<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali İhsan Orhan &#8211; Gazete3 | Afyon Haberleri</title>
	<atom:link href="https://www.gazete3.com.tr/tag/ali-ihsan-orhan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gazete3.com.tr</link>
	<description>Gazete 3 - Afyon Haberleri - Afyon Son Dakika Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 08:41:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.gazete3.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/cropped-Adsiz-512-x-512-piksel-1-32x32.png</url>
	<title>Ali İhsan Orhan &#8211; Gazete3 | Afyon Haberleri</title>
	<link>https://www.gazete3.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Mezarda emekliliğe, kayıt dışı ücrete ve sefalete hayır”</title>
		<link>https://www.gazete3.com.tr/mezarda-emeklilige-kayit-disi-ucrete-ve-sefalete-hayir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 08:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[3600 ek gösterge]]></category>
		<category><![CDATA[ABO]]></category>
		<category><![CDATA[Ali İhsan Orhan]]></category>
		<category><![CDATA[BES]]></category>
		<category><![CDATA[Büro Emekçileri Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[emeklilik sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[kamu emekçileri]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt dışı ücret]]></category>
		<category><![CDATA[SGK]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Sigorta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gazete3.com.tr/?p=694628</guid>

					<description><![CDATA[Büro Emekçileri Sendikası (BES) Afyonkarahisar İl Temsilcisi Ali İhsan Orhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada kamu emekçilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Orhan, sosyal devlet anlayışının zayıflatıldığını ve kamu hizmetlerinin giderek özelleştirildiğini savunarak, emekçilerin hem çalışma hayatında hem de emeklilikte ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Kayıt dışı ücret uygulamalarının emeklilik haklarını olumsuz etkilediğini belirten Orhan, mevcut sistemin “güvencesizlik ürettiğini” dile getirdi.</p>
<p><strong>“YAŞADIĞIMIZ KRİZ TESADÜF DEĞİLDİR”</strong></p>
<p>Orhan açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde; sosyal devletin tasfiyesine ve kamu emekçisinin geleceğinin çalınmasına karşı sesimizi yükseltiyoruz. Yaşadığımız kriz tesadüf değildir; ‘devletin küçülmesi’ safsatasıyla kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin ve uluslararası sermayeye verilen taahhütlerin bir sonucudur. Kamu Yönetimi Temel Reformu ile başlayan bu süreçte hizmetler paralı hale gelmiş, yurttaşlar düşük emekli aylıklarına mahkûm edilmiş, kamu emekçileri hem güvencesizleştirme hem de geleceksizleşme politikalarına mahkum edilmiştir. 2006 yılında &#8220;reform&#8221; ve &#8220;devrim&#8221; sloganlarıyla kurulan SGK, gelinen noktada bir şirket gibi yönetilerek toplumun sırtından kâr etmeye odaklanmıştır. Kurum bütçesi özel sağlık sektörüne ve ilaç tekellerine kaynak aktarmanın aracı haline getirilirken; vatandaşın ilaca ve tedaviye erişimi zorlaşmış, hizmet kalitesi düşmüştür. Ülkede artan kayıt dışı istihdam ve SGK bütçesinin sermayeye peşkeş çekilmesinin sonucu olarak sosyal güvenlik kapsamının giderek daraldığını rakamlarla göstermektedir:</p>
<ul>
<li>Aktif-Pasif Dengesi: 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 26,3 milyon aktif sigortalıya karşılık, 17 milyon emekli ve hak sahibi bulunmaktadır.</li>
<li>Bakmakla Yükümlü Olunanlar: Sistemde 33,8 milyon kişi &#8220;bakmakla yükümlü&#8221; statüsündedir.</li>
