Öne Çıkan

15

1

Image

Taşoluk karantinaya alındı
Afyonkarahisar’da koronavirüs vakalarında artış devam ediyor. Bununla birlikte de karantina uygulamaları da ardı ardına geliyor. Susuz beldesinde uygu..

2

Image

Belediye Meclisi toplandı
Afyonkarahisar Belediye Meclisi Belediye Başkanı Mehmet Zeybek Başkanlığı’nda toplandı. Toplantıya koronavirüs tedbirleri kapsamında misafir kabul edi..

3

Image

Ali Kaleli Tesisleri yenilendi
Çay Belediyesi Fen İşleri ekipleri tarafından Ali Kaleli Piknik alanında başlatılan bakım onarım ve çevre düzenleme çalışmalar tamamlandı..

4

Image

Yeni düğün salonları hazır
Sandıklı ilçesinde düğün sezonunda yaşanan yoğunluktan dolayı, vatandaşların mağdur olmamaları için Başkan Mustafa Çöl’ün talimatları doğrultusunda ha..

5

Image

Vali Çiçek’e hayırlı olsun ziyaretleri
Afyonkarahisar protokolü Vali Gökmen Çiçek’e hayırlı olsun ziyaretlerinde bulundu ..

6

Image

Su abone bağlantıları yapılıyor
İscehisar ilçesi genelinde yapılacak olan sıcak asfalt yol çalışmaları öncesinde tüm arsaların parsel bazlı pis su, temiz su abone bağlantıları yapılı..

7

Image

Kabir satışları yapılacak
Afyonkarahisar Belediyesi Bayraktepe Mezarlığında oluşturduğu kabirleri belirlenen bedelleri karşılığında tahsise sunacak. ..

8

Image

SAYI YÜKSELDİ
Afyonkarahisar’da koronavirüs vakalarında son günlerde ciddi oranda artışlar yaşandı. En fazla artış İl Merkezi ile Sinanpaşa ilçesinde yaşanırken, va..

9

Image

‘Bize mutluluk kaynağı oluyor’
Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt çarşı merkezinde yeni hizmete giren iş yerinin açılışını gerçekleştirdi. Başkan Bozkurt, “İlçemizin yeni bir işle..

10

Image

Vali Çiçek’e ziyaret
Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt ve Kaymakam Nurullah Kaya, Afyonkarahisar Valiliği'ne atanan Gökmen Çiçek'i makamında ziyaret etti ..

11

Image

ING Basketbol Süper Ligi’ne 3 takım -1 puanla başlayacak
Türkiye Basketbol Federasyonu, mali kriterlere uymadıkları gerekçesiyle Galatasaray, Beşiktaş ve Pınar Karşıyaka'nın yeni sezona -1 puanla başlayacağı..

12

Image

‘Yaz Kuran Kursu’ndan istifade edin’
İl Müftüsü Sinan Kazancı, bu yıl virüs salgını nedeniyle camiiler yerine Diyanet TV aracılığıyla düzenlenen Yaz Kur’an Kursu eğitiminden fırsatı olan ..

13

Image

Esra Albayrak’a hakarete gözaltı
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca, sosyal medyada Bakan Berat Albayrak ile eşi Esra Albayrak’ı hedef alan hakaret içerikli yorumun ardından, şüpheli E..

14

Image

Federasyon ‘oynanmayacak’ dedi
Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun önceki gün akşam saatlerinde TFF 2. Lig ve TFF 3. Lig ile Spor Toto Bölgesel Amatör Lig maçlarının oynan..

15

Image

‘Milletin sırtından kaynak oluşturmayın’
İktidar partisini eleştiren Yeniden Refah Partisi İl Başkanı İbrahim Derviş Suna, “Esas olan milletin sırtından değil, millete yük yüklemeden kaynak ü..

16

Image

Emniyet kuş uçurmadı
Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, İl Emniyet Müdürü Ali Temiz önderliğinde yaptıkları uygulamalarla suçlulara göz açtırmadı. Hıdırlık..

17

Image

Anadolu Efes’te ayrılık
Anadolu Efes Basketbol Takımı'nda ABD'li oyuncu Alec Peters ile yolların ayrıldığı bildirildi...

