Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Ata Gündüz Kurşun
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Nerede kalmıştık?

Biliyorum, çok klasik bir başlık oldu! Ama yazı yazanların ve eski çalıştığı yere geri dönenlerin çoğunun sunum başlığıdır bu… Nerede kalmıştık?  

***

İçerisinde Kanal3 ve Gazete3’ü de barındıran Megabirlik Medya, benim eski göz ağrım… Her bir köşesinde emeğim, izim, anım var. Bundan 16 yıl önce, 2008 yılında Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Hüsnü Serteser’in önderliğinde yaklaşık 40 iş insanının katılımıyla kurulmuştu bu medya şirketi… Ben de hem televizyon hem de gazetenin kuruluşunda bulunmuştum. Televizyonumuzun ekranını ve gazetemizin sütunlarını iyi bilirim. Yeri geldi uykusuz kaldık. Yeri geldi çok yorulduk. Çok çalıştık. Ama medya şirketimizi belli bir yerlere getirdik.  

***

Turkuvaz Medya bünyesindeki A Haber ve ATV kanallarına geçişim de Kanal3’ten olmuştu. Kanal3, Turkuvaz ekranına alışma anlamında bana çok şeyler kattı.  

***

Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Genel Müdürümüz Selcen Dilek Çöygün görüşme için çağırdığında heyecanlandım. Çünkü Megabirlik Medya’nın ilk kurulduğu zamanlardan eser yoktu. Gelişen, kurumsallaşan ve daha da büyüyen bir kurum gördüm. Yönetim Kurulu Başkanımız Kadir Sayın’la da konuşunca, büyüme ve kurumsallaşma anlamında onun gözlerindeki ışıltıyı, heyecanı ve isteği görünce benim de heyecanım katlandı.

 

***

Kendi kendime dedim ki; Artık ben de bunun bir parçası olmalıyım. Mesleki tecrübelerimi, memleketim olan Afyonkarahisar’da kurumdaki arkadaşlarıma ve personele aktarmalıyım. Öyle de yaptım. Kurumumuz bünyesinde “Medya Koordinatörü” olarak göreve başladım. Bundan böyle Kanal3 ekranlarında ve Gazete3’ün sütunlarında sık sık görüşeceğiz inşallah… Genel Yayın Yönetmenimiz Zafer Kiraz, Ankara yapılanmasıyla bu kurumu büyütürken, bizler de Afyonkarahisar başta olmak üzere bölgemizdeki diğer illerin nabzını tutacağız. Kanal3, Gazete3, internet sitelerimiz ve özellikle sosyal medyamızı her daim dinamik tutacağız, gündeme ilişkin içerikler üreteceğiz.

Allah çıktığımız bu yolda bizleri utandırmasın inşallah…

 

AK Parti’de neler olacak?

  Yerel seçimler geride kaldı. AK Parti için alınması gereken pek çok mesaj vardı. Bu mesajı halk verdi. O kadar çok örnek var ki… Kötü ekonomi… Hayat pahalılığı… Emekliler… Aday tercihleri… Strateji hataları… “Kaldırılacak” denilen mülakat uygulamasının devam etmesi… AK Parti içinde burnundan kıl aldırmayanlar! Ego ve kibir abideleri! “Nasıl olsa seçimi alırız” havasında olanlar… AK Parti içindeki AKP’liler… Bu liste uzayıp gider.  

***

2023 seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ı “başkan” seçen seçmen, 10 ay sonra 2024 yerel seçimlerinde “sarı kart” gösterdi… Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart gecesi her seçim sonrası olduğu gibi yine “balkona” çıktı. Gayet açık konuştu. “Mesajı aldık” dedi. “Revizyon” dedi “Değişim” dedi.  

***

Peki bundan sonra ne olacak? En önemli soru bu? “Kişiler” değişecek mi? Birçok isim zikrediliyor. “Şu gidecek, bu gidecek, onun yerine bilmem kim gelecek” deniliyor. Tek tek isim yazmayacağım. Ama asıl mesele; zihniyet değişimi… AK Parti’de siyaset üretme konusunda ciddi eksiklikler olduğu aşikâr… Ne yazık ki birçok milletvekili veya parti mensubu Erdoğan’ın “ağzına” bakıyor. Tüm yükü Erdoğan çekiyor. AK Parti’de siyaset yapanlara bu “çok konforlu” geliyor. Ama Erdoğan da etten kemikten yaratılan bir insan… “Adam” kendi kurduğu partisine, Türkiye’ye ve dünyaya yetişmeye çalışıyor. Ailesini saymıyorum bile…  

***

AK Parti artık zihniyetini değiştirmeli. Fabrika ayarlarına geri dönmeli… Erdoğan’a daha fazla güç vermeli, yükünü almalı…  