<li>Aktif/Pasif Oranı: 2024 başında 1,63 olan bu oran, 2026 itibarıyla 1,62’ye gerileyerek kritik eşiğin altına düşmüştür.</li>
<li>Güvence Yoksunluğu: Sigortalıların toplam nüfusa oranı %89,7 görünse de çalışanların nüfusa oranı sadece 0,48&#8217;dir; yani toplumun yarısı gerçek bir güvenceden yoksundur.</li>
</ul>
<p>Emekli Aylıklarında Erime:</p>
<p>İktidarın politikaları, emekli aylıklarını asgari yaşam standartlarının altına itmiştir. Emekli aylıkları; 2003 yılında asgari ücretin %36 üzerinde iken, bugün asgari ücretin %22 altına düşmüştür.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Yerine; &#8220;Her Koyun Kendi Bacağından Asılır&#8221; Düzeni</p>
<p>Zorunlu BES ve Cumhurbaşkanlığı Stratejik Planı’nda yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) gibi uygulamalarla, anayasal bir hak olan kamusal emeklilik adım adım tasfiye edilmek istenmektedir. Seyyanen dâhil ek ödemeler emekliliğe sayılmazken, maaşlardan yapılmak istenen %3&#8217;lük kesintiler ve devlet teşvikleri aracılığıyla emekçinin sırtından özel fonlara kaynak aktarılması, &#8220;her koyun kendi bacağından asılır&#8221; mantığının bir dışavurumudur. Oysa devlet, kendi eliyle yarattığı bu &#8220;yasal kayıt dışılığa&#8221; son verip tüm ek ödemeleri emekli keseneğine dâhil etse, memurlar önceden olduğu gibi ücretine oranla hak ettiği emekli aylığını alabilecektir. Oysaki kamu emekçileri bugün yasal kayıt dışılık nedeniyle emekli olamamaktadır. 2008’de yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile 01.10.2008 tarihinden sonra atanan yaklaşık 2,5 milyon kamu emekçisi, birçok hak kaybının yanı sıra emeklilikte de açlığa mahkûm edilmiştir:</p>
<ul>
<li>ABO Kaybı: 2008 öncesi 25 yıl çalışan bir emekçi için Aylık Bağlama Oranı (ABO) %75 iken, yeni yasada bu oran %50’ye çekilmiştir.</li>
<li>Güncelleme Katsayısı: Eskiden primler güncellenirken ülke büyüme hızının %100’ü hesaba katılırken, bu oran %30’a düşürülerek emekli aylıkları enflasyona mahkûm edilmiştir.</li>
<li>Meslek ve Kariyer Etkisinin Kaybolması: 5434 sayılı yasada mesleki unvanlar (VHKİ, Müdür, İMD, Gelir Uzmanı, Katip, Hakim, Doktor, Öğretmen vb.) emekli aylığını doğrudan etkilerken, 5510 sayılı yasada unvanın önemi kalmamış; aylık sadece &#8220;ortalama prime esas kazanca&#8221; indirgenmiştir.</li>
<li>Alt Sınır: Emekli aylığı alt sınırı, ortalama aylık kazancın %35’ine düşürülerek fiilen kaldırılmıştır.</li>
<li>Emeklilik Yaşı: 2008 sonrası sisteme girenler için emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e yükseltilmiştir. Bu durum, daha uzun süre çalışma zorunluluğuna rağmen daha düşük aylık alınması sonucunu doğurmaktadır.</li>
</ul>
<p><strong>SGK VE İŞKUR EMEKÇİLERİNE YÖNELİK HAK GASPLARI VE TUTULMAYAN SÖZLER</strong></p>
<p>EYT sürecinin tüm iş yükü omuzlarına yüklenen SGK emekçilerine verilen sözler tutulmadığı gibi, 666 sayılı KHK ile gasp edilen hakları, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen iade edilmemektedir. 2011 yılından bu yana SGK ve İŞKUR bünyesinde görev yapan emekçilerin; ikramiyeleri, ek ödemeleri ve havuz paraları hukuksuz bir şekilde ellerinden alınmıştır. Bununla da yetinilmemiş; personelin en temel kazanımları olan servis ve yemek haklarına dahi göz dikilmiş; uzmanlık hakkı verilmemiş ve 3600 ek gösterge sözü tutulmamıştır. Yoğun iş yükü altında ezilen, hakları tırpanlanan ve talepleri görmezden gelinen SGK ve İŞKUR emekçileri artık &#8220;yeter&#8221; demektedir.</p>
<p><strong>KAMUDA KAYIT DIŞI ÜCRETE SON: &#8220;TAM SİGORTA&#8221; KAMPANYAMIZ</strong></p>
