2 hafta önce “2.Belediye Çarşısı, 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal” başlıklı kaleme aldığımız yazımızı sayfamızın okuyucuları hatırlayacaktır. İlk sefer sayfamızla tanışan okuyucularımızda Gazete 3 Web Sitesinde şahsıma ait olan Yazarlar sayfasından bu yazıya rahatlıkla ulaşabilirler. Okuyucularımız iyi bilir. Her hafta salı sabahları yayınlanacak olan yazımın ön tanıtım ilanını her pazar akşamı sosyal medya hesaplarımdan yaparım. İlginç bir şekilde bu yazının ilanını, pazar akşamı yapmamla birlikte; korkunç bir telefon trafiğine maruz kaldım. Yüzde 100 dolu olan telefonumun şarjı bitene kadar yoğun bir telefon ve Whatsapp trafiğiyle mücadele ettim. Anlattığım bu yoğun telefon ve Whatsapp trafiği içinde bana o gün gelen 8-10 telefon görüşmesinden sadece bir telefon görüşmesine takılı kaldım. 2 haftadır aklıma geldikçe gülmeye devam ettiğim bu telefon görüşmesine takılma vaziyetim hala devam ediyor. Şimdi diyorsunuz ki bize de anlat da hep birlikte gülelim. Hadi buyurun.
BEN ASLINDA BİR PROJEYMİŞİM; İYİ Mİ?
Yukarıda bahsettiğim Pazar akşamı yeni yazı ilanını yayınladıktan sonra gelen yoğun telefonlardan birisinde bende kayıtlı olmayan bir telefon aradı beni. Kendisinin ismini tabi ki şimdi burada paylaşmayacağımı okuyucularım iyi bilir. Bende telefonu kayıtlı olmayan ama aslında tanıdığım üstat halimi hatırımı sorduktan sonra telefonda sıralamaya başladı ifadelerini. Konuşmasının başında bana; biz biliyoruz sen bir projesin aslında dedi. Yazdığın yazılar takip ediliyor, ilgi çekiyor, whatsap numaralarından paylaşım fazlalığı yapıyor, kendi yazı gündemin oluşuyor ve müspet-menfi sonuca ulaşıyorsun. Kesinlikle sen bir projesin dedi. Bende kendisine gülerek dedim ki, ne projesiymişim ben; Amerikan projesiymişim dedim. Sen gülüyorsun bu dediğime diyerek anlatmaya devam etti. Bakın konu nereye geldi..

DEDİKODULAR KURULTAYLA BİTMİŞ BEN DEVREYE GİRMİŞİM
2 Aralık Salı günü yayınladığımız “2.Belediye Çarşısı, 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal” adlı yazının tanıtım ilanını; 30 Kasım Pazar akşamı, 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal manşeti ve etiketiyle kendi sosyal medya hesaplarından yayınladım.. O gün CHP’ nin, Ankara’da Olağan Kurultayının son günüymüş meğerse. Aylardır Burcu Köksal, Ak Partiye geçecek, geçmeyecek dedikoduları parti meclisi listesinin ortaya çıkmasıyla birlikte o akşam son bulmuş. Çöpe atılmış ve bu dedikoduyu çıkaranların elinde patlamış. Ardından aynı akşam hızlı bir şekilde aslında sözde PROJE olan ben tarafından, 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal konulu tanıtım ilanı ile başka bir algı devreye sokulmak istenmiş. Baksanıza ben neymişim ya. Vallahi-Billahi korktum kendimden.
ARADAKİ AYRACI GÖRSE SORUN YOK
İşin garip, komik ve gerçek tarafı şu. Tanıtım ilanında belirttiğim “55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal” cümlesini bu üstat aradaki “ve” kelimesini görmeyerek ya da görmek istemeyerek “55 Mülk Sahibi Burcu Köksal” diye okumuş ve algılamış, iyimi? Sözde PROJE olan ben, Burcu Köksal’ın, Ak Partiye geçiş dedikoduları bittikten sonra 55 Mülk Sahibi Burcu Köksal diye bir algı operasyonunu başlatmışım. Ne zaman tetikçi kalemşor gazeteci olduysam onu da bilmiyorum tabi. Aslında bu üstat manşeti kendi görmek istediği gibi okumasa, sakince okuma kabiliyetini göstermiş olsa 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal cümlesindeki “ve” ayracını görecek, kavrayacak ve anlayacak ama yok istediği gibi göreceği için yapacak bir şeyde yok. Sevgili üstada dilimin döndüğü kadar takıldığı yeri anlattıktan sonra kendisi ben dikkat etmedim tekrar bakayım diyerek kapattı telefonu ve bir daha da aramadı. Sanırım tanıtım ilanında belirttiğimiz “ve” ayracını buldu, okudu ve tespit etti ŞÜKÜR…
KÖRÜ, KÖRÜNE HER ZAMAN İYİ DEĞİLDİR
Bir partili olarak kendi partisinden olan bir Belediye Başkanını sonuna kadar desteklemek şüphesiz güzel bir davranıştır. Ama bu destek kesinlikle körü, körüne olmamalı bence. Körü, körüne olursa bir şeyi okurken gözler bir anda şaşı olabilir, kamaşabilir ya da aradaki iki harflik bir kelimeyi eksik gösterebilir gözler sana sevgili üstat. Diğer organlarımız gibi gözler de önemlidir. Göz sağlığını, körü körüne bir parti uğruna yanlış kullanarak yormana gerek yok bence. Bu arada sevgili üstat, hiçbir zaman sayfamda Afyonkarahisar içi siyasete girmediğimi hatırlatayım. Bana bahsettiğin dedikodular ile ilgili bir tek yazı bile yazmadım ben. Çünkü siyaset yazısal ilgi alanım içinde değil. Uzun lafın kısası şu. Ben Burcu Hanım hakkında Belediye Başkanlığını ilgilendiren konuları ara ara sayfamda kamuoyu adı ve ricasıyla yazıyor ve gündeme getiriyorum. Herkesin bildiği bu noktayı lütfen artık sende bilirsen mutlu olurum. Umarım artık benim bir proje olmadığıma bu yazıdan sonra sende ikna olmuşsundur sevgili üstat. Yine de Proje kardeşinden selamlar sana.