***

Erdoğan, 17 Nisan’da partisinin grup toplantısında çok anlamlı mesajlar verdi. Bir kısmını hatırlatmak isterim. “…Biz dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik, yürümüyoruz. Bu geldiğimiz noktaya düşe kalka geldik. Biz bu noktaya yenilgi yenilgi büyüyerek geldik. Baskılar gördük, zulümlere maruz kaldık, işkencelerden geçtik, hapislerde yattık, darbeler yedik, partilerimiz kapatıldı, yasaklandık, kovulduk, ötelendik, haksızlığa, hukuksuzluğa, zorbalığa uğradı. Ancak hiçbir zaman umudumuzu yitirmedik, sabrımızı kaybetmedik, asla ve asla yılgınlığa kapılmadık. ‘İman varsa imkan var’ dedik, ‘Allah büyüktür’ dedik, en hüzünlü anlarımızda ‘Allah’ın yardımı yakındır’ dedik. Her seferinde düştüğümüz yerden doğrulduk, kalktık ve yolumuza kararlılıkla devam ettik.Şunu herkes görsün ve bilsin. Biz bitti demeden hiçbir şey bitmez, bitmeyecektir.”  

***

Ne olursa olsun AK Parti, halen daha bu ülkenin en dinamik partisi… Heyecan bitmiş değil… AK Parti, biraz kişi, biraz da zihniyet değişimiyle 2028’e giden yolda daha da güçlenebilir.  

Burcu başkanın “icraatları”

  Burcu Köksal… CHP Grup Başkanvekili ve milletvekiliydi… Bu görevleri, üzerinde taşıdığı zamanlarda TBMM’deki “çalışmalarını(!)” herkes biliyor. Tek tek anlatacak değilim! Biz 31 Mart’tan sonrasına bakalım.  

***

Burcu hanım 68 binin üzerinde vatandaşın oyunu alarak yüzde 50,7’lik oranla Afyonkarahisar Belediye Başkanı seçildi. İşin gerçeği AK Partililer gibi Burcu Köksal da bu kadar oy alacağını tahmin etmiyordu! Ama iş başa düşmüştü artık bir kere…  

***

DEM Parti çıkışı… CHP içindeki restleşmeler… “Sığınmacıları göndereceğiz” söylemi… Mehmet Zeybek karşıtlığında birleşenler… AK Parti’ye kızanlar… Öfkeli emekliler… Vs, vs… Ortada dişe dokunur bir plan proje de yoktu. Velhasıl kelam; Afyonkarahisarlılar eser ve hizmet siyasetine değil, algı siyasetine oy verdi! Eyvallah… Başımız gözümüz üstüne… Milli iradeye her zaman saygımız vardır.  

***

Ama… Bu insanlar hizmet beklerken, Burcu hanım popülist yaklaşımını ve algı operasyonunu daha 1 Nisan sabahı başlattı. Belediyenin giriş kapısına CHP otobüsü çektirdi, müzik çaldırdı.  

***

Makam odasının yenilenmesi gerekiyordu. “Böcek var, dinleniyoruz” dedi. Bu şekilde kılıfına uydurdu. Uydurdu uydurmasına da… Afyonkarahisar’ı ülkeye rezil etti. Devletin Valisi açıklama yaptı. Devletin savcısı polisi harekete geçti. Ulusal köşe yazarları konuyu kaleme aldı. Ama iddialar fos çıktı. Burcu Köksal dinlendiğine dair savcılığa somut bir delil veya ses kaydı sunmadı, sunamadı. Kimse hakkında suç duyurusunda bulunmadı, şikayetçi olmadı. Hatta gelinen süreçte “Konu daha fazla uzamasın artık” dedi.  

***

“Belediyede bankamatik memurları var” iddiasını ortaya attı. Onu da ispatlayamadı. “Bankamatik memurları” iddiasını “troll”e çevirdi. O kişilerin mesai saatlerinde trollük yaptıklarını savundu. AK Partili vekillerin yakınlarına sataştı. Vekiller açıklama yaptı. Hepsinin liyakat sahibi olduğu ortaya çıktı. Sağa sola belediyenin borcunun yer aldığı afişler astırdı. Ona da eski başkan Mehmet Zeybek cevap verdi. O konu da kapandı.  

***

Sığınmacılara “zulmetmeye” başladı. 400 lira olan nikah ücretini sığınmacılara 10 bin lira yaptı. Kadınların “sadece dini nikah kıydırarak” mağdur olacağını düşünmedi, düşünemedi! Oysa kendisi de bir kadındı! Atılan hukuksuz ve ayrımcı bir adımdı… Oysa kendisi de hukukçuydu! Oysa seçilirken kimseye ayrımcılık yapmayacağını haykırmıştı. Sığınmacıların ruhsatsız işlettiği yerler mühürlendi. Hatta belediye basın yayın birimini de yanında götürdü, poz verdi. Kendi elleriyle mühürledi!  