<p>Memur maaşının yarısından fazlasını oluşturan kalemler (ek ödeme, seyyanen zam vb.) prime esas kazanca (PEK) dâhil edilmeyerek &#8220;yasal kayıt dışılık&#8221; sürdürülmektedir. Bu durumun sonuçları şöyledir:</p>
<p>SGK Zararı: Bu durum SGK&#8217;yı yılda yaklaşık 450 Milyar TL gelirden mahrum bırakmaktadır. Seyyanen ödemelerin emekliliğe yansıtılmaması nedeniyle, bir emekçinin birikmiş aylık ve ikramiye kaybı 900.000 TL bandına ulaşmıştır. Kamu emekçilerinin maaşının yarısından fazlasının kayıt dışı bırakılmasına karşı; 657 sayılı DMK ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu&#8217;nda yapılması gereken düzenlemelerle ilgili yasa teklifimizi TBMM’de muhalefet partilerine sunduk. Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı&#8217;na ve hükümete sesleniyoruz: Bu kayıt dışılığın nedeni sizin kök ücret modelinizdir. Bu durum kamu emekçileri en düşük emekli aylığına mahkûm etmekte hem de birçok hak kaybına neden olmaktadır. Hazırladığımız yasa taslağına destek verin. Hükümet bu yasal düzenlemelere engel olur ise aşağıdaki taleplerle tüm kamu emekçilerini iş yerlerinde örgütlenmeye ve ortak mücadeleye çağırıyoruz.</p>
<p><strong>TALEPLERİMİZ:</strong></p>
<ol>
<li>Tam Sigorta: Seyyanen zam dâhil tüm ek ödemeler Prime Esas Kazanca dâhil edilerek emekliliğe yansıtılmalıdır.</li>
<li>666 Sayılı KHK Mağduriyeti: SGK ve İŞKUR emekçilerinin gasp edilen ikramiye ve ek ödemeleri derhal iade edilmelidir.</li>
<li>ABO ve Refah Payı: Aylık Bağlama Oranı (ABO) yeniden %75’e çıkarılmalı; büyüme hızının %100&#8217;ü güncelleme katsayısına dâhil edilmelidir.</li>
<li>Taban Aylık: En düşük emekli aylığı, çalışan en düşük memur maaşından az olmamalıdır.</li>
<li>3600 Ek Gösterge: Verilen sözler tutulmalı, 3600 ek gösterge ayrım yapılmaksızın tüm kamu emekçilerine uygulanmalıdır. Çalışırken yoksullaşmaya, emeklilikte sefalete hayır! Kamuda kayıt dışı ücrete son, Tam Sigorta istiyoruz.” <strong>&gt;&gt;&gt;Haber Merkezi </strong></li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Vergi adaletsizliği, yoksullaştırmaya devam ediyor”</title>
		<link>https://www.gazete3.com.tr/vergi-adaletsizligi-yoksullastirmaya-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 13:32:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[2026 Bütçesi Faiz Ödemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali İhsan Orhan]]></category>
		<category><![CDATA[BES Afyonkarahisar Vergi Haftası Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Dolaylı Vergiler KDV ÖTV Oranları]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir İdaresi Başkanlığı Yapısal Sorunlar.]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi Adaletsizliği ve Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gazete3.com.tr/?p=666045</guid>

					<description><![CDATA[Büro Emekçileri Sendikası (BES) Afyonkarahisar Temsilcisi Ali İhsan Orhan, Vergi Haftası dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında mevcut vergi sistemini eleştirerek “vergi adaletsizliğinin emekçileri yoksullaştırdığını” savundu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan “mali güce göre vergi” ilkesinin uygulamada karşılık bulmadığını belirten Orhan, özellikle ücretlilerin gelirlerinin kaynağında vergilendirildiğini, buna karşın yüksek gelir gruplarının çeşitli istisna ve indirimlerden yararlanabildiğini ifade etti.  Orhan, “Kamusal hizmetlerin yürütülmesi için Anayasa’nın 73. maddesinde “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” şeklinde tanımlanan vergi yükümlülüğü, bütün diğer tartışma başlıklarında olduğu gibi şeklen varlığını korumanın ötesinde bir anlam ifade etmemektedir. Bunun için bizler, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca Şubat ayının son haftasında kutlanan Vergi Haftalarının, olmayan bir şeyin kutlanması olmaktan çıkarılmasını ve maliye emekçilerinin yapısal sorunlarının tartışıldığı ve çözüm önerilerinin geliştirildiği bir süreç olarak ele alınmalıdır.  