Çiftçinin önemi... | Mehmet Emin Güzbey | Gazete3.com.tr
Image

Çiftçinin önemi...

Mehmet Emin Güzbey
28.05.2020
Koronavirüs salgını gösterdi ki, bundan sonra hijyen kurallara daha dikkat edilmesi gerekiyor.
Şapur şupur öpüşmek, sarılmakta artık tarihe karışmalı.
Ve...
Bir husus daha var ki çok önemli.
Tarımsal üretim.
Daha artırılması gerekli.
Bu da çiftçilerimizin önemini bir kat daha artırıyor.
Aslında...
Yıllar önce Atatürk, çiftçilerimizin önemini vurgulamış.
Bu konuda ciddi önlemlerde aldırmış.
Ama, aradan yıllar geçmesine rağmen çiftçilerimize, esnafımıza verilen önemin eskiye oranla artmadığını, hatta daha azaldığını maalesef görmekteyiz.
İşte Atatürk’ün çiftçimize verdiği öneme işaret eden bir not...
*
Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya Köşkünden, yanında yalnızca şoförü ile Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında, koşulu bir de merkep vardır. Şoförüne;

— Arabayı durdur, der.

Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan öküzü ve merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince,

— Kolay gelsin Ağa, der.

— Sağolasın Bey! Hoşgeldin.

— Hoşbulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.

Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla,

— Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon Bey. Sen bunu bana mı söylüyon?

— Kime söylemeliyim Ağa?

— Sen Bunu Git Vergi Memuruna Söyle.

— Vergi Memuruna mı?

— He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün eşini ‘Vergi borcunu karşılar’ diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi Beylerin sofrasına et, sucuk oldu Bey.

Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. Onun bu halini gören köylü,

— Bana niye kaş çatıyon Bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece köyündenim. Muhtara sor istersen.
Atatürk,

— Neden Kaymakam Bey’e gidip durumu anlatmadın Ağa?

— Gittim Bey.

Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder.

— Kaymakam ne dedi?

— Git borcunu öde, dedi.

— Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.
Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.

— Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.

— Halimden belli mi oluyor?

— He ya! Hem gitseydin bilirdin.

— Neyi bilirdim?

— Kapıdaki Jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.
Atatürk,

— Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?, diye sorar.
Köylü gülümseyerek,

— İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola, der.

Atatürk, kızmıştır.

— Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?,diye sorar.

— O’nunda bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?

Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.

— Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.

Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya köşküne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.

—‘Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.’

Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya köşküne gelirler.
Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır.
Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşküne gelen köylü ‘Eyvah ben ne yaptım’ diye için için dövünmektedir.
Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle ‘beni takip edin efendim’ deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur.
Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler.
Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır.
Gözleri kararmış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır.
Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir.
Tanıdık bir ses duyar.

— Hoşgeldin ağa. Gel yerin burada diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir.
Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur.
Durumunu anlayan Atatürk,

— Sakin ol ağa. Korkacak hiç bir şey yok.

— Sağol bey! Sağol.

Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,

— Seni buraya niye çağırdım biliyor musun ağa?
— Hayır bey, bilmiyom.

— Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama; bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.
Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar.
Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler.
Sonra ayağa kalkar.
Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle;

— Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.

Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır.

İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez...