GELELİM ADAMLARDAN SAĞLAM PARA ALMA KONUSUNA
Geldi mi arka arkaya gelir diye bir tabir vardır; bilirsiniz. Aynı o hesap. Yukarıda bahsettiğim 2 Aralık’ta yayınladığımız yazının gününde, bizim mahalleden yani basın mahallesinden iki ermiş dostum beni arayarak şunu dedi bana. “Abi, 2. Belediye çarşısındaki 55 esnaftan bu yazı için kaç para aldın hele diğeri ise afyon usulü dene döküldü mü dene abi bu yazıdan sana dedi.” İşin garip yanı daha gençler. Emekli olsalar da gazeteciliği bıraksalar diyeceğim ama öyle bir şansımda yok aksine. Sevgili iki meslektaş arkadaşım; parayla haber yapılmaz, köşe yazısı yazılmaz. Sizlerin para karşılığında övme ya da dövme noktasındaki habercilik anlayışınız gelişmiş olunca; her okuduğunuz haberde gözlerinizde 200 TL’lik banknotlar oluşması gayet normaldir. 2.Belediye çarşısı esnaflarının dükkânları, atölyeleri, işletmeleri yıkılmış, insanlar 2-3 yıldır mağdur. Belediye Başkanı Burcu Köksal ve Belediye Meclisi sesimizi duysun bizi çağırsın; 10 dakika konuşma hakkı versin, bizler her türlü görüşme zeminine hazırız demişler… Bende bunun üstüne çıkıp bana dene verirseniz olur diyeceğim. Öylemi? Doğup büyüdüğüm Eskişehir’den, Afyonkarahisar’a geldiğim tam 26 yıl olmuş. Bu zamana kadar bu şehirde, sizin kafanızda gazetecilik yapmamayı bana nasip etmeyen; ALLAH’IMA İNANIN SONSUZ HAMD VE ŞÜKÜRLER OLSUN.

ŞİMDİDEN BİR ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLİYORUM
Afyonkarahisar’da çok sevdiğim, zeytin tüccarlığı yapan ve bir süre önce vefat eden değerli bir abim Rahmetli Yusuf Kaya’nın oğlu İhsan Kaya’nın söz ve nişan törenine katıldım. İhsan, babasının erken ölümü ile tüm işleri ve ailenin yükünü yüklenen yüreğini ve azmini takdir ettiğim genç tüccarlardan birisi. Şimdiden kendisine İlerleyen yakın aylarda bir ömür boyu birlikteliğe evet diyecekleri nişanlısı Kezban Uçmak ile mutluluklar diliyorum. Bu vesileyle, Rahmetli Yusuf Kaya’yı bu vesileyle tekrar anıyor; başta eşi Fatma Kaya ayrıca Hasan ve Hatice Uçmak’a bu güzel aile birlikteliğinin hayırlı olmasını dileyerek Allah torun sevdirmeyi nasip etsin diyorum. Bu arada nişan töreninde bir süredir görmediğim Özerler Ailesinden sevgili Rıfat Özer’i görme fırsatım oldu. EKONOMİA Sayfası okuyucuları adına Sevgili İhsan ve Kezban’a mutluluklar diliyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.














YORUMLAR