EMBO Molecular Medicine dergisinde yayımlanan araştırma, diyabetin sadece bir şeker hastalığı olmadığını, aynı zamanda kalbin fiziksel yapısını ve yakıt tüketim biçimini doğrudan bozan aktif bir saldırgan olduğunu ortaya koydu.
İşte diyabet ile kalp yetmezliği arasındaki o hayati bağa dair çarpıcı detaylar…
HÜCRESEL DEĞİŞİM: KALP KASI SERTLEŞİYOR
Gelişmiş mikroskopi teknikleri ve RNA dizileme analizleri kullanılarak yapılan incelemelerde, diyabetin kalp dokusunda “fibrozis” adı verilen aşırı bağ dokusu birikimine yol açtığı saptandı. Kalp kasının esnekliğini kaybetmesi ve sertleşmesi anlamına gelen bu durum, kalbin kan pompalama yeteneğini felç ederek kalp yetmezliği sürecini hızlandırıyor.
ENERJİ KRİZİ: KALP YAKIT BULAMIYOR
Sağlıklı bir kalp, enerjisini büyük oranda yağlardan karşılarken ihtiyaç halinde glikoz ve ketonları da kullanabilir. Ancak yeni araştırma, diyabetin bu dengeyi altüst ettiğini gösterdi.
Diyabetli kalp hücreleri, enerji için glikoza yanıt verme yeteneğini kaybediyor.
Hücrenin enerji santralleri olan mitokondriler, diyabetin yarattığı baskı altında işlev göremez hale geliyor. Bu durum, kalbin enerji üretim kapasitesini ciddi oranda düşürüyor.

PROTEİN KAYBI: KASILMA GÜCÜ AZALIYOR
Araştırmada elde edilen bir diğer kritik bulgu ise kalbin kasılmasını ve kalsiyum dengesini sağlayan proteinlerle ilgili. Diyabet ve iskemik kalp hastalığı birleştiğinde, kalp kasının çalışması için hayati önem taşıyan bu proteinlerin üretim seviyelerinin dibe vurduğu gözlemlendi. Bu protein kaybı, kalbin stres altındaki dayanıklılığını tamamen ortadan kaldırıyor.
YENİ TEDAVİLER İÇİN UMUT IŞIĞI
Doç. Dr. Sean Lal ve ekibi, bu moleküler haritalamanın gelecekteki tedavi yöntemleri için bir rehber olacağını belirtiyor. Mitokondri fonksiyon bozukluğu ve fibrozis yollarının bu kadar net tanımlanması, diyabet hastalarında kalp hasarını durduracak veya geri döndürecek hedefe yönelik ilaçların geliştirilmesine kapı aralıyor.