*
*
*
27 Mayıs...
Dün 27 Mayıs idi.
Tarihin en kara günlerinden birisi...
27 Mayıs denilince hep kötü günler akla geliyor.
27 Mayıs 1960.
Darbenin üzerinden tam 60 yıl geçmiş.
Darbe sonrası idam edilen Başbakan ve Bakanlar...
Hepsi de Şehit.
27 Mayıs 1980.
Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu Hükümetin MHP’li Bakanı Gün Sazak, eşi ile gittiği bir ziyaretten dönüp arabasından eşyalarını indirirken Marksist Leninist Dev Sol tarafından çapraz ateşle şehit edilmişti.
Gün Sazak’ın şehit edilişinin üzerinden de tam 40 yıl geçti.
Tüm Şehitlerimizi andık dün.
Allah rahmet eylesin...
*
Dün sabah, TRT Haber Kanalında Yavuz Donat konuktu.
27 Mayıs 1960 günü ve sonrasında yaşananları anlattı.
Menderes, Polatkan, Zorlu ve Bayar Ailelerine mensup kişilerin kendisine anlattığı özel bilgileri paylaştı.
27 Mayıs 1960 günü ve idam günlerinde yaşananlardan bilinmeyenleri aktardı.
Programdan sonra konuştuk Yavuz Donat ile.
‘Ağzına, yürek sağlık abi’ dedim.
Yanında SABAH Gazetesi Ankara Temsilcisi Osman Altınışık vardı.
‘Özledik, yakında Afyon’a sana geleceğiz’ dedi.
27 Mayıs ile ilgili KANAL 3’te bir programda anılarını, bildiklerini paylaşma sözünü verdi Yavuz Donat.
En kısa sürede gerçekleştireceğiz inşAllah.
*
*
*
Sokaklar temizleniyor....
Emniyet Müdürü Ali Temiz, Afyon’a atanalı daha bir kaç ay oldu.
Gelir gelmez İl ile ilgili tüm bilgilendirmeleri aldı.
Elindeki raporları, brifing notlarını ve görüşmelerdeki notlarını masasına koydu.
Bir kaç gün hiç bir şeye yoğunlaşmadan masadaki bilgilere odaklandı.
Fotoğrafı çekti.
Sonra...
Tüm Şubelerin Müdürlerini topladı.
Her biri ile o şubeyi ilgilendiren konuları konuştu.
KOM Şube ile ‘özel’ bir toplantı yaptı.
İlk sözlerinden birisi şu oldu...
‘Gençlik bizim geleceğimiz. Afyon’lu olan ya da olmayan. Burada doğmuş olan veya buraya okumak için gelen. Hepsi bizim geleceğimiz. Gençlerimize yönelik en büyük tehlike uyuşturucu. Önceliği uyuşturucu ile mücadeleye vereceğiz.’
*
Aradan 4 ay gibi bir süre geçti.
Bayram öncesi...
Sordum Emniyet Müdürümüze.
4 ay içerisinde uyuşturucu ile ilgili yapılan operasyonların neticesi ne olmuştu...
Narkotik suçlarla ilgili 72 olay olduğunu belirtti Ali Temiz.
Bunlardan 20’si uyuşturucu madde imal ve ticareti ile ilgili, 50’si kullanmak için satın alma, bulundurma ve diğer ikisi uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçları olarak kayda geçmiş.
Bu süreç içerisinde epeyce uyuşturucu ve bu suçlar ile ilgili olaylarda yakalanan malzemelerde dikkat çekici.
15 kilo 850 gr esrar, 401 gram skunk maddesi.
Liste uzun...
Eroin, kokain, bonzai, metamfetamin, hint kenevir tohumu,ecstasy, sentetik uyuşturucular, kenevir, tabanca, mermi ve para...
Tam 147 şahsa adli işlem yapılmış, bunlardan 33’ü tutuklanmış.
Dikkat çeken bir başka not...
20’den fazla sokak satıcısı tutuklanmış bu süreç içerisinde.
Sokakların temizlenmesi önemli.
Bir başka not daha...
Afyon’da bu dört aylık süreç içerisinde yapılan çalışmalar Ankara’dan da takip ediliyor.
Dikkat çekmiş yakalanan malzemeler, tutuklamalar.
Genel Müdürlük Afyon Narkotik Şubeye bir araç tahsisi yaptı ve araç Afyon’a geldi.
Başarının mükafatı...
Tebrik ediyoruz Ali Temiz nezdinde KOM Şubenin tüm ekiplerini, Amirlerini.
*
*
*
Aziz Nesin’den bir hikaye...
Bayram günlerinde hep eski bayramlar dile getirilir.
KANAL 3’te de bayram süresince canlı bağlantılar ile pek çok konuk ile görüşüldü, hemen hepsi de eski bayramlara atıfta bulundular.
Eski bayramların en önemli özelliklerinden birisi de posta aracılığı ile gönderilen tebrik kartları idi.
Afyon merkezde...
PTT’nin önünde bayramdan bir hafta kadar önce tebrik kartı satıcıları tezgahlarını açar ve birbirinden güzel yüzlerce örnek tebrik kartları hemşerilerimizin beğenisine sunulurdu.
Kime tebrik kartı gönderecek iseniz o kişiye uygun kartları seçer ve her birini özenle yazar sonra postaya verirdiniz.
Şimdi çocuklarımıza bu anlattıklarımız garip geliyor elbette.
Ama bizler bu günleri yaşadık.
Bir kaç kişi de olsa nostaljiyi yaşatıyor bizlere ama, şimdi sosyal medya bayram tebrik kartlarının ve PTT’nin yerini aldı.
Bayram tebriği denilince de bir Aziz Nesin hikayesi aklıma geldi.
Aziz Nesin'in bu bayram tebriği hikayesini kahkaha atmadan okuyabilecek misiniz bakalım?
*
"1965 senesiydi. İşe gireli henüz iki hafta olmuştu.
Bir genel müdürlükte, özel kalem müdürünün yardımcısıydım.
Bayrama on gün kala, müdürüm hastalandı ve rapor aldı.
Ertesigün genel müdür beni odasına çağırdı.