***

Son gelişme geçen perşembe günü yaşandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel Afyonkarahisar’daydı… Belediye Başkanı Burcu Köksal “Bundan sonra Afyonkarahisar’da eş, dost, akrabayı belediyeye doldurmak yok” demişti. Ama tersini yapmıştı. Belediyede tartışılacak atamalar yaptı. Özgür Özel ise Burcu hanımın “kayırmacılık olmayacak” sözlerinin arkasında olduğunu söyledi. Ama Özel, Burcu Köksal’ın yaptığı “liyakatsız” atamalardan da haberdardı. Onları görevden aldırdığını söyledi. “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtti.  

***

  Ha, güzel şeyler olmadı mı? Oldu elbette… Belediye bünyesinde şehit ve gazi yakınları birimi oluşturuldu, su ve sosyal tesislerdeki bazı ürünlere indirim yapıldı, cenaze nakilleri ücretsiz oldu… Ama bunların hiçbiri yukarıda saydıklarım kadar gündem olmadı, konuşulmadı.  

***

Ezcümle… Burcu Köksal’a oy veren 68 bin vatandaş başta olmak üzere tüm Afyonkarahisar halkı kendisinden hizmet bekliyor. Türkiye’de konuşulacak vizyon projeler bekliyor. Ama Burcu hanımın yaklaşık bir buçuk aylık “performansı” bunun tam tersini söylüyor. Umarım yanılırız! Umarım Köksal bizi yanıltır.  

***

   

Türkiye’nin terörle mücadelesi

  İlk yazımda terörle mücadeleye de ayrı bir parantez açmak istedim. Terör… PKK… Şehit… Bunlar tek kelime olsa da “anlamları” çok büyük. Türkiye tam 40 yıldır PKK terör belasıyla uğraşıyor. Uğraştırılıyor… PKK, saldırılarına 15 Ağustos 1984’te başladı. Siirt’in Eruh ve Hakkâri’nin Şemdinli ilçelerindeki saldırılarda; Onbaşı Süleyman Aydın şehit oldu, 9 asker ve 3 sivil yaralandı. Eruh İlçe Jandarma Komutanlığı’nda görevli Erzincanlı Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın, hain saldırıyı ilgili birimlere iletmek üzere haber merkezine gitti. Telsizin başına geçti. İşte o sırada teröristlerce şehit edilen ilk isim oldu. Ama bu hain saldırı ilk değildi. Son da olmayacaktı.  

***

  PKK’lı teröristler, bugüne kadar pusu kurarak ve köyleri basarak on binlerce cana kıydı.Yüz binlercesini evinden, yurdundan etti. Bazı ülkelerin gizli ya da açıktan maşa olarak kullandığı terör örgütü PKK, özellikle Doğu ve Güneydoğu halkına karanlık yıllar yaşattı. 1990’lı yılların sonlarına kadar köylüler yaylalarına bile çıkamaz oldu.  

***

Ancak son yıllarda artan terörle mücadele, eli kanlı örgütün nefesini kesti. Terörü kaynağında kurutma stratejisi, savunma sanayiindeki atılımlar, dışa bağımlılık oranının azaltılması bu mücadelede etkili oldu. Yurt içinde ve sınır ötesinde başarılı operasyonlarla terör örgütü PKK bitme noktasına geldi.Kapsamlı harekatlarla sınır hattı temizlendi, teröristlerin sızması engellendi.  

***

Rakamlar dikkat çekici…

Yurt içindeki terörist sayısı 100’ün altına indi. 1984’ten bu yana 70 binin üzerinde PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi.

40 yıllık mücadelede 15 bine yakın şehit verildi. 30 binden fazla kişi gazi oldu. Terör örgütü PKK’nın Türkiye ekonomisine verdiği mali kayıp ise yaklaşık 2 trilyon dolar. Evet yanlış okumadınız. 2 trilyon dolar! Bu rakamla Türkiye’de neler yapılabileceğini varın siz hesaplayın!

 

***

Ama o bölgeleri gören ve bilen birisi olarak söyleyebilirim ki; terörle anılan dağlarda şimdi turizm başladı. Terörden arındırılan bölgeler yeni yatırımlarla rahat bir nefes aldı. Terör sebebiyle göç edenler, köylerine dönmeye başladı. Yaylalar eski neşesine kavuştu. Bir zamanlar teröristlerin yuvalandığı zirvelerde kış ve doğa turizmi başladı. Ve Gabar’dan petrol fışkırmaya başladı.

   

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR

TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç
Sayın Gayrimenkul