıya</title>
		<link>https://www.gazete3.com.tr/lgbt-kavramlarina-maruz-kalan-cocuklar-cinsiyet-kimligi-kriziyle-karsi-karsiya/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=lgbt-kavramlarina-maruz-kalan-cocuklar-cinsiyet-kimligi-kriziyle-karsi-karsiya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre TAŞPUNAR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 09:06:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların dijital içerikleri]]></category>
		<category><![CDATA[dijital içerik]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şevki Işıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya algoritmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gazete3.com.tr/?p=736689</guid>

					<description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıklı, LGBT ve cinsiyet kavramlarıyla ilgili erken yaşta çok fazla içeriğe maruz kalan çocukların, cinsiyet kimliği kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="embed-responsive prose max-w-none text-start text-[17px] xl:pe-14 dark:text-white lora space-y-4 mt-2 overflow-x-auto" dir="ltr">
<p>Dijitalleşmeyle daha görünür hale gelen LGBT ve cinsiyet kimliği tartışmaları, çocukların kimlik gelişiminin yanı sıra aile içindeki kadın ve erkek rolleri, annelik, babalık ve akrabalık ilişkileri üzerindeki olası etkileriyle de gündeme geliyor.</p>
<p>Sosyal medya algoritmalarının çocukların karşılaştığı içeriklerin belirlenmesinde giderek daha fazla rol üstlenmesi ise ebeveynlerin çocuklarının dijital dünyayla ilişkisini takip etmesini zorlaştırıyor.</p>
<p>LGBT ve cinsiyet kimliğine ilişkin dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki olası etkilerini AA muhabirine değerlendiren Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevki Işıklı, geçmişte ebeveynlerin çocukların izlediği ekranı kontrol ederek karşılaştıkları içerikleri daha kolay takip edebildiğini ancak dijitalleşmeyle birlikte enformasyon akışının ve buna bağlı risklerin arttığını belirtti.</p>
<p>Algoritmaların çocukların ilgi duyduğu, konuştuğu ve aradığı konulara ilişkin verileri kullanarak içerik sunduğunu anlatan Işıklı, çocukların cinsiyet kimliği ve rollerine ilişkin yaşlarına uygun şekilde bilgilendirilmesinde sakınca olmadığını, asıl meselenin &#8220;bilgilendirme&#8221; ile &#8220;yönlendirme&#8221; arasındaki ayrım olduğunu ifade etti.</p>
<p>Işıklı, &#8220;LGBT kavramları ve cinsiyet kavramlarıyla ilgili çocukların erken yaşta bu kadar çok içeriğe maruz kalması, çeşitli değişikliklere yol açacak. Bu kontrolün bir kısmını şu anda algoritmalar üstleniyor. Çocuklar kendinden önceki nesillerin yaşamadığı tarzda bir cinsiyet kimliği krizine maruz kalabilirler hatta kalıyorlar. Çünkü çok fazla içeriğe maruz kalıyorlar. Ekosistemde yabancı unsurlar, anne babalarının sahip olmadığı şeyler var. Erken yaşta maruz kalmanın birtakım riskleri var. Çocuklarda erken kimliklendirme, erken cinsiyet kimliği edinme sürecine sokabilir. Bu yüzden ebeveynlerin bunu takip etmeleri gerekir. Sadece cinsiyetin erken kimliklendirme sürecine girmesi, çocuğu henüz hazır olmadığı bir konuda zihinsel ve psikolojik bir gerilime sokabilir. Kadın ve erkek rolleri şeklindeki geleneksel cinsiyet ayrımını çocuğun zihninde tartışmalı hale getirebilir.&#8221;</p>
<figure class="image"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/09/13/8e143d64af19ac483c466c52a95315c9.jpg" width="5127" height="3416" alt="LGBT kavramlarına maruz kalan çocuklar cinsiyet kimliği kriziyle karşı karşıya" title="LGBT kavramlarına maruz kalan çocuklar cinsiyet kimliği kriziyle karşı karşıya 1"></figure>
<h2>&#8220;Kararlarını LGBT&#8217;den yana pozitif bir ayrımcılık olarak kullanmaları gerektiği mesajı veriliyor&#8221;</h2>
<p>Çocukların farklı dönemlerde farklı şeyler düşünebileceğini ve yeni şeyler deneyebileceğini belirten Işıklı, cinsiyet kimliğini keşfetme sürecinde internet, sosyal medya ya da teknoloji destekli diğer kanallardan tek yönlü enformasyon gelmesinin çocuğu tek bir alana kaydırabileceğini söyledi.</p>
<p>Işıklı, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Özellikle Batı, Amerika kaynaklı dijital platformlarda LGBT konusunda pozitif bir ayrımcılık, bir sponsorluk ya da öne çıkartma olduğunu çok net görebiliyoruz. Bu Netflix&#8217;le başlamıştı ama şimdi Hollywood filmleri ve diğer sinema sektörünün tümünde görebiliyoruz. Hepsinde LGBT ile ilgili bir mesaj var. Halbuki en yaygın olan toplumda insanların sadece yüzde 3,5&#8217;i LGBT&#8217;li üyeler. Fakat sanki bu en temel sorunmuş ve en öncelikli insan hakkıymış gibi öne çıkartıp çocukların henüz yetişkin olmadan bu konuda bir tercih yapmaları yahut da kararlarını LGBT&#8217;den yana pozitif bir ayrımcılık olarak kullanmaları gerektiği mesajı veriliyor.&#8221;</p>
<p>Bilim ve teknolojideki gelişmelerin de cinsiyet, aile ve toplumsal ilişkiler üzerindeki etkisine değinen Işıklı, gen makaslama ve sentetik biyoloji gibi teknolojilerin hızla geliştiğini, bu gelişmelerle çocuğun cinsiyetinin ve bazı genetik özelliklerinin doğumdan önce belirlenebilir hale geldiğini anlattı.</p>
<p>Işıklı, &#8220;Şu anki toplumumuzun, ahlakın, medeniyetimizin tümü her noktada cinsiyetle ilgili normlar, kurallar, yasalar, kriterler ve kavramlar içeriyor. Siz cinsiyetsizleşme gibi ya da çoklu cinsiyetler gibi yahut da akışkan cinsiyetler gibi bütün bunları içine alacak tasarım bebek gibi bir teknolojik trende girerseniz, bu teknolojik trend içinde sizin geleneksel yaşam tarzınızdan, ahlakınızdan, edebiyatınızdan, bilim ve inançlarınızdan geriye bir şey kalmaz. Buna karar vermek zorundayız.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Ebeveynlerin çocuklarının dijital ortamda karşılaştığı içeriklerden haberdar olması ve onlarla aktif iletişim kurması gerektiğini belirten Işıklı, bu süreçle ebeveynlerin tek başına başa çıkamayacağını, büyük teknoloji şirketleri, bilimsel fon kuruluşları ve bilim politikalarıyla eş güdüm içinde hareket edilmesi gerektiğini belirtti.&gt;&gt;&gt;AA</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