-Buyrun efendim.

-Tebrik kartları hazır mı evladım?

-Hangi tebrik kartları efendim?

-Eyvahlar olsun, Şükrü sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartı göndermeli. Şimdiye çoktan postaya vermiş olmamız gerekirdi.

-Hiç haberim olmadı efendim...

-Hemen, hemen hemen ! Yarına istiyorum üç bin adet kartı sabaha kadar yaz ve postaya ver.

-Emredersiniz efendim! dedim ve odadan çıktım. Ancak üç bin adet bayram tebrik kartını tek tek nasıl yazacağım?

Genel müdür, kartların çini mürekkeple ve güzel bir yazıyla yazılmasını isterdi. Üç bin adet kartın iki bin tanesini makamca kendinden aşağıda olanlara şu şekilde yazacaktım:

"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim."

Kalan bin tanesi de, daha üst makamdakilere:

"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim" şeklinde yazılacaktı.

Hiç vakit geçirmeden masamın başına geçip kolları sıvadım. Önümde davetiyelerden oluşan irili ufaklı pek çok dağ duruyordu. Ben mesaim bitiyor, az sonra çıkar evime giderim derken, sabaha kadar burada kalıp üç bin kartı yazmak zorunda kaldım. Sızlanmanın faydası yok, işe başlayım:

Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.

Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.

5,10,20,50,100,750,875.
Yazıyorum yazıyorum bitmiyor!
Vakit gece yarısını geçti gitti bana öyle bir sıkıntı bastı ki, tarif edemem.

Yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum... bitmiyor.

En nihayetinde alt makam kartları bitti. Ama ben de bittim. Şafak sökmek üzereydi. İşi biten kartları masamın üzerinden alıp başka bir yere koydum.

Ama önümde halen bin adetlik bir kart yığını durmaktaydı. Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederime başladım..

Durmadan yazıyordum. Göz kapaklarım öyle ağırlaşmıştı ki, gözlerimi açık tutmam her bir karttan sonra daha da zor bir hale gelmişti. Resmen işkence çekiyordum.

125, 279, 400, 689... yazdım yazdım yazdım.
Bir vakit sonra, artık ben kaleme değil o bana hakim olmaya başladı.
Ama halen yazıyordum:

Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.

Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.

Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken...

Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim...

Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim...

Önce bayramınızı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye başarılı günler dilerim...

Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhat dilerim..

Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim...

Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim...

Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de... saygıyla ederim...

Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim..

Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı;

Aferin dedi. Bitirmen iyi olmuş. Hemen postalayın!

Hemen postaladık.

Üç gün sonra da önce bizim genel müdürü, ardından bendenizi postaladılar..."
*
*
*



Günün sözü

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
Necip Fazıl Kısakürek

Yorum Birakabilirsiniz.


İlk Yorum Yazan Siz Olun..
YAZARIN DIGER MAKALELERI
03.07.2020
03.07.2020
03.07.2020
OZEL HABERLER