Başta emekçiler olmak üzere dar ve sabit gelirlilerin mağduriyetine dönüşen verginin yarattığı sorunların tartışıldığı ve çözüm önerilerinin geliştirildiği bir içeriğe kavuşturulması gerektiğini söyledik ve bundan sonrada söylemeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>“BİZLERE DERİNLEŞEN BİR YOKSULLUĞUN HİKAYESİ DAYATILMAKTA”</strong></p>
<p>Orhan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Başta biz kamu emekçileri olmak üzere tek işverenden gelir elde edenlerin gelirleri ellerine geçmeden kaynağında vergi kesintisi yapılırken, bizler başta eğitim ve sağlık giderlerimiz olmak üzere hiçbir giderimizi indirim konusu yapamazken, birden fazla işverenden yüksek gelir elde edenler dahil olmak üzere, menkul, gayrimenkul, serbest meslek gelirleri ticari kazanç elde edenler ve istisnasız kurumlar vergisi mükellefleri harcamalarının önemli bir kısmını ödeyecekleri vergilerden düşebilmektedirler. Hatta çeşitli adlar altında dernek ve vakıflara yaptıkları bağışların çoğunlukla tamamını gider olarak göstermektedirler. İktidarın inat ve ısrarla uyguladığı bu ekonomi politikası esas itibarıyla üretimden ve istihdam yaratmaktan uzak bir anlayışla yürütülmektedir. Bu politikalarla düşük gelir gruplarından yüksek gelir gruplarına sürekli bir servet aktarımı yapılırken, bizlere derinleşen bir yoksulluğun hikayesi dayatılmaktadır. Bunun için iktidarın meclis çoğunluğuna dayanarak uygulamaya koyduğu 2026 bütçesinin başlangıç kalemlerinden birkaçını sizlerle paylaşmak istiyoruz. 2026 bütçesinde toplam harcama tutarı olarak belirlenen yaklaşık 16 trilyonluk harcama tutarının 3 trilyona yakını sadece faiz ödemelerine ayrılmış olup, 2026 yılı Ocak ayında ödenen faiz tutarı bütün zamanların rekorunu kırarak 458 milyarı bulmuştur.  Maliyetlerinin kat kat fazlasına yaptırılan ve devletin kasasından bir kuruş çıkmayacağı iddia edilen araç garantili yola, köprüye, yolcu garantili hava meydanlarına 2026 yılında 238 milyar lira ayrılmıştır. 2026 bütçesinin başlangıç hesaplarında 1 trilyon 741 milyar tutarındaki kurumlar vergisinin 768 milyarlık kısmından vergi istisnası ve teşviki adı altında vaz geçilmiştir. Bu kalemler bütçenin başlangıç kısmına konulmuş olup, bütçe yılı sonunda bu tutarların çok üzerinde tutarlara ulaşılma olasılığı gözden uzak tutulmamalıdır.</p>
<p><strong>“BİZLER BU ADALETSİZLİĞE BİR AN ÖNCE SON VERİLMESİNİ İSTİYORUZ”</strong></p>
<p>İktidar tarafından yapılan bütçelerin kazanç vergi gelirleri yönünden esas kaynağı biz kamu emekçileri başta olmak üzere tek işverenden elde edilen ve kaynağında kesintiye uğrayan ücretliler oluştururken, yapılan bütçelerin gelir kaynağını oluşturan diğer ana kalemler ise bilindiği gibi dolaylı vergiler adı altında alınan KDV ve ÖTV vergileri oluşturmaktadır. Sürekli bir parçası olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunlukla içinde yer aldığı OECD ülkelerinde dolaylı vergilerin ortalaması %34-35 bandında uygulanırken, yoksulla zenginin aynı oranda ödediği bu vergiler ülkemizde bu vergilerin bütçe gelirleri içindeki oranı %68 üzerindedir. Bizler bu adaletsizliğe bir an önce son verilmesini istiyoruz. Daha fazla zaman kaybetmeden, hane halkının ağırlıkla kullandığı beyaz eşya, mobilya, cep telefonu ve gıda maddeleri üzerindeki KDV ve ÖTV oranlarının sıfıra indirilmesi yönündeki uygulamaların bir an önce hayata geçirilmesi talep