Geçtiğimiz hafta Ntv Televizyonunda Empati programını izledim. Kars’ın Boğatepe köyünde geçen masal gibi bir hikaye…
Küçük bir kız köyde ilkokul okumaktadır. Hayalleri köy sınırlarını aşmış, kasabanın ortaokuluna oradan da ilin lisesine, sonrada bir üniversiteye kadar süren bir serüven. Küçük kızın hayali böyle de kader böyle olsun istememiş!…
Küçük kızımız ilkokul beşinci sınıfa kadar köyde okumuş ve mezun olmuş. Kızımız sevinçten kelebek gibi uçarak sevinç içinde dolaşmış kırları bayırları… Kızımızın sevinci kursağında kalmış, kısa bir süre sonra babasını kaybetmiş. Cenaze kalkarken bir duvara yaslanmış, sicim gibi yaşlar dökmüş parlayan gözlerinden.
Köy kuralları, babasının acısı geçmeden “Görücü usulü istenmiş anasından. Anası bir kızına bakmış, bir de onun kör talihine ve uygun görmüş, kızına nişan sonra düğün yapmaya. Hayallerini kalbine gömmüş, koca evine gelin olmuş.
Önce iki erkek çocuğu olmuş. Kendi hayallerini onların gerçekleştirmesi için var gücüyle arkalarında durmuş.
2007 yılında bir minibüs kazasında 23 kişi hayatını kaybetmiş. Köyden göç başlamış giden gidene… Köy ekonomisi çökmüş, malını maşatını satan kasaba ve şehre göçmüş. Atalarından kalan verimli topraklar nadasa bırakılmış gibi üzerinde kalan kuru otlarla üretim dışı kalmış. Atatürk’ün, “Toprak kutsaldır, kaderine terk edilemez” sözü kulağında çınlarken, küçük kızımız 45 kadını toplamış, ardından son kalan 15 erkek de bunlara katılmış ve Boğatepe Kırsal Kalkınma Kooperatifi’ni kurmuşlar. Yine “Üretmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur” sözünü ışık belleyim, yeniden üretmek için toprakları sürmeye, hayvanlardan süt almaya, peynir yapmaya başlamışlar. Köylerinde 650 çeşit endemik ot türü varmış. Atalarından hayvanların sütüne katılacak ot miktarını, yapılan peynire katmışlar. Damakta tad veren peynir türlerini yeniden elde etmişler.
Uzman İhsan Koçulu’dan, iletişim, sağlık ve beslenme kursları alıp yenilikleri takip etmişler. Köylerine 9 mandıra kazandırmışlar. Eşim ve çocuklarım bana çok destek oldular, köyden geçenler yeniden köye dönmüşler… Bizim küçük kız Fransızca öğrenmeye merak sarıyor, çabasıyla öğreniyor kendi kendine. Fransa’dan bir köyle kardeş köy oluyorlar. Fransızlar, Boğatepe köyünün ürünlerini ülkelerinde tanıtıyorlar ve turlar düzenliyorlar kısa sürede.
Bizim küçük kızımız köyünde, “Peynir Müzesi” açıyor. Türkiye’de ilk peynir müzesi, dünyada ikinci müze.
Enerji Bakanlığı “Girişimci Kadın” ödülünü kızımıza veriyor. Birleşmiş Milletler fon bağlıyor üreten köy kadınlarına. Dış ülkelerden ve yurttan 200 bin kişi köylerine geliyor, kahvaltı yapıp, ürünlerden alıyorlar.
Güçlü kadın güçlü yarın onların desturu oluyor. Üreten kadının eline para geçtikçe ailede söz sahibi oluyor. Kadını yeri erkeğin ne arkasında ne önünde, hemen yanı başında diyerek üretmeye devam ediyorlar.
İnternetten açtıkları sayfa ile ürettiklerini pazarlıyorlar durmadan.
Yazımın başlığını MASAL koymuştum. Sizler de böyle bir hikayeyi okuyunca bana hak vermişsinizdir.
Masallar: gökten üç elma düştü biri anlatana veya yazana, diğeri kahramana, üçüncüsü de masalı okuyan veya dinleyene.
Kahramanımız Ümran Ömür.
Mutlu kalınız.














YORUMLAR