İlahiyat Fakültesi Konferans Salonunda Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mürşide Şimşek’in moderatörlüğünde Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı Gülşen Sezer’in konuşmacı olarak yer aldığı söyleşiye; Kadın ve Aile Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Doç. Dr. Letife Özdemir, öğretim elamanları ile Hukuk Fakültesi ve Psikoloji Bölümü öğrencileri katıldı.
“DUYGUSAL BİR İLİŞKİ BULUNSA DA BULUNMASA DA SUÇTUR”

Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı Gülşen Sezer, ısrarlı takibin, bir kişiye onun isteği ve rızası olmaksızın takıntılı bir şekilde yönelmek, ona “kafayı takmak” anlamına geldiğini belirtti ve bu tür eylemlerin hem 6284 Sayılı Kanun’un hem de Türk Ceza Kanunu’nun koruması altında olduğunu ifade etti: “Bir kişiyi takıntı hâline getirmek ve huzurunu bozmak, taraflar arasında duygusal bir ilişki bulunsa da bulunmasa da suçtur. Olayın özü şudur: Taraflardan biri ısrarla görüşmek isterken diğer taraf bunu istememektedir. Mağdur kişi karşı tarafı telefonundan engellemekte; ancak fail farklı yollarla ulaşmaya çalışmaktadır. Bu yollar arasında ortak arkadaş veya akrabaları kullanmak, mağdurun evinin etrafında dolaşmak gibi yöntemler yer almaktadır. Bu tür durumlarda uygulanabilecek önleyici ve koruyucu tedbirler mevcuttur. Israrlı takip mağduru kolluk kuvvetlerine ya da savcılığa başvurduğunda öncelikle mağdurun ifadesi alınır, ardından failin kimlik tespiti yapılır ve ifadesine başvurulur. Failin ısrarlı takip eylemini hangi yöntemlerle gerçekleştirdiği araştırılır. Eğer fail mağdurun evine gidiyorsa hemen kamera görüntüleri ve tanıklar incelenir; mağdur ısrarla aranıyorsa arama kayıtları temin edilir.”