ediyoruz. Vergi Haftalarında verginin önemine vurgu yapan idare, vergi emekçilerinin yaşadığı sorun başlıklarını görmezden gelmeye devam etmektedir. IMF’nin 2005 yılında kredi limitlerini serbest bırakmak için gelir idaresinde şart koştuğu yeniden yapılanmanın ortaya çıkardığı sorunlar, üzerinden 20 yıldan fazla süre geçmesine yaşanmaya devam etmektedir. Mevcut yasanın yürürlüğe girmesinden sonra vergi emekçileri arasında ortaya çıkan sorunlar sağlıklı bir şekilde ele alınmadığı gibi, yasayla birlikte kurumda yoğunlukla istihdam edilen gelir uzmanlarının görev tanımları belirsizliğini korumaya devam etmektedir.</p>
<p><strong>“AÇLIK SINIRINDAKİ ÜCRET GELİRLERİ VERGİ DIŞI BIRAKILMALI”</strong></p>
<p>Bizler yaşanan sorun başlıklarının bütünlüklü bir çerçevede ele alınması gerektiğini, bünyesinde 40 bine yakın uzman barındıran Gelir İdaresi Başkanlığı dahil olmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Mali Hizmetler iş kolu adı altında yeniden yapılandırılmasını talep ediyoruz.  Taleplerimiz; Açlık sınırındaki ücret gelirleri vergi dışı bırakılmalı ve yoksulluk sınırındaki gelirlerden alınan vergi oranı %10’a düşürülmelidir. Hane halkının yoğunlukla kullandığı tüketim mal ve hizmetlerden alınan KDV ve ÖTV oranlarının sıfıra indirilmesi için düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir. İş yerlerimizde kreş ve bebek bakım odaları açılmalıdır. Mülakat haksızlığına son verilmeli, görevde yükselme ve unvan sınavlarında yazılı puanları esas alınmalıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın parçalı yapısı ortadan kaldırılmalı Mali Hizmetler Sınıfı altında ayrı bir iş kolu olarak tanımlanmalı ve kariyer-liyakat ilişkisi bu unvan içerisinde yeniden düzenlenmelidir. 5510 Sayılı Yasanın yarattığı mağduriyetlerin ortadan kaldırılmalı, emekçilerin emekli olduktan sonra iyi bir emeklilik yaşamaları için kamusal emekliliğe daha fazla kaynak ayrılmalıdır.” <strong>&gt;&gt;&gt;Haber Merkezi </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz”</title>
		<link>https://www.gazete3.com.tr/insanca-yasamaya-yetecek-bir-ucret-istiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 12:46:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Afyonkarahisar]]></category>
		<category><![CDATA[Ali İhsan Orhan]]></category>
		<category><![CDATA[insanca yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kamu emekçileri]]></category>
		<category><![CDATA[toplu sözleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gazete3.com.tr/?p=562496</guid>

					<description><![CDATA[Büro Emekçileri Sendikası (BES) Afyon Temsilcisi Ali İhsan Orhan, “4 milyon kamu emekçisini ve 2,5 milyon emekliyi doğrudan ilgilendiren bir sürecin, toplu sözleşme sürecinin önemli bir aşamasındayız. Bunun için KESK’e bağlı sendikaların üyeleri olarak dostlarımızla birlikte ülkenin dört bir yanında alanlardayız” dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Orhan, yaptığı yazılı açıklamada, “Mevcut 4688 sayılı Kamu Görevlileri ve Toplu Sözleşme Kanunu ‘Toplu sözleşme görüşmelerine, ağustos ayının ilk işgünü başlanır’ diyor. Yasanın amir bu hükmüne rağmen toplu sözleşme görüşmelerine bugün, yani 4 gün önce, başlayanlara buradan soruyoruz. Günleri mi karıştırdınız? Yoksa kendi yaptığınız yasa sizi bağlamıyor mu? ‘Bakanımızın yurt dışı programı nedeni ile takvimi öne aldık’ gibi sıradan bir gerekçe ile yasayı keyfi olarak çiğnemeye hakkınız var mı? Kendi yaptığı yasayı ayaklar altına alanları ve bu hukuksuzluğa seyirci kalarak onaylayanları buradan kınıyoruz. Biliyoruz ki bu hukuk tanımaz, keyfi tutum birdenbire ortaya çıkmadı. Mevcut iktidar işçilerden, emekçilerden, günden güne yoksullaştırılan milyonlardan adım adım kopmuştur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>“YÜZLERCE SORUN İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”</strong></span></p>
<p>“Bugün geldiğimiz noktada; başta derin bir yoksulluk, sefalet, güvencesizlik, angarya çalışma, vergi yükü, kamuya girme ve görevde yükselmede mülakat, torpil ve ayrımcılık gibi yüzlerce sorun ile karşı karşıyayız” diyen Orhan açıklamasına şöyle devam etti: “15 gündür ülkenin dört bir yanını karış karış dolaşıyoruz. Gittiğimiz her ilde, her ilçede hangi sendikanın üyesi olursa olsun her kamu emekçisi, her emekli bu garabet sistemden dert yanıyor. Biriken sorunlarının çözümü için bir çıkış yolu, bir çare arıyor. Dolayısıyla bir kez daha altını çiziyoruz. Gerçek, evrensel, bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, tüm haklarımızın işverene ve onun konfederasyonuna-sendikalarına teslim edildiği, bizlerin yok sayıldığı bu oyun devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir.”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>“GÜVENCELİ İSTİHDAM, GÜVENLİ GELECEK İSTİYORUZ”</strong></span></p>
<p>Orhan, “Gerçek bir toplu sözleşme düzeni grev hakkı olmadan düşünülemez. İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz. Güvenceli istihdam, güvenli gelecek istiyoruz. Demokratik, adil bir çalışma yaşamı istiyoruz. Bizler halkımıza nitelikli, ulaşılabilir, parasız ve anadilinde kamusal hizmet vermek istiyoruz. Son olarak tüm buradan tüm kamu emekçilerine sesleniyoruz. Yıllardır devam eden garabet sistemin bir aparatı olanların çözümün adresi olması mümkün değildir. Dolayısıyla çare mevcut iktidar blokunun, iktidar ittifakının sendikal alana yansımasından ibaret olanlar değildir. Tek çare vardır. O da emek karşıtı bu düzende hangi sendikanın üyesi olursa olsun yıllardır kaybedenlerin yan yana gelmesi, omuz omuza vermesinden geçmektedir. Grevli Gerçek Bir Toplu İş Sözleşmesi, İnsanca Yaşamaya Yetecek Ücret Güvenceli İstihdam, Güvenli Gelecek Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamı ve Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti İçin mücadelede birleşmekten geçiyor. Biz KESK olarak bu mücadeleyi daha da büyütmek için, tarafları belli, tek ayaklı masaların değil emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz” dedi. <strong>&gt;&gt;&gt;Haber Merkezi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Gerçek bir toplu sözleşme için mücadele ediyoruz”</title>
		<link>https://www.gazete3.com.tr/gercek-bir-toplu-sozlesme-icin-mucadele-ediyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 13:04:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Ali İhsan Orhan]]></category>
		<category><![CDATA[Büro Emekçileri Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gazete3.com.tr/?p=545380</guid>

					<description><![CDATA[Sendikanın taleplerini dile getiren Büro Emekçileri Sendikası Afyon Temsilcisi Ali İhsan Orhan, “En düşük memur maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın. Seyyanen zam dahil olmak üzere bütün ek ödemeler temel ücrete yansıtılsın. Bütün emekçilere 3600 ek gösterge verilsin ve adil bir ek gösterge düzenlenmesine gidilsin” dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Derin bir yoksullaşmanın yaşandığına dikkat çeken Orhan, ekonomi programını eleştirdi: “Uygulanan bu ekonomik programla, başta biz kamu emekçileri olmak üzere, emeğiyle geçinen geniş kesimlerin gelirleri, yoksulluk sınırı altıda, açlık sınırının üzerinde bir eşikte tutulmaktadır. Her gün bizleri daha fazla yoksullaştıran bu politikalara rağmen, iktidar mensuplarının her kurduğu cümlede, bizleri enflasyona ezdirmedikleri yalanını söylemeye devam etmektedir. Oysa bizler, her geçen gün pazara, markete ve diğer ihtiyaç duyduğumuz tüketim mallarına daha zor ulaşıyoruz, en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamaktan uzaklaşıyoruz. Yani iktidar mensupları uyguladıkları bu politikalara nasıl güzelleme yaparlarsa yapsınlar, biz emekçilerin ve yoksulların yaşadığı derin yoksullaşma gerçeği değişmiyor.”</p>
<blockquote><p><strong>“YOKSULLAŞTIRMA POLİTİKALARI EN ÇOK KADINLARI VE ÇOCUKLARI MAĞDUR EDİYOR”</strong></p></blockquote>
<p>“Yaşanan bu derin yoksullaşma, muhakkak bütün toplum kesimlerini eşit derecede vurmuyor” diyen Ali İhsan Orhan, “Bu derin yoksullaştırma politikalarından kadın emekçiler ve çocuklar, daha fazla mağdur olmaktadırlar. Her yaş grubundan çocuklarda, beslenme sorununa bağlı olarak, başta bodurluk olmak üzere kalıcı sağlık sorunları ortaya çıkarken kadınlar, bu derin yoksullukla baş etmek için daha fazla fedakârlık etmek zorunda kalmaktadırlar. Başta çocuk ve bakım yükü, kadın emekçilerin omuzlarına bir görevmiş gibi yüklenmektedir. Bu durum, yaşanan yoksullukta bile eşitsizliği ve daha derin bir yoksulluğu kadınlara dayatmaktadır. Toplumun en önemli nüvesini oluşturan aile yükünü, kadın bedeni ve kadının fedakarlığı üzerine kuran iktidar, uzun yıllardır doğum oranlarının artırılması yönünde politikaları teşvik ederken kadını sadece annelik ve aile üzerinden tanımlamakta, kadının yaşadığı sorunlara toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir yerden çözüm üretmemekte, çocuk bakımına ilişkin bütün sorumluluğu kadının fedakarlığı üzerinden çözmeye çalışmaktadır” ifadelerine yer verdi.</p>
<blockquote><p><strong>“EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞI YOKSULLUK SINIRININ ÜZERİNE ÇIKARILSIN”</strong></p></blockquote>
<p>Talepleri dile getiren Orhan, şunları söyledi: “En düşük memur maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın. Seyyanen zam dahil olmak üzere bütün ek ödemeler temel ücrete yansıtılsın. Bütün emekçilere 3600 ek gösterge verilsin ve adil bir ek gösterge düzenlenmesine gidilsin. 5510 sayılı Kanunun ortaya çıkardığı mağduriyetler giderilsin. Bütün emekçilere kira yardımı yapılsın. Söz verildiği halde kaldırılmayan mülakat haksızlığına son verilsin. 666 sayılı KHK ile kaldırılan ikramiye ve ek ödemeler hemen ödenmesi için düzenleme yapılsın. Çocuk bakım ve eğitim hizmetleri, tüm ebeveyn ve çocuklar için bir hak olarak tanımlansın ve bu konuda yasal düzenlemeler bir an önce yapılarak uygulamaya geçirilsin. 0-6 yaş grubu çocuklar için, en az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde ve 50’den az çalışanın bulunduğu işyerleri için çalışma alanına yakın, ortak bebek bakım üniteleri ve kreşler açılsın. Bakım hizmeti veren kurumlarda çalışanlar, çocuk gelişimi ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi almış olmalı ve her türlü ayrımcılık pratiğinden ve söylemlerinden uzak durulsun. Kreşlerin denetim ilkelerinin belirlendiği bir yönerge çıkarılmalı, kreş denetimleri, ebeveynlerin de içinde bulunacağı, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı çalışan, sosyal çalışmacılar ve ilgili uzmanların istihdam edileceği düzenlemeler yapılsın. Doğum izni bitiminden çocuğun ilköğretime başlayacağı süreye kadar, ebeveynlerin 6 ay dönüşümlü olarak kullanabilecekleri, iki yıl ücretli ebeveyn izin hakkı için acil yasal düzenleme yapılsın. Yaşasın onurlu mücadelemiz. Yaşasın BES. Yaşasın KESK.” <strong>&gt;&gt;&gt;Haber Merkezi </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
